Kitaplardan sinemaya uyarlanan 10 etkileyici film

Evde yapılabilecek en güzel aktivitelerden biri de film ya da dizi izlemek. Dijital platformlarda çok sayıda film ve dizi seçeneğini bulunuyor. Bu seçenekler arasında kitaplardan sinemaya uyarlanan filmler yer alıyor. 

Loisa May Alcott’un yazdığı Little Women, Jane Austen’ın Sense and Sensibility’si, Marjane Satrap’ın Persepolis’i bunlardan bazıları.

WebTekno, kitaplardan sinemaya uyarlanan 10 etkileyici filmi derledi:

Little Women (Küçük Kadınlar)

Little Women, Loisa May Alcott’un aynı adlı romanından uyarlanmış bir film. Film, Amerika’da yaşanan iç savaş sonrası yaşamlarını zor şartlar altında sürdürmeye çalışan dört kız kardeşin hikayesini anlatıyor. 

Babalarının savaşa katılmasının ardından anneleriyle birlikte yalnız kalan bu dört kız kardeş, çeşitli zorluklara göğüs germek zorunda kalır ancak ne yaşanırsa yaşansın birbirlerinin her zaman yanındadırlar. Roman, her ne kadar sevgi üzerine yoğunlaşsa da, filmin yönetmeni Greta Gerwig hikayeye küçük dokunuşlar ekliyor ve filmi biraz başarı ve tutku üzerine yoğunlaştırıyor.

Sense and Sensibility (Aşk ve Yaşam)

Ünlü İngiliz yazar Jane Austen tarafından yazılan ve büyük ses getiren Sense and Sensibility, 1995 yılında Ang Lee tarafından beyaz perdeye uyarlanmış. Kitabı gibi kendisi de son derece etkileyici olan bu film,  En İyi Uyarlama Senaryo dalında Oscar ödülü kazanmış. 

Elinor, Marianne, ve Margaret, babalarının vefatının ardından anneleriyle birlikte yaşamaya başlarlar. O dönemlerin yasası gereği babalarından kalan miras üvey kardeşleri John’a kalır ve son derece kibirli olan John eşiyle birlikte üvey kız kardeşlerinin yanına taşınır. Kızlar, yaşadıkları maddi zorluklarla sınıf farklılıklarının acı verici yönlerini görmeye başlar ve aşık olduğu adamlarla bu sınıf ayrımı iyice pekişir. 

Persepolis

Persepolis, Marjane Satrapi’nin kendi hayatını anlattığı otobiyografik çizgi romanından uyarlama bir film. Film, İran Devrimi’nin ortasında hayatı tamamen değişen Marjane’in hayatını anlatıyor. Persepolis, İran Devrimi sırasında neler yaşandığını merak eden herkesin izlemesi gereken bir film.

Marjane, ailesi ve arkadaşlarıyla birlikte son derece modern ve özgür bir hayat yaşarken, İran’da 1970 yılında yaşanan İslam Devrimi, herkesin hayatını 180 derece değiştiriyor. Bugüne kadar devrim hakkında birçok şey yazılıp anlatılsa da, olanlara bir de küçük bir kızın gözünden bakmak, izleyicide son derece farklı bir bakış açısı yaratıyor. 

Hidden Figures (Gizli Sayılar)

Hidden Figures, matematikçi Katherine Johnson, Dorothy Voughan, ve Mary Jackson’ın gerçek hikayelerini konu alıyor. Margot Lee Shetterly tarafından yazılmış ve Theodore Melfi tarafından beyaz perdeye uyarlanmış bu yapım, 3 siyahi kadının NASA’da nasıl büyük işlere imza attığını anlatıyor. 

Bu üç zeki bilim insanı, NASA’da o zamanlar yaşanan büyük sorunların çözülmesine yardımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda dünya yörüngesine çıkacak ilk astronot John Glenn’in operasyonunda büyük çalışmalara imza atıyor. Hem ırkçılığın hem de cinsiyetçiliğin bütün duvarlarını yıkan bu üç kadının hikayesini bir an önce izlemelisiniz. 

The Devil Wears Prada (Şeytan Marka Giyer)

Şeytan Marka Giyer, Lauren Weisberger tarafından yazılmış aynı adlı kitaptan sinemaya uyarlanan bir film. Filmde Meryl Streep’in canlandırmış olduğu Miranda Priestly karakteri, bugüne kadar sinema tarihinin en kötü kalpli kadınlarının arasında yer alıyor.

