Ağu 01 2019

‘AKP fetvacısı’, rüşvet dosyasını yeniden açtı: Bu kez Erdoğan’ın müteahhitleri…

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidar çevrelerinde görüşleri dikkatle takip edilen ve “AKP fetvacısı” olarak anılan ilahiyatçı Hayrettin Karaman, bir kez daha rüşvet dosyasını açtı.

Karaman, bir okuyucusunun mektubuna verdiği yanıtta rüşvet konusuna değindi. Bu kez, AKP döneminde aldıkları kamu ihaleleriyle gündem olan ve "Erdoğan'ın müteahhitleri" olarak anılan iş insanları var. Karaman, doğrudan bir isim üzerinden müteahhitlerin rüşvet çarkından bahsetmezken genel bir çerçeve çiziyor.

Mektupta, müteahhitlerin aldıkları ihalelerden zarar ettikleri ve kontrol mühendisleri aracılığıyla ekstra işler çıkartarak kâr etmeye çalıştıkları belirtiliyor.

Karaman, okuyucusuna "Kontrol mühendisine, ekstra işi kabul ettirmek ve ihaleye dahil etmek için rapor versin diye bir menfaat sağlamak rüşvettir" diyerek "Mühendis devletten işinin ve emeğinin karşılığı olarak maaşını alıyor, bu ekstra iş gerekli ise rüşvet almadan rapor vermeye mecburdur" yanıtını veriyor.

Karaman, özellikle 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları sonrasındaki açıklamaları ile tartışma konusu olan bir isim.

Yolsuzluğa “hırsızlık” demenin hata, yalan ve iftira olduğunu iddia eden Karaman, Mayıs 2018’te kaleme aldığı bir yazısında, rüşvet konusunda verdiği fetva ile tepki toplamıştı. 

Karaman, Prof. M. Mustafa Şelebî'yi referans göstererek, zaruri durumlarda rüşvet almanın haram olduğunu ama vermenin ise caiz olduğunu söylüyordu:

"Burada emirin, valinin veya sultanın, rüşvetinizle sizin evrakınıza imza atması, size isteğinizi vermesi, istediğiniz emri çıkarması hadisesi vukua gelmezse, siz hemen bir haftada veya 24 saat içinde ölmezsiniz; ama meşrû bir menfaat elinizden gider ve siz artık ondan istifade edemezsiniz. Edemeyince, demek ki, fıkıh bunu bir zarûret olarak kabul ediyor ve bundan dolayı rüşvet verirsin diyor. Bu senin için caizdir. Ama karşı taraf için haramdır.”

Karaman, 1 Ağustos 2019 tarihli bugünkü yazısında ise müteahhitlerin rüşvet ilişkisine kesin ifadelerle karşı çıkıyor.

“Bir müteahhidin devletten haksız gelir elde etmek için bu yola gitmemesi gerektiğini” söyleyen Karaman, “Türkiye’de rüşvetin yayıldığı, devletten iş almak ve para kazanmak için mutlaka birilerine rüşvet vermek gerektiği, verilmezse iş yapmanın mümkün olmadığı vakıası -doğru ise- bu, Allah’tan korkan ve hesap verme sorumluluğu taşıyan kişilere, iş almak maksadıyla rüşvet vermek için mazeret teşkil etmez” ifadesini kullanıyor.

Karaman, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Bir insan canını, malını, namusunu, kendine ait olmuş hakkı korumak ve almak için başka çaresi kalmadığında rüşvet verir; bu verene, zaruret sebebiyle caiz, alana haramdır” şeklindeki fetva (İbn Nüceym, Risâle fi’r-rüşve, Mecmuâ, s. 112, 115.) ortada böyle bir zaruret yok iken iş yapıp para kazanmak için rüşvet vermeyi caiz kılmaz, fetvanın zaruret dışındaki işlerle alakası yoktur.

Alanın ve -zaruret dışında- verenin lanetlendiği bir fiil ülkemizde yaygınlaşmış ve bunsuz iş yapılamaz hale gelmiş ise bu büyük bir belâdır, pisliktir, bunun içinde yaşayarak İslam’ın emrettiği güzel ahlak ile dünyaya örmek olmak mümkün değildir. Rüşvet ile topyekün mücadele şarttır; hem devlet gerekeni yapacak, hem de halk bu mücadeleye katılacaktır.”


Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar