Kutay Ersöz
Şub 08 2018

Aykut Kocaman ve Abdullah Avcı: Benzerlikler, ayrılıklar ve rekabet

Aykut Kocaman… 1965 yılında, sosyal imkânları nispeten kısıtlı olan klasik bir Anadolu şehrinde, Sakarya’da dünyaya geldi. Onun doğumundan iki ay sonra şehre yeni bir heyecan geldi ve Sakaryaspor kuruldu. İkisi beraber büyüdü.

‘Genç Aykut’, yaş aldıkça futbola sevdalandı ve Sakaryaspor bünyesine dâhil oldu. Yeşil-Siyahlı takımın 80’li yıllarda İstanbul’a kafa tutan kadrosunda o da vardı. İstanbul takımları, yaşananlara kayıtsız kalmadı ve Sakarya’nın gençlerini zaman içinde sırayla transfer etti.

Golcü Aykut, o futbolculardan biriydi. 1988’de artık Fenerbahçe’nin oyuncusuydu ama onun kaderi İstanbul’da kaybolanlar gibi olmadı. Sarı-Lacivertli takımın103 gollü şampiyonluğunda en çok golü atandı. Ligin gol kralıydı.

Devamında milli takıma yükseldi. Adına tezahüratlar bestelendi. Ülkenin en popüler sporcularından biri oldu. Fenerbahçe tarihinin sembol isimlerinin arasına ismini yazdırdı.

İki kez daha ‘kral’ oldu. Ülkedeki birçok gencin hayalini kurduğu hayatı yaşadı. 1996 yılında Fenerbahçe ile bir şampiyonluk daha kazandı.

Üstelik şampiyonluk maçının şampiyonluk golünü o attı. Aynı golden birkaç gün sonra kulüpten gönderildi. İstikamet İstanbulspor’du…

Abdullah Avcı

Abdullah Avcı… 1963 yılında İstanbul’da doğdu. Şehrin en parıltılı ilçelerinden Beyoğlu’nun en bıçkın semti Kasımpaşa’da gözlerini açtı.

Türkiye’nin birçok gencinden daha şanslıydı ama aynı zamanda rekabetin yüksek olduğu bir şehirde kendini göstermek zorundaydı. İyi futbol oynadığını fark edince Beşiktaş’ın ve Galatasaray’ın seçmelerine girdi. Kazanamadı.

Yenilerek başladı ama pes etmedi. Bir semt takımı Vefaspor’da başladı. Sonrasında Karagümrük... Aykut Kocaman Sakaryaspor’da oynarken o Rizespor’daydı. Karadeniz’deki performansıyla İstanbul takımlarının radarına girdi ama transfer olamadı.

Sonrasında oradan oraya sürüklendi. Bir türlü ‘yırtamadı’. Ve bir gün, alt liglerden kurtulmak isteyen bir takımın transfer teklifini kabul etti. İstikamet İstanbulspor’du…

Golcü Abdullah, kariyerindeki en ‘sadık’ dönemini Sarı-Siyahlı forma altında geçirdi. 32 yaşına geldiğinde, İstanbulspor’un tecrübeli ama az oynayan kaptanı olarak şampiyonluk yaşadı.

İstanbulspor artık Süper Lig’deydi, fakat kaptanları Süper Lig için biraz yaşlıydı. Kaptan yuvadan ayrıldı, birkaç sene sonra da futbola noktayı koydu. Sonrasında da teknik direktörlüğe yöneldi.

Abdullah Avcı İstanbulspor’da dört sezon forma giydi. Ondan bir sene sonra İstanbulspor’a gelen Aykut Kocaman da dört sezon boyunca Sarı-Siyah’ı sırtına geçirdi.

Üstelik birçok sükseli transfer, o dört sene içinde ‘olmayan proje’den ayrılırken, Kocaman kulüpte kalmaya devam etti. Ünlü yabancı teknik direktörlerle başlayan süreç, kulübü kurtarması için sığınılan yerli hocalarla devam etti. Ve bir gün kapıdan içeri Ziya Doğan girdi; yanında yardımcısı Abdullah Avcı ile…

1999-2000 sezonuydu… İstanbulspor’un eski kaptanı yeniden kulüpteydi. Hedef; bir zamanlar Süper Lig’e çıkardığı kulübü bu sefer ligde tutmaktı. Fakat işler istenildiği gibi gitmedi.

Takım 27. haftada Kocaelispor’a 2-1 yenilince Ziya Doğan istifa etti. Yardımcısı Abdullah Avcı da onunla ayrılmak istedi ama Ziya Hoca öğrencisine ‘’Sen kal ve takımı kurtar” dedi.

