Kutay Ersöz
Tem 20 2018

Dünya Kupası'nın gösterdikleri

İletişimin bu kadar hızlı, maç sayısının bu kadar fazla olmadığı yıllarda futbolun yönünü Dünya Kupası tayin ederdi. En azından rota oradan öğrenilirdi. Uzak kıtalardaki oyuncular, yeni taktikler, etkileyici akımlar, türlü kurnazlıklar, yeni modalar dört sene arayla görücüye çıkar; futbol da o yazların ardından ilerlemesine devam ederdi. Şimdilerde durum değişti. Hemen her şeyi, her hafta sonu evimizde oturarak öğrenebiliyoruz. Yine de Dünya Kupası’na haksızlık etmemek lazım. Rusya’da izlediğimiz 64 maçtan yeni şeyler öğrenmiş, hiç olmazsa daha önce öğrendiklerimizi netleştirmiş olabiliriz. İşte Rusya’dan aklımızda kalanlar...

1)Avrupa en önde: Futbolun merkezi uzun yıllar boyunca Avrupa ve Güney Amerika’ydı. Son turnuvalarda zaman zaman diğer kıtalardan sürprizler çıkıyor, Kamerun, Senegal, Gana, Güney Kore, Kosta Rika gibi ülkeler dünyaya ‘Biz de varız’ mesajı veriyordu. Fakat bu yaz, mesaj iletilemedi! Rusya’da son 16’daki 15 takım Güney Amerika ve Avrupa’dandı. Araya sadece son 16’nın gediklisi Meksika sokulabildi. Geçen turnuvada ABD, Cezayir, Kosta Rika, Nijerya son 16’yı görmüştü. 2010’da Gana çeyrek finaldeydi. Fakat bu turnuvada Güney Amerika bile ağırlık koyamadı. Şampiyon Avrupa’dan çıktı, yarı finale de dört Avrupalı kaldı. Kupa da 2002’den bu yana Avrupa dışına çıkmadı.

2) VAR: Yeni futbol kuralları ilk olarak Dünya Kupası’nda görücüye çıkar. VAR daha önce bazı liglerde uygulansa da esas sınavını Dünya Kupası’nda verdi. Tartışmalar devam edecektir. Hatta uygulama değişebilir. Fakat bu Dünya Kupası’nı VAR üzerinden hatırlayanların sayısı çok fazla olacak.

3) Savunma esas: Futbolda sistemler hızlı değişiyor. Moda taktiklerin değişimi gibi, maç içinde de sistem değiştiren esnek teknik adamlara rastlamak mümkün. Artık herhangi bir sistemin hâkimiyetinden bahsetmek kolay değil. Fakat savunma anlayışı hâlâ esas nokta. Yunanistan’ın 2004’te kazandığı şampiyonluğun mirası aradan geçen 14 yılda devam ediyor. İsveç, Uruguay gibi savunma disiplinine sadık kalan takımlar çeyrek finale kadar çıktılar. İran, İzlanda gibi takımlar da erken elenmelerine rağmen hayran kitlesi edindiler. Fransa bile şampiyonluğu aynı akılla kazandı.

4) Duran topun önemi: Son iki maddenin bir diğer getirisi, duran topların önemi oldu. Zaten futbolun son döneminde duran toplar kilit bir noktadaydı ama Dünya Kupası esnasında değer kazanmaya devam edeceğini gördük. Artık VAR sayesinde daha çok penaltı çalınacak, aşılması zor savunmalar da akan oyunla gelen gollerden çok duran toplarla devrilecek. Rakamlar doğruluyor. Mesela İngiltere 12 golün 10’unu duran toplardan kaydederek yarı finale kadar çıktı. 2018 Dünya Kupası da penaltı sayısında (29 penaltı) rekor kırdı.

