‘Fransa veya Avrupa İslamı mümkün, ama tek bir şartla…’ - Prof Samim Akgönül

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, "Fransa'da Müslüman örgütlerini yeniden organize etme ve ayrılıkçı İslam ile mücadele amacıyla başlattığı "Fransa İslamı İlkeler Tüzüğü" çalışmasını tamamlayarak Fransa İslam Konseyi temsilcilerini imzaya davet etti.

Fransa İslam Konseyi bağlı dokuz Federasyon'dan beşi Elysee Sarayı'ndaki toplantıya katıldı. Toplantıya katılmayan ve ortak metne imza atmayan gruplar ise şunlar; Mili Görüş Teşkilatı Federasyonu (CIMG) Temsilcisi Fatih Sarıkır, Fransa Türk Müslümanları Koordinasyon Komitesi (CCMTF) temsilcisi İbrahim Alçı oldu.

Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar konuğu Strasbourg Üniversitesi Türk Etütleri Bölüm Başkanı Tarihçi ve Siyaset Bilimci Prof Samim Akgönül ile birlikte konuyu tüm yönleriyle derinlemesine tahlil etti.

Yavuz Baydar’la Sıcak Takip’te öne çıkan başlıklar şöyle:

Yavuz Baydar:

Emanuel Macron bir süre önce İslamcılığa yönelik eleştirileri nedeniyle epey elektrik üzerine çekmişti; -başta Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere- ‘Fransa’daki radikal islamcı akımlara karşı bir hamle başlatacağız’ diye... Paris’teki öğretmen Samuel Paty’nin kafasının kesilmesinden sonra bu durum daha da hız kazandı ve “Fransa İslamı İlkeler Tüzüğü Çalışması” ortaya çıktı. Bu yeni bir durum…

Fransa’da gergin bir tartışma ortamı var. Bu girişimi ve buna gelen itirazları nasıl yorumlamak gerekir? Özellikle iki Türk grubun tüzüğü imzalamaması, “Acaba Ankara da mı bu işin içerisinde, böyle bir telkinde mi bulunuldu?” sorusunu akıllara getiriyor? Ne dersin?

Samim Akgönül:

Nasıl 20. yüzyılın ilk yarısı boyunca Türkiye Fransa'yı taklit etmeye çalıştıysa son 20 senedir de Fransa Türkiye’yi taklit etmeye çalışıyor. Yani yapılmak istenen Türkiye’nin 1924’ten sonra yaptığı şey; Ulusal bir İslam yaratmak. Teritoryal, topraksal, ulusal bir Fransız İslam'ıı yaratmak. Herhalde Türkiye nasıl 1924’ten itibaren Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla dini bir kontrol, mili bir söylem getirmeye çalışıp bunu da başardıysa Fransa’da Fransız İslam'ı yaratma çabasında. Burada ulusal İslam’a yönelik bir transfer amacı var…

Yavuz Baydar:

Transfer konusunu açar mısın?

Samim Akgönül:

Fransa'da bulunan ve ulusal İslam'ı temsil eden iki ağdan kendi ulusal İslam'larını terk etmeleri ve başka bir ulusal İslam'a transfer edilmeyi kabul etmeleri talep ediliyor. Yani artık siz Türk ulusal İslam'ını temsil etmeyin Fransız ulusal İslam'ının içerisine dahil olun deniliyor. Elbette bu çok zor bir şey. O yüzden de ikisi de şimdilik imza atmamaya karar verdiler ama er ya da geç imza atacaklardır.

Yavuz Baydar:

Peki bu tüzük bu tüzükte ne yazıyor deklarasyondaki içerik nedir? Nelere itirazlar geldi?

Samim Akgönül:

10 maddeden oluşmuş bir tüzük bu. Bu maddelerin büyük bir çoğunluğu genel ilkeleri ortaya koyuyor. Kadın erkek eşitliği, sivil yasaların dinsel yasalar üzerinde üstünlüğü, Fransa Cumhuriyeti'nin değerlerinin herhangi bir dinsel değerden daha üstün olduğu vs. Ancak şunu söylemek lazım, 10 maddenin dokuzunda Türk kökenli yapıların itiraz edeceği hiçbir şey yok. Aslında mecburen bu değerlere ve ilkelere saygı gösterdiklerini deklare eden yapılar bunlar. Fakat altıncı madde var. Altıncı madde Türkiye kökenli bu iki yapının şimdilik imza atmasına engel oldu. Altıncı maddede üç olgu var: Birincisi Fransa'daki İslami yapılar politik, siyasal bir söylem kullanmayacaklar. Bu hem milli görüşün hem de Türk İslam birliğinin var oluşuna aykırı bir prensip. Bu kurumlar zaten politik olarak var olan kurumlar. İkincisi Fransa'daki İslami yapılar milli söylemlerde bulunmayacak. Yani Fransa dışındaki bir ülkenin ulusal savunmasını yapmayacak. Burada da son derece absürt bir durum. Üçüncüsü de yurt dışından finansman sağlama meselesi. Bu da absürt çünkü buradaki dernekler Türkiye’den finansman alıyorlar. İmamlarını Türkiye gönderiyor. Maaşlarını Ankara veriyor.

