Haz 07 2018

Adalet Bakanı ‘FETÖ’ davalarının bitişi için tarih verdi

15 Temmuz darbe girişiminin ardından birçok gözaltı dalgasına gerekçe olarak gösterilen başlıca suçlama ‘FETÖ üyeliği’...

Gülen cemaatine yakın olduğu ya da yardım ettiği iddiasıyla bugüne kadar birçok şirkete kayyum atanıp el konurken yöneticileri de gözaltına alındı ya da tutuklandı.

Binlerce kişi iddianamesiz yıllardır cezaevlerinde tutuklu. Çıktıkları duruşmalar da hep bir sonraki tarihe erteleniyor. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’den seçim öncesi kritik bir açıklama geldi bu konuda.

Gül, ‘FETÖ’ davalarının 2018 sonunda artık Türkiye'nin yargı gündeminden düşeceğini söyledi.

Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Gül, askerlere bakan yönüyle darbe davalarının genel itibarıyla yüzde 70 oranında ilk derecede sonuçlandığını ifade ederken 287 dosyanın 171'inde karar verildiğini, 116 davanın ise devam ettiğini belirtti. Bu davalarda 2 bin 140 mahkumiyet, 1478 beraat kararı verildiğini kaydetti.

Darbe davalarında 622 sanığın ise ağırlaştırılmış müebbet aldığını açıklayan Gül, bu sanıklardan 31'i hakkında dörder kez, 4 sanık hakkında da üçer kez ağırlaştırılmış müebbet olduğunu, 887 sanığın da müebbet hapis cezası ile cezalandırıldığını belirtti. Gül’ün aktardığına göre, 631 sanığa da 1 yıl 2 ay ile 20 yıl arasında değişen hapis cezaları verildi.

Gül, OHAL bilançosunu da açıklarken 107 bin 175 kişinin ihraç olduğu bilgisini paylaştı. Mağduriyetleri gidermek için kurulan ancak işlevini yerine getirmemekle eleştirilen OHAL Komisyonu'na 108 bin 905 başvuru olduğunu kaydeden Bakan Gül, 19 bin 500'ünde sadece karar çıktığını açıkladı. Buna göre 970 tüzel ya da gerçek kişinin iadesi kabul edilmiş.

Bakan Gül, Muharrem İnce’nin Gülen’in ABD’den usulüne uygun iadesinin istenmediği iddiasına ilişkin olarak, “Burada gerçekten ciddiyetsizlik var, ne oldu, bir Amerikalı aradı, kim aradı, ne söyledi? Bunu milletle paylaşmak zorunda. Ama asıl hazin olan, siz Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanlığına talipsiniz, adaysınız, siz devletin ilgili kurumlarından gelen bilgilere değil de bir gelen telefona —acaba işlettiler mi, kim aradı, ne söylendi- buna itibar ediyorsunuz. Türk milleti, devleti asla gidip böyle bir yaklaşıma, tarza teslim etmez” görüşünü dile getirdi.