Film, son derece sade ve mütevazi bir hayat yaşamak isteyen gazeteci Andrea Sachs’ın hikayesini anlatıyor. Andrea, henüz yeni mezun olmuşken ülkenin en prestijli moda dergilerinden birine asistan olarak işe girer ve bambaşka acımasız bir dünyayla karşılaşır. Andrea, patronu Miranda’ya ve karşılaştığı zorluklara rağmen hırslı bir şekilde kariyer basamaklarını tırmanmaya başlar. 

No Country for Old Men (İhtiyarlara Yer Yok)

Bir başyapıt olarak kabul edilen İhtiyarlara Yer Yok, Joel ve Ethan Coen tarafından beyaz perdeye uyarlanmış ve 4 farklı dalda Oscar ödülü almaya hak kazanmış bir film. Bir Vietnam gazisi olan Llewelyn Moss, olay yerinde bulduğu bir çantayı almasıyla başını çok büyük belaya sokar. 

Kendisini bir anda uyuşturucu ticaretinin ortasında bulan Moss peşinde bir kiralık katil olduğunu öğrenir olayların içerisine istemese de masum insanları karıştırır. Yönetmenler, filmi Cormac McCarthy tarafından yazılmış kitaba son derece sadık kalarak beyaz perdeye taşımış. 

A Scanner Darkly (Karanlığı Taramak)

Son derece güçlü bir kadroya ve ilginç bir konuya sahip olan A Scanner Darkly, Philip K. Dick tarafından yazılmış ve aynı adla beyazperdeye taşınmış bir eser. 2006 yılında çıkan bu filmin yönetmen koltuğunda ise Richard Linklater oturuyor. 

Film, bir yeraltı dedektifi olarak çalışan Bob Arctor’un yaşadığı olayları konu alıyor. Bob, büyük bir uyuşturucu çetesini çökertmek için başka bir küçük uyuşturucu örgütüyle çalışmaya başlıyor ve zamanla şizofrenik belirtiler göstermeye başlıyor. Çok geçmeden Bob, kendisiyle aynı kimliğe sahip birden fazla insanın olduğunu öğreniyor. 

The Silence of The Lambs (Kuzuların Sessizliği)

Anthony Hopkins’in üstün oyunculuk yeteneklerini sergilediği bu filmin kitaptan uyarlama olduğunu biliyor muydunuz? Thomas Harris’in yazmış oldu aynı adlı kitaptan esinlenilen bu film, Jonathan Demme tarafından son derece sadık bir şekilde beyaz perdeye uyarlanmış.

FBI ajanı Claris Starling, diğer FBI ajanlarının derisini yüzerek onları katleden bir seri katilin peşine düşer ve karşılaştığı olaylar son derece sarsıcıdır. Artık kült bir yapım haline gelen bu film, öyle can alıcı sahnelere sahip ki, oyuncuların göstermiş olduğu performanslara siz de çok şaşıracaksınız. 

The Perks of Being a Wallflower (Saksı Olmanın Faydaları)

1999 yılında Stephen Chbosky tarafından yayınlanan bu kitap, çok geçmeden bütün gençlerin favori kitabı haline geldi. Saksı Olmanın Faydaları, 2013 yılında beyaz perdeye yine kitabın yazarı tarafından beyaz perdeye taşındı. 

Film, ergenlik yıllarında zorbalığa ve ilgisizliğe maruz kalan genç Charlie’nin yaşadığı zorlukları konu alıyor. Chbosky, gençlerin düştüğü uyuşturucu batağını ve insanların bu yüzden verdiği kayıpları güzel bir dille hem seyirciye hem de okuyucuya aktarmayı başarmış. 

Crazy Rich Asians (Çılgın ve Zengin Asyalılar)

Kewin Kwan’ın 2013 yılında yazmış olduğu bu kitap, aşk romanı türünde dünya çapında ilgi gördü ve hal böyle olunca kitap, Jon M. Chu tarafından beyaz perdeye taşındı. Film o kadar başarılı oldu ki, bir çok dalda Altın Küre Ödülleri’ne aday gösterildi. 

Film, New York’ta yaşayan Rachel Chu’nun yaşadığı olayları ele alıyor. Rachel, sevgilisi Nick’in en yakın arkadaşının evlenmesi üzerine Singapur’a gitmek zorunda kalır ve burada hem yeni bir ülke göreceği hem de Nick’in ailesiyle tanışacağı için heyecanlıdır. Rachel, çok geçmeden Nick’in Singapur’un en zengin ailesinin çocuğu olduğunu öğrenir. 

 

Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz