Bahçeli'nin 'FETÖ' çıkışı: Kılıçdaroğlu’nu hedef gösterip Erdoğan’a mesaj veriyor

Uzun süre sağlık sorunlarıyla boğuştuktan sonra son birkaç haftadan bu yana aktif siyasete tekrar dönen MHP lideri Devlet Bahçeli, art arda verdiği mesajlarla önümüzdeki günlerin siyasi hamlelerinin ipuçlarını işaret ediyor.

Geçen hafta ‘Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ)’ Adalet ve Yargı, Emniyet, İş Dünyası, Eğitim Kurumları, Silahlı Kuvvetler, Üniversitelerdeki bağlantılarının büyük ölçüde ortaya çıkarıldığını ancak hâlâ “siyasi ayağının üzerine gidilmediğini” söyleyen Bahçeli’nin bu sözleri üzerine CHP meclis Araştırması önergesi vererek MHP’ye de destek çağrısında bulundu.

Ancak Bahçeli, gazetecilerle buluştuğu yemekli toplantıda, bir yandan CHP’nin bu hamlesini “Mecliste savcılık mı yapacağız?” diyerek reddederken, diğer yandan siyasi ayak için farklı bir formülü gündeme getirerek ana muhalefete yol gösterdi.

15 Temmuz 2016 gecesi darbeci grup adına TRT’den okunan bildirinin altında imzası olan “Yurtta Sulh Konseyi” üyelerinin sivil-siyasi bağlantılarının üzerine gidilmesini öneren MHP lideri, bu konuda atılacak adımlara destek vereceklerini kaydetti. Devlet Bahçeli “çorbacıyla tatlıcıyla olmaz” derken, halen Silivri ve Sincan cezaevlerinde tutuklu asker, polis, istihbaratçı, yargı mensuplarının dışında, bu teşebbüsün içinde yer alan siyasi-sivil kesimin ortaya çıkartılması gerektiğini belirterek şunları söyledi: 

"Hükümeti kimle kuracaklardı, cumhurbaşkanları, başbakanları kim olacaktı? Yurtta Sulh Konseyi’nin unsurları kimler olacaktı? Bunlar hangi partide varsa ortaya çıkartın diyoruz. FETÖ'nün uzantısı siyasi ayağı bunlar olsa gerek diyoruz. Yoksa şunlar şunlar vardı bunları açıklayınız gibi ifadeler var. Biz nereden açıklayacağız, polis miyiz? Siyasi ayağı öğrenebilmek için CHP'nin içinde varsa çıkartın, MHP'nin içinde varsa çıkartın, bürokraside varsa çıkartın. Bazılarını ABD görevlendirmiş adı bağımsız. Yoksa CHP'nin kuracağı komisyonun üç üyesiyle bu iş olmaz. Ama bu 15 Temmuz'un ruhuna inmiş, onlarla geçmişte münasebetleri olan insanlar Yurtta Sulh Konseyi'ni benden çok daha fazla tanıyor olsa gerektir. Ama istismardan vazgeçin! Çorbacıyla tatlıcıyla artık uğraşmayın. Bunlarla uğraşın.”

Bahçeli’nin bu sözleri, aynı zamanda CHP’ye örtülü bir destek önerisi. Daha önce kurulan TBMM Darbe Araştırma Komisyonu’nun çalışmaları sulandırıldığı gibi, o dönemde Genelkurmay Başkanı olan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan komisyona ifade vermeye gelmedi. Darbe gecesi komuta kademesindeki kuvvet komutanları da komisyona ifade vermedi. Ayrıca Komisyon raporu açıklanmadı ve ardından da ortadan yok oldu. 

Dolayısıyla MHP lideri kurulacak bir komisyonun yine aynı akıbetle karşılaşacağını ima ederek, daha somut bir olgu üzerinden gidilmesini Yurtta Sulh Konseyi’nin askerler dışında, AKP de dahil partilerdeki, bürokrasideki sivil-siyasi bağlantılarının üzerine gidilmesini öneriyor. Bu aynı zamanda Fidan ve Akar’ı ifadeye göndermeyen Erdoğan’a da mesaj. 

Bir yandan CHP lideri için “suç duyurusu” dosyası hazırlatan, Kılıçdaroğlu’nun PKK-PYD-YPG ile ilgili sözlerini, ‘FETÖ’nün AKP’deki bağlantıları ve telefonunda Bylock olduğunu öne sürdüğü AKP’li vekillere yönelik iddialarını savcılığa iletmeye hazırlanan Bahçeli, diğer yandan bu girişimiyle ana muhalefet liderine bir yol açıyor. 

