Oca 07 2018

'FETÖloji, demagoji, totoloji…'

 

15 Temmuz darbe girişiminin ardından iktidar ve çevrelerinin dilinden düşürmediği, yargının da kararlarına gerekçe olarak sunduğu “FETÖ” veya “FETÖ”cülük bir silah olarak kullanılıyor artık.

Çıkış noktası, 15 Temmuz’u planlamakla suçlanan Gülen cemaati ve üyelerinin bu tanıma oturtulmak istenmesi…

Bugün 50 bine yakın tutuklu, “FETÖ” suçlaması ile hapishanelerde. Hatta bir kısmı sehven “FETÖ’cü” ilan edilip içeride yatırılmış aylarca; güncellenen ByLock listelerinden öğrendiğimiz kadarıyla…

Ali Sirmen, Cumhuriyet’teki yazısında tam da bu konuya eğiliyor. Bir dönem “komünist” suçlamasıyla insanların damgalandığını, zaman içinde bunun yerini, onun kadar her olayda kullanılmaya elverişli olan “anarşist”in aldığını, onun da bayrağı daha sonra “terörist”e devrettiğini hatırlatıyor Sirmen ve “Şimdi moda kavram ‘FETÖ’cü’dür” diyor:

“İktidara biat etmemekte direnen, hakkını savunmaya kalkan, özgürlüklerden yana tavır koyan, muhalif olan, solcu olan herkese kolayca yapıştırılan bir etikettir FETÖ’cülük.”

Kimlerin FETÖ’cü olduğunu saptayacak, FETÖ’cüleri bulup ortaya çıkarma tekniklerini öğretecek, FETÖ’cülükten arındırma yöntemlerini öğreten, “Fetöloji” tabir edilen yeni bir disiplin çıkmıştır artık diyor sonra Ali Sirmen ve “Fetöloji”nin, demagojiyle eşanlamlı bir kavram haline geldiğinden bahsediyor:

“Artık siyaset sahnemizde, demagoglarla, Fetöloglar, kol kola at oynatmaktadırlar. 
Her eleştiri her çıkış karşısında yanıt hazırdır: FETÖ ağzı kullanma! FETÖ’cülük yapma!”

Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransa ziyaretinde MİT TIR’larındaki silah iddiasını soran Fransız gazeteciye “FETÖ ağzıyla konuşuyorsun” diye çıkışmıştı.

Bu konuşmanın bir Türk gazetecisiyle Erdoğan arasında cereyan etmiş olsaydı, kimi savcıların durumdan vazife çıkarıp soruşturma açacağını, hoşa gitmeyen bir karar vermesi halinde, bizzat kendisinin FETÖ’cülükle suçlanacağından korkan kimi yargıçların da hemen gereğini yapacak olacaklarından dem vuran Sirmen, “Ama Paris’te ‘Fetöloji’ geçer akçe değil.

Bu tür suçlamalara kimse kulak asmadığı gibi, FETÖ savı geçerli bir mazeret olarak kabul de görmüyor” vurgusu yapıyor ve yazısını şöyle noktalıyor:

“Dışarıda, Suriye iç savaşında taraf olmuş, teröre karşı mücadelede güvenilmez damgasını yemiş olan AKP iktidarının demokrasi, basın özgürlüğü ve insan hakları konusundaki kötü görüntüsü eklenince, AKP güdümündeki Türkiye’nin imaj erozyonu daha da artıyor. Sorun bu duruma çare bulmaktır ki bunun da yöntemi, bütün dünyada demagojiyle eşanlamlı olarak algılanan ‘Fetöloji’ değildir. ‘Fetöloji’, bir zamanlar konvertibilitesini yitirmiş Türk Lirası gibi, ancak yurtiçinde bir anlam taşır, ama sınırlar dışında geçerli akçe olmayan, beş paralık değeri bulunmayan bir nafile yöntemdir.”