Ara 08 2017

Erdemir: Ne bir kol saatim var, ne piyanom

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, hükümetin Fetullahçı Terör Örgütü olarak tanımladığı FETÖ’ya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, hakkında yakalama kararı bulunan eski CHP Milletvekili Aykan Erdemir’in mal varlığına el konulmasına karar verildi. Erdemir’in mal varlığına ilişkin açıklama yapılmazken eski CHP milletvekili mal varlığını kendisi açıkladı: ‘’Kitaplarım, dededen kalma bir evde yüzde 50 hisse, bankada üç beş kuruş, ne bir kol saatimiz vardır, ne bir piyanomuz vardır.’’ Erdemir banka hesaplarındaki hareketliliği ise Nesin Vakfı'na düzenli bağış ve CHP'ye üyelik aidat olara açıkladı.

Erdemir, mal varlığına el konulması ve gündeme ilişkin şu açıklamalarda bulundu:
 

Gerçek gündem Man Adası'ndaki off- shor hesaplardır, Türkiye'nin gerçek gündemi Mehmet Hakan Atilla davasındaki milyarlarca dolarlık rüşvettir. Zaten bana yönelik yakalama ve mal varlıklarına el koyma kararı gündemi saptırmak için ortaya atılan suni bir gündemdir.

Başta CHP olmak üzere demokratik muhalefete gözdağı vermek için üretilen suni bir gündemdir. Türkiye'nin demokratik kültürü, muhalefet kültürü bu tuzaklara düşmeyecek kadar olgundur.

Benim gibi memuriyetten gelmiş, Eğitim-Sen kökenli, emeğiyle çalışan, alın teriyle kazanan, helal para kazanıp, helal para yiyen bir kişinin üç beş kuruşu üzerinden kendi üç beş milyar dolarlarını, yolsuzluklarını, hırsızlıklarını yağmalamalarını talanlarını ört bas edemezler.

Erdemir, 28 kasımda hakkında çıkan yakalama kararı ve hakkındaki üç iddiayı hatırlattı; Mehmet Hakan Atilla davasında tanık olması, bir sahte belge taşıdığı ve firari olduğu. Erdemir süreci şöyle anlattı:

4 aralık itibarıyla itirazımı ilettim. ABD'de yürütülmekte olan davadan gönderdiğim resmi dökümanla tanık listesinde olmadığımı kanıtladım. Hatta tanık listesinde ve davaya konu olması muhtemel kişiler listesinde Aykan Erdemir yoktur Bilal Erdoğan vardır diye de hodri meydan dedim. Firari olmadığımı, hakkımda açılmış hiçbir dava, verilmiş hiçbir hüküm olmadığını kanıtladım. Daha da önemlisi bahsedilen raporla ve adı geçen kişiyle hiçbir ilişkim olmadığını söyledim. Bu ne demektir; eğer savcılığın, mahkemenin elinde aleyhime tek bir dekont olsaydı, belge olsaydı, tek bir delil olsaydı bu bugün havuz medyasında, yandaş medyada çarşaf çarşaf yayınlanmaz mıydı? Somut bir tek kanıt olmadığı içindir ki şaibe yaratacak, beni karalayacak bir harekete girilmiş.