5) Yıldız kazandırmaz: Bunu zaten biliyorduk! Fakat bu turnuvada her şey ayan beyan ortadaydı. Dünyanın en iyi iki futbolcusu Ronaldo ve Messi ikinci turda elendi. Ibrahimovic’ı kadroya almayan İsveç çeyrek finale kadar yürüdü. Yıldızlar topluluğu Almanya ve İspanya erken elendi. Şampiyon Fransa’da ise takım oyunu bireylerin önündeydi. Çıkan ders belli; yetenekli futbolcu iyidir ama önemli olan, onları bir organizasyonun içine atabilmektir.

6) Devrimin merkezi kulüpler: Bazı sanal futbol oyunlarında, başarı kazandıkça milli takımlardan teklif gelir. Orası oyunun en yüksek noktasıdır ve ülkedeki en iyi teknik direktör olmanın sembolüdür. Dünya Kupası’nda saygıdeğer teknik adamlar yer alsa da hiçbiri dünyanın (hatta ülkelerinin) en iyileri arasında değil. Aktif teknik direktörlük mesleğinin zirvedeki isimleri Jose Mourinho, Pep Guardiola, Sarri, Diego Simeone, Carlo Ancelotti, milli takımlarda çalışmayı tercih etmiyor. Koltuk, daha pragmatik ve anlık sonuç arayan teknik adamlara kalıyor. Bu da takımların futbolun anlayışına ister istemez yansıyor.

7) Tribünler ölüyor: Milli takım taraftarlığı zor iştir. Hele bir de Dünya Kupası için kilometrelerce yol gitmek her babayiğidin harcı değil. Fakat sanki eskiden bu tip turnuvaların tribünleri daha renkli olurdu. Hollanda ve İtalya gibi ülkelerin olmaması etken ama tek renk giyinenlerin ve tezahüratı eksiltmeyenlerin sayısı azalmış gibiydi. Artık dev ekranda kendini görmek isteyenler daha fazla!

8) Olaysız turnuvalar: Euro 2016 öncesi Fransa’ya gitme planı yapanların kafasında IŞID korkusu vardı. Onlar kadar vahşi olmasalar da 2018 öncesinde de korku salan Rus holiganlardı. Fransa da Rusya da bu sorunu hissettirmedi. Sistem doğru işleyince insanlar huzur içinde turnuvanın tadını çıkarabildi. Bir ay boyunca 72 milletten insanı sorunsuz bir şekilde konuk etmek çok önemliydi. Bu da futbol kurumlarının organizasyon başarısını gösterir.

9) Yeni eski 9 numaralar: Dünya futbolu bir ara ‘sahte 9’ etkisine dalmıştı. Maç başlarken en önde gözüken ama 90 dakika boyunca sahada gezinen, hatta bu yüzden takımın gol yükünü kanatlardan gelen takımdaşlarına bırakan oyuncular revaçtaydı. Bu turnuvada ise eski yılların 9 numaralarını gördük. Kale önünde mücadele eden, top indiren, savunmayı dağıtan Harry Kane, Olivier Giroud, Romelu Lukaku, Luis Suarez, Artem Dzyuba gibi isimler... Fakat eski modellere göre bir farkları var; penaltıları çıkarırsak çoğunun gol sayısı düşük kaldı! Herhalde zamanla bunu da aşacaklardır.

10) Yeni bir Ballon d’Or: Futbolcuların bireysel ödülleri önemlidir. O ödüllerin zirvesinde de Ballon d’Or yer alr. Ödülü 2008’den beri Cristiano Ronaldo ve Lionel Messi paylaşıyordu. Bu sene ise işler karışabilir. Luka Modric hem Real Madrid ile Şampiyonlar Ligi kazandı hem de Dünya Kupası’nda finale çıktı. Turnuvanın da en iyi oyuncusu seçildi. Karizmatik ve tarz yıldızların arasında bu sefer gösterişsiz ama lider bir futbolcu var. Bakalım sene sonunda ödül ona gidecek mi?