Fransa'daki terör saldırıları tek merkezden mi yönetiliyor?

Fransa, peş peşe terör saldırıları ile sarsılıyor.

13 gün önce Muhammed Peygamber karikatürlerini gösterdiği için kafası kesilerek öldürülen öğretmen Samuel Paty'nin ardından, güney şehri Nice'te düzenlenen bıçaklı saldırıda da birisi kafası kesilmek üzere üç kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.

Saldırı Nice'teki Notre-Dame kilisesinde gerçekleşti. Hemen ardından ise, Avignon’da da polise bıçaklı saldırı girişimi yapan kişi öldürüldü ve Lyon’da da metroya elinde bıçakla girmeye çalışan bir Afgan yakalandı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, "İslamcı terör saldırısı" olarak nitelediği saldırıdan sonra Fransa'da ibadet yerleri, okullar gibi bazı bölgelerde güvenlik önlemlerini artıracaklarını ve asker konuşlandırabileceklerini söylerken Müslüman dünyasından farklı tepkiler geliyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, radikal İslam’a karşı sert bir politika izleyeceğini açıklayan Macron’un zihinsel bir tedaviye ihtiyacı olduğunu savunurken, saldırıları açıktan kınamamakta ısrarcı. Sadece Dışişleri Bakanlığından bir taziye mesajı geldi.

Öte yandan Lyon başta olmak üzere Fransa’nın farklı kentlerinde aşırılıkçı Türkler sokaklara inerek Ermenilere tehditler savuruyor.

Editör Masası’nda Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar, Ahval Türkçe Editörü Ergun Babahan ve Prof. Cengiz Aktar’la Fransa’nın ‘Kara Perşembesi’ni değerlendirdi.

Yavuz Baydar, adı konmamış bir “medeniyetler çatışması” olduğunu söylüyor. 

Cengiz Aktar, Avrupa’nın göbeğinde ilk defa kafa kesilerek insanların öldürüldüğüne dikkat çekerek, “Bu durum, Avrupa’nın kabul edeceği, rasyonalize edebileceği bir durum değil” ifadesini kullanıyor ve ekliyor:

“Kimse sütten çıkmış ak kaşık değil ama burada bir eşik atlandı. Bunun arkası gelecektir. Bu saldırılarda Erdoğan'ın tavrı nedeniyle Türkiye görünen yüz olarak öne çıkıyor. Türkler, Avrupa'da radikal İslam'ı temsil eder görünüme bürünmüş durumdalar.”

Ergun Babahan ise, İslam aleminin genel anlamda ve özellikle de Türkiye’nin rolüne bakılması gerektiğinin altını çiziyor. 

Erdoğan’ın tek bir üzüntü beyanında bulunmayıp, İslam’ı Batı medeniyetinin karşısına çıkarttığına vurgu yapan Babahan, “Erdoğan, burada İslamcıların aklı ve ruhunu besleyen role bürünmüş durumda” görüşünü dile getiriyor ve şöyle devam ediyor:

“Sonuç itibarıyla İslam ve terör Batı’da iç içe geçerken, Türkiye de bunun görünen yüzü hâline geliyor.”