Aşkın ve kadınların tarihi

2019 yılının son çeyreği sinema açısından oldukça heyecan verici geçti. Yalnız bu yılın değil son yılların favorileri arasında hatırlanacak filmleri arka arkaya izleme fırsatı bulduğumuz bu günlerde, eleştirmenlerin listelerinde mutlaka kendine yer bulan, rahatlıkla objektif olarak yılın en iyileri arasında olduğu söylenebilecek bir film olan, bu yılki Cannes’ın en iyi senaryo ödülünün sahibi Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi de (Portrait de la jeune fille en feu) yıl bitmeden vizyona girdi.

Breton kıyılarında bir şatoda, 1770 yılında geçen hikâye, bundan önceki üç uzun metraj filminde hep güncel hikâyeleri işlemiş olan yönetmen Céline Sciamma’nın kariyeri için şaşırtıcı bir hamle.  Bu hamlenin bu denli çarpıcı bir sonuç vermesine ise inanmak güç. Sciamma bir ressam ile resmettiği kadının aşkını anlattığı filmde, bir ressamın sabrını ve özenini yakalamayı başarıyor. Filmin adı elbette iki anlama birden geliyor: İlkin kelimenin tam anlamıyla bir portrenin yapılışının hikâyesini konu alıyor film. Babasının izinden gidip ressam olmuş genç Marianne (Noémie Merlant) bir kayıkla izole bir Breton adasına vardığında görevi Héloïse’ın (Adèle Haenel) portresini yapmak. Sciamma da bunu yapıyor: ilk akla gelen metaforla alev almış olan, aşık bir kadının portresini çiziyor.

Ancak tıpkı Marianne gibi Sciamma da birden fazla portre çizecek, dahası 18. yüzyıldan günümüze hayatı perdeye en güçlü yansıtan yönetmenlerden olduğunu kanıtlayacak bu film ile...

Marianne adaya gelince kendini adeta bir Brontë romanının içinde bulur. Héloïse’ın Milano’daki talibinin evlilik kararı vermesi için bir portresinin çizilmesi gerekir ancak Marianne ile beraber öğreniriz ki bu iş hiç de kolay değildir. Kontes annesi, Héloïse’ın bu evliliği yaparak bir süre önce şüpheli bir şekilde ölen kız kardeşinin boşluğunu doldurmasını istemektedir. Bu yüzden manastırdan çağırılmış olan genç kadın hem kardeşinin yasındadır, hem de zaten evlenmeye niyetli değildir. Marianne kızın resmini çizmeyi deneyen ilk ressam olmadığını öğrenecektir. Bu yüzden, Héloïse’ı korkutmamak için, bir yürüyüş arkadaşı diye tanıtılır ve gizli gizli çalışmaya başlar. Gündüzleri fırtınalı denizlerin üstünde, kayalıklarda gezinirken izlediği kadının ayrıntılarını zihnine kazıyor, geceleri mum ışığında eskizler çiziktiriyordur. Elbette bakışının nesnesi Héloïse’a aşık olması kaçınılmazdır.

Sciamma biraz gotik ve elbette edebiyat  dolu bu girişi yaptıktan sonra, filmin tümüne hakim o ipekli klasik dokuyu zedelemeden şaşırtıcı bir sahiciliğe ulaşır.

Öncelikle bir aşk hikâyesidir bu. Marianne ile Héloïse adım adım birbirlerine aşık olurlar ve senaryo her aşamayı incecik detaylarla yakalamayı başarır. Héloïse’ın kendi duygularının şaşkınlığı içinde sorduğu gibi, tüm aşıklar bir şeyleri icat ediyor gibi hissederler, bu icat ediyorum sanma duygusunu, evrenin ve insanın yapabileceklerinin sınırsız göründüğü o zamanı anlatmayı başarır film.

Ancak başka bir açıdan bakınca aşk da bir şeyleri temsil eder gibidir. Sciamma birkaç yerde tarihin görmezden geldiği kadın sanatçılar üzerine bir film yapmak istediğini söylüyor. Güçlü bir kadın değil, çalışan bir kadını anlatmayı... Bunu yapmak için bir ressamı ve onun ilham perisini seçmesiyle bir yandan da sinemanın temel direği olan bakış üzerine bir tutum alması gerekir.

Hikâye izleyicisine çok hissettirmeden adım adım bir tür feminist manifestoya dönüşür.

Öncelikle Héloïse’ın bakışın nesnesinden eylemin objesine doğru dönüşümü kadınların sanattaki varlığı üzerine kurulmuş bir cümledir. Sciamma ilham perisi mitini hedefler ve yerle bir eder. İlham perisinin yerine ondan daha güçlü bir şeyi, aklı olan ve sanata yön veren bir kadını koyar.

Bunun ötesinde, bugünden baktığını çok gizleyemese de anakronik de olmayan senaryo, bir tür antropolojik duyarlılığa sahiptir.

Aşk hikâyesinin paralelinde üç kadının dayanışmasını anlatır film. (Göründüğü kısa süre içinde, rahatlıkla filmin kötü karakteri olabilecekken tam tersi bir canlılığı ortaya koyan kontesi ve Valeria Golino’yu da anmak lazım)

Héloïse ve Marianne hizmetçi Sophie (Luàna Bajrami) ile birlikte şatoda yalnız kaldıkları hayattan çalınmış o cennet zamanlarında, ütopikliğin sınırlarında dolaşan ama bir şekilde inandırıcı olmayı başaran bir başka düzen kurarlar. Elbette 18. yüzyıl aristokratları için hizmetçi hizmetçidir, bazı sınırlar aşılamaz. Ancak kadın da kadındır, hangi sınıftan olursa olsun bütün kadınlar kapana kısılmıştır.

Birkaç sahneyi özellikle anmak gerek. Sophie’nin istenmeyen hamileliğinden ve kürtajdan sonra kürtaj anını canlandırıp Marianne’den o şekilde resimlerini çizmesini isteyen Héloïse, gözümüzün önünde feminist tarih yazımını ve belgeselciliği icat eder adeta: Biz kendimizi anlatacağız, yaşadıklarımızı belgeleyeceğiz. En zorlarını, travmaları bile... Kendimiz.

Bir de gecenin karanlığında bir cadı ayini için buluşmuş gibi akapella bir şarkı söyleyen kadınlar var.... Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi metaforik bir tarih anlatısıdır: Hepsi bir başka şekilde hapsedilmiş olsa da kadınların içinde başka bir dünya akmaktadır ve o dünya nesilden nesile aktarılacak, yavaş da olsa zincirlerin teker teker kırılmasını mümkün kılacaktır. Şarkı bu akışı görünür kılar.

Sakince bir şey önerir film. Başka bir dünya için bir tür mücadele pratiğini. Elbette aşkla ve şarkıyla.

İşin ilginci diyalogları ve her biri birer tablo gibi olan kadrajları tıka basa anlamla yüklü bir film olarak fazlasıyla doğal, fazlasıyla hayata yakın hissettirir. Bunun nedeni de yine konu olarak aşkı seçmiş olmasıdır. Yani hayatın filmlerde olduğundan fazla anlamla dolduğu, hayatın hayattan fazlasına dönüştüğü, her bir cümlenin,  nesnenin, tesadüfün birer sembole dönüştüğü zamanı...

İzler izlemez hayatınız boyunca defalarca tekrar izleyeceğinizi bildiğiniz o filmlerden biri... Bir küçük yeni yıl hediyesi.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir

 

 

 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar