Karantina saplantımız: Tiger King

Netflix’in yedi bölümlük dizisi Tiger King, “karantina hitleri” diye anacağımız bir türün ilk temsilcisi oldu. Yayımlandığı anda hem Amerika’yı hem de dünya izleyicisini avcunun içine alan bu yapım, “gerçek suç” denilen türün bütün emarelerini içinde taşıyor: Kısıtlı da olsa medyatik olmayı başarmış karakterler, karmaşık ve hızlı bir olay örgüsü, olaylar ilerledikçe sık sık karşımıza çıkan sürprizler, dönüşler.

İngilizce isminden doğrudan tercümesiyle dilimize giren bu türün kökenleri 16. yüzyılın yazılı kültürüne kadar uzanıyor olsa da, ana vatanı elbette Amerika ve televizyonun altın çağı oldu. Ucuzluğu, çıplaklığı, doğrudanlığıyla bağımlılık yapıcı bir etkisi olan bu cinayet hikâyelerinin streaming çağında da hayatta kaldığına tanık oluyoruz. Belki de internetin etkisi, olayların (anti-) kahramanlarını başka şekillerde takip etme olanağını da tanıyacak olduğundan, yepyeni bir dönemin başındayız.

Gerçeklerden yola çıkan bu tür işler ve belgeseller, kendi estetik dünyalarının ötesinde, anlattıkları kişilerin, olayların ötesine uzanıp, yaşandıkları toplumla ilgili ipuçları verdikleri ölçüde de başarılı olurlar. Pek az gerçek hikâye, Amerika’nın görünmeyen yüzünü ve mevcut kısa devrelerini, bu denli çıplak, doğrudan ve kendiliğinden anlatacak potansiyele sahiptir.

Yayımlanır yayımlanmaz Amerika’da büyük bir karşılık bulmasının nedeni, bu küçük suç hikâyesinin büyük karantinanın yarattığı zamansal – duygusal vakum kadar Trump’ın (ilk) dönemi geride kalırken seçilmiş olması gerçeğini anlamakta ve sindirmekte hâlâ zorluk çekenlere çok da örtülü olmayan ipuçları sunuyor olması. Tiger King, özel bir hayvanat bahçesinde kaplan yetiştiren country şarkıcısı, reality TV yıldızı ve 2016’da başkan adayı olan Joe Exotic’in şahsında hem “white trash” “redneck” dünyasına hem de daha ötesine, Amerika’ya ve kapitalizmin kısa devrelerine bakma imkânını sunuyor. 

Dizi ilerledikçe, ilk bölümden, kâr amacı gütmeyen bir kurum olan Big Cat Rescue’nun başındaki Carole Baskin’i öldürtmeye teşebbüs etmek suçundan hapiste olduğunu öğrendiğimiz Joe Exotic’in yanı sıra, Baskin’i ve onun karanlık geçmişini, Exotic’in hayvan parkında çalışanların hikâyelerini ve Amerika’da büyük bir komünite hâline gelen kaplan ve vahşi kedi yetiştiricilerinin dünyasının karanlık taraflarını öğreniyoruz. Vahşi hayatla tuhaf bir otorite ilişkisi kurmaya çalışan bu karakterler, adeta içinde yaşadığımız kapitalizmin düzenli, rasyonel, uysal örtüsünü kaldırarak kelimenin gerçek anlamıyla vahşi tarafıyla yüz yüze gelmemizi sağlıyor. Narsistliğin, görünme saplantısının, meta fetişinin ve hedonistliğin ekstrem ve çirkin uçlarını şipşak fotoğraflarla yakalayarak, anlattığı hikâyeyi mümkün kılan gerçekliğin büyük tablosunu çizmeye kalkışıyor. Bir Ulrich Seidl filmine benziyor. Ancak vakit geçirmek için tüketilecek bir televizyon işi olduğunu gizlemeden, unutturmadan yapıyor tüm bunları.

Dizinin her bölümünün matematiği izleyiciyi avucunun içinde tutacak şekilde hesaplanmış. Bölümler mutlaka bir sonrakini izlemeden duramayacağınız bir sürpriz sonla bitiyor, her bölüm tanıttığı yeni karakterlerle olayın başka bir boyutuna doğru ayrıntılı bir haritayı genişletir gibi ilerliyor. Tiger King’i bir eğlencelikten öte güçlü bir Amerikan toplumu portresi kılan şeylerden biri karakterlerini belli etmeden maniple ederek kendi kendilerini ifşa etmelerini sağlamaktaki becerisi. Ortaya çıkan karmaşık harita herkesi bir “ucube gösterisinde” topluyor evet ve neredeyse herkesin bir diğeri kadar karanlık ve suçlu olduğu bir curcuna yaratıyor, ancak seyircide huzursuzluğun ötesine geçen bir duyguyu da kollamayı ihmal etmiyor. Bölümler ilerledikçe hem daha tuhaf, daha karanlık bir dünyaya geçiyor hem de bu dünyanın çok sıradan, çok tanıdık olduğunu fark ediyoruz.

Böyle bir tabloyu mümkün kılan şey elbette Kaplan Kralı Exotic’in ve seyircinin bizzat içinde yaşadığı kayıt kültürü. Exotic’in reality TV şovundan Baskin’in YouTube videolarına, cep telefonlarından güvenlik kameralarına bir sürü format ve sınırsız kayıt arasında gezinen dizinin erişebildiği malzeme de dudak uçuklatan cinsten. Exotic’in iki kocasından birinin öngörülebilir, ancak beklenmedik intiharı ve bunun izleyiciye aktarılışı bu görsel kültürün yarattığı dönüşümün etkileri üzerine çarpıcı bir örnek. 

Tam adıyla Tiger King: Murder, Mayhem, Madness (Kaplan Kralı: Cinayet, Karmaşa, Delilik) bakmak istemediğiniz hâlde gözlerinizi alamadığınız o manzaralardan. Elbette bu denli bir düşkünlüğü ve deliliği, hem de beş saati aşkın bir süre izlemeyi istemiyorsunuz, ancak ortadaki tablo medeniyetin yarattığı barbarlığın kendisi olunca, normalde örtülü dolaşan bir şeyi bütün çıplaklığıyla görmenin verdiği şaşkınlık ve büyülenmeden de kendinizi alamıyorsunuz.

Tiger King bütün karakterlerini bir etik ve estetik mahkemesinde yargılıyor olduğunu gizlemiyor. Cinayete teşebbüs suçlamasıyla hâlâ hapiste olan Joe Exotic’in popülaritesini artırmaya yarayacağına ise hiç kuşku yok. Bu arada bu tuhaf insanların kaplanlarla olan ilişkisi kapitalizmin doğayla ve dünyayla olan ilişkisinin bir parçası olduğu kadar sembolü de. 

Dizinin sonunda Amerika’da 5 bin ila 10 bin kaplanın bu şartlarda tutsak yaşadığını, doğada ise 4 bin kadar kaldıklarını öğreniyoruz. Exotic’in içine girdiğini söylediği kafes göründüğünden büyük kuşkusuz. 


@Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.