O günlerde küme düşme hattında bulunan takımın başında iki genç zihin belirdi. Yeni antrenör Abdullah Avcı ile takımın golcüsü Aykut Kocaman bir araya geldi. Yedi haftada üç galibiyet ve iki beraberlik elde ettiler. İstanbulspor ligde kaldı, Türkiye futbolu da o kısa süreç içinde iki teknik adam birden kazandı.

İstanbulspor Kulübü, yeni sezon için Metin Türel’i getirdi. Tecrübeli teknik adamın iki yardımcısından biri Avcı, diğeri de futbola nokta koyan Kocaman’dı. Takım sezonu 12. sırada bitirdi. Sonrasında yollar yine ayrıldı.

Aykut Kocaman İstanbulspor’un yeni teknik direktörüydü. Futbolculuğu dönemindeki gibi parlak bir başlangıca imza attı. Genç yaşında bir Süper Lig takımı çalıştırdı. Zor durumdaki İstanbulspor’un her şeyi oldu. Adına kitaplar yazıldı. Daha sonra Malatyaspor, Konyaspor ve Ankaraspor’a gitti.

Oynattığı futbol çok tartışıldı ama kendine ait bir imzası olduğunu da kimse inkâr edemedi. Topa sahip olmayı seviyordu. Topu kullanıyordu. 2010 yılında her teknik adamın hayaline kavuştu ve ‘büyük takım’ aldı.

Fenerbahçe ile şampiyonluk yaşadı, Avrupa Ligi’nde yarı finale yükseldi. Konyaspor’a tarihinin en iyi dönemini yaşattı, sonra Fenerbahçe’ye geri döndü.

aykut kocaman

Abdullah Avcı ise teknik direktörlük kariyerine sönük başladı. Büyük takım geçmişi olmayınca, gözlerden uzak kaldı. Futbolculuğundaki gibi kendini göstermekte zorlandı. Eski çalışma arkadaşı A takımı yönetirken, o İstanbulspor’un PAF takımındaydı. Ardından Galatasaray’ın PAF takımına geçti.

Hâlâ konuşulan unutulmaz bir nesille beraber çalıştı. Düşük maaşla hayatını sürdürmeye çalışırken ara sıra gazete sayfalarına çıktı. Oradaki başarıları ona milli takımların kapısını açtı. U-17 Milli Takımı ile Avrupa Şampiyonu ve dünya dördüncüsü oldu.

Genç bünyelere oynattığı pozitif futbol hayranlık uyandırdı. Ardından bir alt lig takımı onu çağırdı. İlk defa yarışmacı bir takımın başına geçtiğinde sene 2006’ydı. İstanbul Büyükşehir Belediyespor onunla hemen Süper Lig’e çıktı.

O günden sonra kulüp ve hoca birlikte hareket ettiler ve sadece bir kez ayrı kaldılar. Abdullah Hoca milli takıma gitti, hemen ardından İBB küme düştü. Kısa bir süre sonra tekrar bir araya geldiler. Kulübün adı Başakşehir oldu. Avcı kulübünü iki kez dördüncü, bir kez ikinci yaptı ve Avrupa’ya taşıdı.

Sadede gelelim… Aynı kuşağın en gözde iki teknik direktöründen bahsediyoruz. Ortak noktaları da farkları da çok fazla. Kariyerleri aynı şekilde başlamadı, aynı şekilde ilerlemedi, benzer hayatlar yaşamadılar ama hemen hemen aynı yerde ve hemen hemen aynı zamanda başladılar, aynı şeylerden ve aynı kişilerden beslendiler.

Kocaman Fenerbahçe ile şampiyon olurken, Avcı İstanbul BB Spor ile Türkiye Kupası finali oynadı. Avcı Başakşehir ile lig dördüncüsü olurken, Kocaman Konyaspor ile lig üçüncüsü oldu. Geçen sezon iki teknik adam Türkiye Kupası finalinde rakip oldu, kazanan penaltılar ile Aykut Kocaman’dı.

Futbol anlayışları da ufak farklar olsa da birbirlerine benziyor. Sahanın her alanının ve topun değerini bilen, sabırlı iki teknik direktör... İki sistem adamı… Tarzları benzer, yöntemleri farklı iki insan… Onlarınki, belki de ülke futbolundaki en heyecan verici teknik adam rekabeti...

Bu hafta ligin zirvesini, şampiyonluk yarışını ilgilendiren bir maç oynanacak. Fenerbahçe, lider Başakşehir’e konuk olacak. Yarıştaki diğer takımların gözü de bu karşılaşmada olacak.

Kimin kazanacağını kestirmek mümkün değil, fakat kıran kırana bir mücadele olacağı kesin. Fakat sahadaki çetin mücadeleyi yaratanların rekabeti de izlenmeye değer. Kariyerlerini, hayatlarını ve kaderlerini düşününce, 90 dakikaya göz atmak biraz daha anlam kazanacak.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar