Aydın Engin: Etkin pişmanlıktan yararlanıp birilerinin hayatını karartmak kitabımızda yok

T24 yazarı Aydın Engin “15 Temmuz darbe girişimi”nden sonra “FETÖ” davalarıyla ayyuka çıkan etkin pişmanlık meselesini gündeme getiriyor.

Bugünkü yazısında Engin, etkin pişmanlıktan yararlanan ya da yararlanılmasını savunanlara yönelik, etkin pişmanlığın yasalarda çok uzun zamandır var olduğunu hatırlatıyor. Engin bu hakkın “FETÖ’cü avı” ile başlayan süreçteki kadar yaygın ve geniş bir kullanımının hiç olmadığını söylüyor.

KHK ile mesleğinden atılmış bir polis memurunun etkin pişmanlıkta kendisinden olabildiğince isim istendiğini hatırlatan Engin, “Benim ve benim mahallemin sözlüğünde pişmanlık da, ‘mümkün olduğu kadar çok’ filan değil tek bir isim vermek de kara bir lekedir” diyor.

Sosyalist, Marksist hareket tarihinde poliste en ağır işkencelerde bile yoldaşının ismini vermemenin sorumluluk ve erdem olduğunu hatırlatan Engin, şunları ifade ediyor:

“Ağır işkencelerde bile bir yoldaşının adını vermemek temel bir sorumluluk ve erdemdir. Polisin korkunç işkencelerinde çözülüp yoldaşlarının adını verenlere, işkencenin ne kadar ağır olduğu bilinse de iyi gözle bakılmaz. Hele çabucak çözülüp bülbül kesilenlere ‘dönek’ gözüyle bakılır, ondan selam da esirgenir, itibar da... Bu uğurda can verenler vardır; işkence sonucu bedeninde kalıcı sakatlıklarla yaşamak zorunda kalan ama ‘Tek bir yoldaşımın, arkadaşımın bile adını vermedim’ diyebilen kadın ve erkek sosyalistlerin sayısı çok, pek ama pek çoktur…”

Engin, sadece Gülen Cemaati’ne yakın olmuş, dinsel bir tercihte bulunmuş, inancını böyle yaşamış birinin “Hiç bir suça bulaşmadım. Cemaat okulunda okumak, evinde kalmak, sohbetlere katılmak suç değildir” diye kendini savunabileceğini, ancak bunun yerine isim vererek başkalarının hayatını karartıp kendini kurtarmaya çalışmanın “bizlerin kitabında olmadığını” ifade ediyor.

Engin, Nakşibendlilerin herhangi bir kolunda yer almanın suç olmadığını hatırlatarak Gülen Cemaati’nde yer almanın da suç olamayacağına dikkat çekiyor. Engin “Başka hiçbir suça mesela darbede, mesela soru çalıp kul hakkı yemek gibi alçaklıklarda payı yoksa ve buna rağmen suçlanıyorsa inanç sahibin dik durması, inancını savunması bir erdem ve sorumluluktur. Pişman olmak, hele ‘etkili pişman’ olmak değildir” diyor.

Hiçbir suça bulaşmamış, tek suçu Gülen Cemaati’ne yakın durmuş olan binlerce kişinin cezalandırıldığını ve en yakınları tarafından da yalnız bırakıldığını belirten Engin, şunları ifade ediyor:

“Devletin bütün olanakları ile üstlerine çullandığı, hayatlarını kararttığı, işinden ettiği, çoluğu çocuğu ile birlikte açlığa, yokluğa mahkûm ettiği inanç sahibi insanların acılı çığlıkları göklerde yankılanıyor ve ne utanılasıdır ki kendini Müslüman, alnı secdeye değen olarak tanımlayan kesimler bu insanlarla dayanışmayı bir yana bırakın selamı bile esirgiyor, sırtlarını dönüyorlar.

Yerim bütün örnekleri sıralamaya uygun değil. Ama ‘Etkin pişmanlık’tan yararlanan ve yararlanmayan, yararlanmayı düşünen ve düşünmeyen ama şu ya da bu ölçüde Cemaat'a yakın durmanın bedelini ödemek zorunda kalanlara bir çift sözüm var.

İnanç sahibi ve vicdanı asla kararmamış, yakından tanıdığım dostlarımın kurduğu bir sivil toplum örgütlenmesi var: Hak ve Adalet Platformu.”

 

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz