Burak Yılmaz taraftara rağmen Beşiktaş’ta!

Devre arası transfer dönemleri genelde sönük geçer. Normaldir. Birçok futbolcunun sözleşmesi zaten devam eder. Kulüpler de iyi oyuncularını dereyi geçerken bırakmak istemez. Eksikler de bir yaz dönemindeki kadar değildir. Yani talep de arz da azdır. Fakat yine de nokta transfer önemlidir.

Süper Lig tarihi, devre arasında takıma dahil olup, şampiyonluk kazandıran oyuncularla doludur. Fabian Ernst, Yusuf Şimşek, Marcio Nobre, Wesley Sneijder, Didier Drogba, Federico Giunti ilk akla gelenler...

Dövizdeki artışı, finansal fair play’i ve kulüplerin kasasını düşününce bu senenin devre arası transfer döneminin olağandan da sönük geçeceğini tahmin etmiştik.

Fakat daha resmi takvim başlamadan (4 Ocak 2019) sıcak gelişmeler yaşandı, dedikodular türedi, hatta bazı anlaşmalar bile yapıldı. Belli ki Ocak ayı sıcak geçecek. O halde şimdiden kısa bir değerlendirme yapalım.

En hareketli takımın Beşiktaş olduğunu söyleyebiliriz. Siyah-Beyazlı takımın gündemine şimdiden birçok isim girdi. Takımın son bir senedir en büyük sıkıntısı santrfor bölgesindeydi. Cenk Tosun, geçen sene bu zamanlar yüklü bir miktara Everton’a satılmıştı.

Kulüpte hem Cenk’i ihraç etmenin haklı gururu hem de gelen paranın coşkusu vardı. Fakat yerine gelen Alanyaspor’un 33’lük gol kralı Vagner Love oldu. Love, Akdeniz’de iyi bir dönem geçirmişti ama Beşiktaş’a uygun bir yapıda olmadığı belliydi.

Yüksek maaşlı Negredo da yazın elden çıkınca Dolmabahçe’nin forvet hattı bir senede değer kaybetti. Larin, Mustafa Pektemek gibi isimler de yetmeyince o bölge için oyunculara bakıldı.

İmzayı atan ise Burak Yılmaz oldu. 33 yaşındaki golcü, Beşiktaş’a ikinci kez transfer oluyor. İlk gelişinde taraftarla yıldızı barışmamıştı. Oysa 21 yaşındaki bir genç oyuncu için fena bir performans göstermemişti.

Aradan geçen 11 yılda zaman zaman yine Beşiktaş ile anılsa da, taraftarların gösterdiği tepki transferi engellemişti. Burak’ı en formda dönemlerinde taraftar baskısı yüzünden alamayan Beşiktaş, bu sefer oyuncuyu taraftar baskısına rağmen en verimsiz döneminde renklerine bağladı.

Burak hem maliyeti hem de artık kronikleşen sakatlığı ile dikkat çekiyor. Ayrıca takım içinde yaratabileceği huzursuzlukların fragmanını Trabzon’da ortaya koydu. Şenol Güneş’in ısrarı ile alındığı biliniyor.

Yönetim de, büyük ihtimalle Güneş’in istediğini yaparak tüm sorumluluğu ona devretmeyi planladı. Zira son bir haftada Beşiktaş ile anılan bir başka isim de yine Trabzonspor’dan Mustafa Akbaş’tı.

Oyuncunun menajerine göre transferin gerçekleşme ihtimali mevcut. Fakat Bordo-Mavili formayı bu sezon dört kez giyebilmiş bir oyuncu Beşiktaş’a ne kadar katkı verir orası muamma. Daha da ötesi bu iki isim beklenen katkıyı veremezse en çok sıkıntıyı Şenol Güneş yaşayacak gibi duruyor.

Bu kış santrfor takviyesi beklediğimiz bir diğer takım Galatasaray. Yazdan kalan bir zorunluluk elde duruyor. Üstelik oynadığı 13 lig maçında yedi gol atan Eren Derdiyok’un kamp kadrosuna alınmadığı bir dönemde sadece bir değil, iki santrfor bile transfer edilmek zorunda.

