Haz 28 2018

2018’in şimdiye kadarki en iyi yedi filmi

2018 hakkında söylenecek bir şey varsa o da seyirciye çok sayıda harika film sunduğu. Daha senenin yarısında olunmasına rağmen şimdiye kadar her kategoriden -komedi ve trajedi, büyük bütçeli gişe rekorları kıran filmler ve gösterişten uzak bağımsız filmler- vizyona girdi.

Mashable, şu ana kadar vizyona giren 2018 filmlerinden öne çıkan en iyi yedi filmi şöyle sıraladı:

7. First Reformed

Ethan Hawke, kendisinin hissedemediği bir umut hakkında konuşmak için her Pazar kendisini vaiz kürsüsüne sürüklerken bile, inancı ile avunarak gittikçe zor zamanlar geçiren bir papaz rolü ile kariyerin en iyi performansını sergiliyor. İlk başlarda yavaş yavaş, daha sonra ise süratlice ve dramatik bir şekilde kendine zarar vermeye başlıyor.

Söyleyebileceğimiz şey şu: Kendinizi, son zamanlarınızı yaşıyormuş gibi hissederken bulmanın umutsuzluğu, hiçbir kimsenin bununla ilgili bir şey yapmaya ve onu önlemeye istekli olmamasını fark etmenin öfkesi ve herhangi bir şekilde gitmeye devam etmek için bir sebep bulma mücadelesi hakkında daha uygun bir 2018 filmi var mı?

6. A Quiet Place (Sessiz Bir Yer)
 

Bu kıyamet sonrası korku filmi aynen isminde söylendiği gibi: Sessiz. Öylesine sessiz ki en ufak hışırtı ya da ayak sesi nabzınızı yükseltebilir. Öylesine sessiz ki, yanlışlıkla çığlık atmamak ve bağırmamak için bu filmin yarısını ellerim ağzımda izledim. Öylesine sessiz ki, filmde büyük çatırtı olduğunda yine de çığlık attığımı sandım.

Elbette, bu dikkat çekmek için yapılan bir tür hile. Ancak, avuç içlerimde kalan tırnak izleri herhangi bir belirti ise, bu inanılmaz derecede etkili bir film. Ve yönetmen John Krasinski tarafından yönetilen film, merkezindeki gerçekten sevimli aile tarafından daha da etkileyici hale getirilmiş.

5. Hereditary (Ayin)

 

Ayin özünde sinema izleyicilerini çok sarstı, belki de onlara bir ömür boyu travma yaşatacak. Yönetmen Ari Aster'in ilk uzun metrajlı filmi, en hayal edilemez kayıpları ve korkunç katliamları yaşayan Graham ailesinin trajik hikayesini ele alıyor.

Bu "hoşunuza gidecek" bir film değil, ancak birisi film yapımının tam kapasitesini onarılamayacak şekilde size eziyet etmek için kullanabilir. Rahatsız edici derecede muhteşem, boğaz düğümleyen ve dokunaklı. Şükran Günü'nde bu korku filmini izlemek için aileyi bir araya getirmeyeceğinize emin olun.-Jess Joho

4. The Tale (Öykü)

Öykü, 13 yaşında iken 40'lı yaşlardaki koçunun tecavüzüne uğrayan yazar-yönetmen Jennifer Fox'un korkunç gerçek hikayesini anlatıyor. Bununla birlikte, onu çarpıcı yapan şey, Laura Dern'in yetişkinliğini ve Sophie Nélisse’nin ise çocukluğunu canlandırdığı kurban için duyulan sarsılmaz empati.

Sadece ne yaşandığını değil, daha sonra Jennifer'ın kendi hikayesini nasıl işlediğini ve şimdi de nasıl işliyor olduğunu görmenizi istiyor. İşler karıştığında bile, işler iğrençleştiğinde bile, daha genç olan Jenny yetişkinler olarak bizlerin hatalı olduğu konusunda varsayımlarda bulunduğunda bile veya daha olgun Jennifer'ın deneyimlerini tanımlama çabaları karşısında geri adım attığında bile, Öykü onunla birlikte orada olma konusunda ısrar ediyor.

Öykü, karakterlerini kötü canavar ve aciz kurban seviyesine indirgemeyi reddediyor - ve böyle yaparak, yıllar önce bütün bunlara maruz kalan küçük kız tarafından haklı çıkarılıyor.

3. Paddington 2

Paddington'un “İyiliksever ve kibar olursak, dünya iyi olacak” şeklindeki sarsılmaz inancı, en iyi koşullar altında bile mükemmel bir tavsiye olabilir. Ve ruh için uygun bir ilaç gibi hissettiriyor.

Burada, tüm bu öfke ve hüznün ortasında, tamamen empati ve cömertlik, savunmasızları savunma ve geçmiş kolay basmakalıp düşüncelere bakma hakkında olan bir film var. (Bu aynı zamanda, Hugh Grant'in onu çizgi film kahramanı bir kötü adam gibi canlandırıyor olması ve bu bölümün enfes olmasıyla da ilgili.) Paddington, diğerlerinden daha akıllı ya da daha güçlü ya da daha becerikli olduğu için değil, ancak açık kalpli bir şekilde dünyaya yaklaştığı için 2018'in ihtiyacı olan bir kahraman.

2. Black Panther (Kara Panter)

Bu günlerde, gişe rekorları kıran bir başka süper kahramanın afişini vurmadan zar zor bir taş atabilirsiniz. Bunların birçoğu oldukça iyi. Ama sadece Kara Panter, Kara Panter’dir. Hatta Marvel’in patronu Kevin Feige bile, "Kara Panter’in şu ana yaptıkları en iyi film" olduğunu düşünüyor.

Kara Panter'le Ryan Coogler ve ekibi, kendi kültürüne, siyasetine ve sömürgeciliğin temas etmediği bir tarihe sahip tamamen yepyeni bir dünya hayal etmiş. Filme, kendi evrenimizdeki en iyi aktörlerin bazılarının canlandırdığı ve Marvel evreninde görülen en canlı karakterlerden bazılarını yerleştirdiler. Bu fırsatı, her zamanki kötü adamlara karşı kahramanların çok ötesindeki zorlu ikilemlerle mücadele ederek ele geçirdiler. Ve tüm bunları, iyi bir zaman geçirirken yaptılar.

1. Annihilation (Yok Oluş)

Alex Garland'ın Jeff VanderMeer'in romanından uyarladığı film, sırasıyla, korkutuculuğu ile mide bulandırıcı, hüznü ile kalp kırıcı ve güzelliği ile nefes kesici. Bununla birlikte, asıl özelliği, üçünü ne sıklıkla bir araya getirmeyi başarmasıdır.

Fikir yeterince basit gibi geliyor: Beş kadın, Shimmer olarak bilinen gizemli ve tehlikeli bir bölgeyi keşfe çıkıyor. Bununla birlikte, ölümün kaçınılmazlığı, insanın kendi kendini yok etme yönündeki dürtüleri gibi imkansızlıklarla mücadele etme girişiminde bulundukları için içerideki keşifler çok fazla cevap sağlamıyor.

Dürüst olmak gerekirse, eğer deneseydim Yok Oluş’u kendi kendime açıklayabileceğimden emin olmazdım. Bununla birlikte, söyleyebileceğim şey sadece filmin karakterlerinden hoşlandığım ve Shimmer’dan dönüşmüş olarak ayrıldığımdır.