Ergun Babahan
Kas 08 2019

Bu Fenerbahçe’nin şampiyonluk şansı CHP’nin iktidar olma şansı kadar

Türkiye futbolunun en karanlık dönemlerinden biri… Ülke içine kapandığı an herşeyiyle çöküş başlıyor ve futbol da bundan nasibini alıyor. En çok alanların başında da hesapsız borçlanma, akılsız transfer ve yolsuzluklarla yıpranmış İstanbul’un üç büyük kulübü geliyor.

Artık Avrupa’da başarı hayali bile yok. Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’nde tek gol atamadan bir puan toplayabilmiş; Beşiktaş ve Trabzonspor ise UEFA Ligi’ne erkenden veda etmiş durumda. Herkes “Anası”nın Ligi’ne dönüyor yani.

Orada da mücadele var belki ama futbolun lezzeti yok. Özellikle de Fenerbahçe açısından. Takım deplasmanda yokları oynuyor ama kendi sahasında da çok parlak bir tablo çizemiyor açıkçası. Kasımpaşa karşısında stadı tıka basa doldurmuş coşkulu bir taraftarı arkasına almış sarı-lacivertli ekip gerçekten çok zorlandı.

Fenerbahçe’de ayakta kalan tek oyuncu Gustavo desek yeridir. Vedat Muriç çok çabaladı, iki penaltı golü attı ama başka pozisyona giremedi. Antalyaspor yenilgisi, Trabzonspor beraberliğinin ardından rakip oyuncunun gereksiz kırmızı kart görmesi sayesinde üç puanı alabildi ev sahibi ekip…

Fenerbahçe organize olamıyor, akıllı oynayamıyor, yaratıcı pas yapamıyor, pozisyon üretemiyor özetle futbol adına gereken hiçbir şeyi doğru yapmıyor. Bu ekonomik krizde stada gidip bilet alan, bu trafikte maça gitmeyi göze alan insanlara yazık açıkçası.

Düşünün ki rakibiniz 2-1 öne geçtiğiniz an 10 kişi kalıyor ama siz bunu değerlendirme gücünden bile acizsiniz çünkü gücünüz de yok, futbol zekanız da. Ortaya konulan futbol bu takımın deplasmanda maç kazanmasının mucizeye bağlı olduğunu söyleyebiliriz.

Bunun başlıca sorumlusu Ersun Yanal olduğu kadar, onun takım kurma ve oynatmadaki eksikliğini görmesine rağmen gereken adımı atamayan yönetim. 

Taraftar milli maç arası öncesi alınan bu galibiyet nedeniye mutludur, ancak oyuna taraftar gözüyle bakmak yanıltıcı olacaktır. Ersun Yanal’ın oyuncu değişikliği tercihlerinin Dirar, Jailson ve Sadık olması, Ersun Yanal’ın korku ve takıma ve kendisine güvensizliğinin açık bir göstergesiydi.

10 kişi kalmış rakibe karşı bariz bir üstünlük kuramamak, net gol pozisyona girememek bariz bir zaafiyettir. Bu takım yola Ersun Yanal ile yola devam edecekse devre arasında takviye yapmak bile bu kötü tabloya çare olamayacaktır. Galatasaray’ın Real Madrid maçının şokunu kısa sürede atarsa şampiyonluğun en iddialı takımı haline gelecektir. Ancak ligin futbol kalitesi, artık taraftar için tek tesellinin lig şampiyonluğu haline geldiğini gösteriyor. Avrupa liginin giderek öne çıkıp gelir kaynağı haline geldiği bir dönemde Türkiye ülke olarak küme düşmüştür maalesef ve bunu tersine çevirme şansı yoktur.

Maç sonrası Ersun Yanal ne söylerse söylesin gerçek ortada… Takımın fizik gücü yok, hücum organizasyonu yok, rakibi bozan bir presi yok… Yok oğlu yok özetle. Taraftar puan tablosuna bakıp umutlanmasın, bu takım iyi değil ve iyi olması da mümkün değil.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.