Fakat Sarı-Kırmızılı takımın manşetinde şimdilik stoperler var. Önce Ozan Kabak yönetim tarafından taraftarların önüne atıldı, ardından Serdar Aziz’den kulüp bulması istendi. İki olayda da oyuncuların hataları olabilir. Fakat idarecilerin de durumu iyi yönetemedikleri çok bariz. Galatasaray aniden bir stoper krizi yaşadı.

Yerli futbolcunun çok zor yetiştiği ve sayıca az olduğu bir dönemde eldeki iki iyi yerli stoperin üstünü bir anda çizebilme cesaretini göstermek şaşırtıcı. Son duruma göre Ozan kalacak, Serdar gidecek. Maicon’un da elden çıkarılması planlanıyor. Yani tıpkı santrforda olduğu gibi stoperde de ihtiyaç sayısı önce birdi ama artık en az ikiye çıktı.

Fenerbahçe ise şimdilik en sessiz takım gibi. Oysa Ali Koç, ‘finansal fair play’i göz ardı edebileceğinin sinyallerini vermişti. O konu da ayrı bir tartışma maddesine neden olacaktır ama önce transfer döneminin bitmesini beklemeli. Öte yandan Sarı-Lacivertli takım, kadro dışı bırakılan Aatıf ve Dirar’a af kararı çıkardı.

Aykut Kocaman döneminin banko iki ismi taraftar tarafından sevilmiyordu. Kadro dışı kaldıklarında dahi kararın geç verildiğini söyleyenler olmuştu. Taraftarların yoğun isteği ile göreve gelen Ersun Yanal’ın ilk iş olarak, Kocaman döneminin demirbaşı iki oyuncuyu affetmesi ironik oldu.

Volkan Demirel de formasına yeniden kavuşacak gibi gözüküyor. Oyuncuları kazanmak önemli ama daha önceden alınan kararların nedenleri, olayların gelişimleri, o dönem yapılan açıklamalar kafalarda soru işaretleri oluşturmaya devam ediyor ve geleceğe dair karamsarlığı arttırıyor.

Transfer döneminin ilk ciddi imzalarından biri Başakşehir’den geldi. Alan yerleşimi, sahaya yayılım, sistem ve organizasyon gibi konularda ligin üzerinde olan takım, yaratıcılık ve bitiricilik gibi alanlarda sıkıntılar yaşıyor. O nedenle bir zamanlar dünyanın en iyilerinden biri olan Robinho’yu transfer ettiler.

Brezilyalı oyuncunun katkı vereceği kesin. Yine de Abdullah Avcı’nın onu tam olarak nasıl ve hangi pozisyonda kullanacağını bilemiyoruz.

Tecrübeli teknik adamın sistem takımında, Brezilyalı yıldıza yer açışını izlemek heyecan verici olacak. Ligi izlemek için bir neden arayanlara tavsiye edilir. Fakat diğer yandan takımın yaş ortalaması da biraz daha yükselecek.

Stoperdeki önemli isimlerden Manuel da Costa’nın 4.5 milyon Euro bedelle Suudi Arabistan’a transfer olma ihtimali de önemli. Maddi açıdan kârlı bir iş gibi dursa da stoper ikilisini bozma riskini de barındırıyor. Başakşehir, ilk devrede 16 puan kaybetti. Bu puanların dokuzunu kaybederken Epureanu-Costa ikilisinden biri sahada değildi.

Transfer dönemi henüz şimdiden kafalarda soru işaretleri oluşturdu. Yaşanan tüm gelişmeleri ay sonunda daha sağlıklı değerlendirebiliriz. Fakat şu anda da bir fikrimiz var. Sanki kulüplerimiz yine planladıkları gibi hareket etmiyorlar. Hatta belki de planlarını gelişmelere göre yeni yeni kurguluyorlar. Sanki transfer dönemi başlayınca tüm stratejiler uçtu ve doğaçlama bir anlayış devreye girdi.

Bu hamlelerin tamamını şimdiden ‘yetersiz’ veya ‘başarısız’ olarak nitelendirmek haksızlık olur. Sonuçları en iyi sahada göreceğiz. Fakat kulüplerin sıkışık oldukları bir zamanda yine tüketim denizine dalmaları (dalacak gibi gözükmeleri) ve kadrolarını baştan aşağı değiştirmeye çalışmaları pek de hayra alamet gibi durmuyor…

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.