Bahçeli, CHP liderinin bugüne kadar gündeme getirdiği bu iddiaların hemen hiç birisi için re’sen soruşturma açmayan savcıları, CHP lideri hakkındaki MHP suç duyurusu ile soruşturma ve dava açmaya mecbur kılma yöntemini devreye sokuyor. CHP lideri FETÖ’nin AKP içindeki siyasi ayağıyla, Erdoğan ve AKP kabinesindeki, TBMM grubundaki vekillerin Gülen bağlantılarıyla ilgili pek çok iddiada bulundu. 

Sayıları 120-180 arasında değişen AKP’li vekilin telefonlarında Bylock olduğunu, bunların isimlerini bildiğini öne sürdü. Hulusi Akar’ın, Hakan Fidan’ın darbeyi önceden bildiklerini, ifade vermelerinin engellendiğini iddia etti. 15 Temmuz’un “kontrollü darbe” olduğunu, bu bahaneyle asıl sivil darbenin 20 Temmuz’da Erdoğan tarafından OHAL ve KHK’lerle yapıldığını pek çok kez dile getirdi. Savcılar ana muhalefet liderinin bu sözleri ve tezlerinin hiçbirisine soruşturma açmadı. 

Gerçekte bu yanıyla bakıldığında Bahçeli Erdoğan’ı iki yönlü sıkıştırıyor. Birincisi Yurtta Sulh Konseyi’nin darbe başarılı olsaydı iktidarın başına, başbakanlık ve cumhurbaşkanlığına kimleri getireceğinin, hükümette kimlerin olacağının açığa çıkartılmasını isteyerek “sivil ayak” konusunda sonuç almayı hedefleyen bir yöntemi gündeme getiriyor.

İkincisi, bugüne kadar Kılıçdaroğlu’nun, bazıları için elinde belge olduğunu öne sürdüğü pek çok konudaki açıklamalarının, iddialarının üzerine gitmeyen, soruşturma açmayan, sözlerini ihbar kabul edip Kılıçdaroğlu’nu ve diğer CHP yöneticilerini ifadeye bile çağırmayan savcıları, bunu yapmaya mecbur edecek bir siyasi hamleyi devreye sokuyor.

CHP lideri için suç duyurusu dosyası hazırlatıp, “Git FETÖ’nün siyasi ayağıyla ilgili bütün bildiklerini savcılara anlat, elindeki belgeleri ver. O zaman bunları araştırmaya, soruşturmaya mecbur kalacaklar. Soruşturma sonrası dava açılırsa da tüm medyanın izlemek zorunda kalacağı böyle bir davada, FETÖ’nün siyasi ayağıyla iktidarın işbirliği yaptığı yönündeki iddialarını soruşturma dosyasına, mahkeme kayıtlarına geçirme imkânına kavuşursun. PKK’nın çözüm sürecinde Erdoğan ve iktidarla yürüttüğü pazarlıklarla, PYD-YPG ile Salih Müslim ile iktidarın yaptığı müzakereleri ve pazarlıkları da kamuoyunun gündemine getirme, açıklama imkanı eline geçer. Sen her Salı grupta konuşuyorsun, savcılara, hâkimlere çağrıda bulunuyorsun bir şey olmuyor. Şimdi biz senin hakkında suç duyurusunda bulunup, savcıları ve mahkemeleri seni dinlemeye mecbur edeceğiz” diyor.

Bahçeli bu yolla Kılıçdaroğlu’na vururken, aynı zamanda Erdoğan’ı hedef alıyor. Siyasi ayağın üzerinin örtülmesine izin vermeyeceği, açığa çıkartılmasının yolunu açmak istediği mesajını veriyor.

Bahçeli’nin geçmişte ani tutum değişiklikleri, beklenmedik anda yaptığı erken seçim çağrıları, siyasi gündemi alabora eden hamleleri hatırlandığında, birdenbire FETÖ’nün siyasi ayağı çağrılarını ısrarla gündeme taşıması, ince bir siyasi strateji hesabının parçası olduğu düşünülebilir.

MHP liderinin bu çıkışlarının hemen ardından Erdoğan’ın yargı reformunun ikinci paketini gündeme aldıklarını, bir anlamda örtülü af sayılabilecek infaz yasası değişikliklerini kısa sürede meclisin önüne getireceklerini açıklaması dikkat çekici. 

Erdoğan ve iktidar kanadının Bahçeli’nin öteden beri talep ettiği Af Yasası konusunu muğlak bıraktığı anımsandığında, şimdi infaz yasasının acilen gündeme alınması, Bahçeli’nin “siyasi ayak” hamlesinin iktidarda karşılık bulduğu, paniğe neden olduğu şeklinde yorumlanabilir.

Anketlerde Cumhur İttifakı’nın eridiği ancak MHP’nin ittifaktan kazançlı çıktığı ve AKP’den oy devşirdiği açığa çıkarken, Bahçeli’nin bir anda İYİ Parti’ye gidenler de dahil MHP’den kopanlara, küskünlere kapıları ardına kadar açarak partiye davet etmesi bu açıdan da değerlendirilmeli.         

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.