Yavuz Baydar:

Peki bunlar, Cuma hutbelerini Diyanet’ten mi alıyorlar?

Samim Akgönül:

Evet ama buradaki imamlar diyor ki, ‘Biz bunu çerçeve olarak kabul ediyoruz’ fakat büyük bir çoğunluğu birebir kelimesi kelimesine o hutbeyi okuyor.

Samim Akgönül:

En önemlisi ise bu dernek ve yapılar, içerisinde bulundukları binaları, yapıları Diyanet İşlerine bağışladılar. Yani Ankara bu binaların sahibi. Bu şu demektir: Bütün günlük harcamalar, elektrik, su, ısınma, vergi her şey Ankara tarafından ödeniyor.

Yavuz Baydar:

İmzalamaları için bir mühlet tanındı mı?

Samim Akgönül:

Hayır, Fransa İçişleri Bakanlığı’ndan bir açıklama oldu ve ‘Bu iki dernek federasyonunun imzalamaması çok iyi oldu. Kimin nerede durduğunu anlamış olduk’ anlamında bir şeyler dediler. Bence eninde sonunda imzalanacaktır.

Yavuz Baydar:

İmza atanlar arasında başka Türk yapı var mı?

Samim Akgönül:

Hayır yok.

Yavuz Baydar:

Diğer yapıların hepsi Mağripten o zaman değil mi?

Samim Akgönül:

Evet biri hariç Senegal’den. Fakat şu anda en çok dikkat çeken Türkiye kökenli İslam'ın imzayı atmaması oldu.

Yavuz Baydar:

Macron tarafından deklare edilen ve İçişleri Bakanı tarafından yürütülen bu yeni siyaset Avrupa’da İslam'ın radikal yapılardan koparılması ve bir yandan da Avrupa İslam'ını aynı zamanda şekillendirilmesi inşası içinde atılan adımların en önemlilerinden biri olarak görünüyor. Bunun mevcut koşullarda bir şekilde başarıya ulaşması, Avrupa ülkelerinin bazılarının kendilerine hasım olarak gördükleri yapılardan arındırılması, İslam'ın daha farklı bir çerçeveye oturtulması bakımından bakıldığı zaman başarıya ulaşabilir mi sence?

Samim Akgönül:

Bence ulaşabilir fakat bunun bir ön şartı var. Bütün bir Avrupa ülkelerinde İslam'ın artık dışarıdan gelen bir din olmadığının toplum, hükümet, iktidar, muhalefet, sivil toplum ve toplum tarafından kabul edilmesi gerekiyor. Yani Fransa'daki İslam Belçika'daki islam Almanya'daki İslam başka bir yerden gelmiş bir İslam değil. Buranın bu mahallenin ürünü bir islam. Avusturya bunu anladı çünkü bütün Avrupa ülkeleri içerisinde İslam'ı tanıyan ilk ülke. Fransa bu konuda çok geç kalmış durumda. Fransa’da halen İslam,, İslami davranış şeklinin dışarıdan gelmiş bir davranış şekli olarak algılanıyor. Aslında öyle değil buranın bu mahallenin bir ürünü. Eğer bu anlayış biterse -ki umarım çabucak biter- o zaman olur.

Yavuz Baydar:

1924 Türkiye laikliği ile Fransa’yı kıyasladın ama gerçekten öyle mi? Türkiye’de doğrudan doğruya devlete entegre edilmiş hatta bir mezhebin temsilcisi olan Diyanet üzerinden yürütülen bir laiklik anlayışı var. Buradan bakınca gerçekten birebir örtüşüyor mu?

Samim Akgönül:

Cevap vereyim, “zamanın ruhu”... 1924’te Türkiye'nin yaptığını Fransa 2021’de yapacak değil elbette; çok daha yumuşak, çok daha çoğulcu, daha açık, 1905 yasasına uyacak ama 1905 yasasını çoktan su aldı, böyle bir yasa bile ona aykırı. Bir dinin dizayn edilmesi 1905 yasasının ruhuna aykırı. Fransa'da kurumlar güçlü olmasaydı, güç ayrılığı olmasaydı, elbette Fransa da bir Diyanet İşleri Başkanlığı isterdi. Yani zamana göre olabileceği yapıyor Fransa...

Sıcak Takip'in tamamını izleyebilir veya dinleyebilirsiniz

 

Listen to "‘Fransa veya Avrupa İslam'ı mümkün, ama tek bir şartla…’ - Prof Samim Akgönül" on Spreaker.