Kutay Ersöz
Şub 27 2018

Derbinin ardından: Farkı nedeni kalite

Derbiler değerlidir. Sadece toplumsal hayata katkıları bile yeterlidir. Fakat bir de futbolun kendisi, yeşil sahanın kendisi var. İki denk kuvvetin veya en azından denk hedeflerin çarpışmasından çok önemli çıkarımlar yapılabilir, izleyenlere büyük keyif verebilir ve aklı çalıştırabilir.

Tam anlamıyla ak koyun ile kara koyunun belli olduğu geçidin başıdır. Pazar günü oynanan Beşiktaş – Fenerbahçe derbisi de öyleydi. Bakmayın siz Fenerbahçeli taraftarların yenilginin tüm sorumluluğunu Aykut Kocaman’a atmasına...

Hem o hem de Şenol Güneş, hatalarıyla sevaplarıyla keyifli bir maç izlettirdiler. Sadece onlar da değil; oyuncular da bu çekişmeye katkı verdiler.

Karşılaşma öncesi hava, çıkacak sonuca göre çok farklıydı. Son yılların en çok tartışılan ve pek beğenilmeyen takımı Fenerbahçe ve onun destek görmeyen hocası Aykut Kocaman, Dolmabahçe’ye üç puan önde geldi.

Önde gelmenin yanı sıra, Fenerbahçe’nin son yıllardaki derbilerde aldığı sonuçlar sayesinde oluşan özgüvenini de hafta boyunca salgıladılar. Beşiktaş ise hem Talisca ve Pepe gibi iki yıldızının olmaması hem de Bayern Münih maçında yenilen beş gol sebebiyle düşünceliydi, karamsardı.

Fenerbahçe kazanması gereken maçları kazanmasıyla meşhur. Fakat bu sefer muhakkak kazanmak zorunda değildi. Kaybetmemesi bile önemli bir avantaj sayılabilirdi. Beşiktaş ise yarışa devam edebilmek adına kazanmaktan başka çıkar yol göremiyordu.

Öte yandan Siyah-Beyazlılar, en güçlü olduğu zamanlarda bile (içinde bulunduğumuz dönem onlardan biri) final maçlarında büyük sıkıntılar yaşamasıyla tanınıyor. Geçen sezon oynanan derbi de onlardan biriydi. Fenerbahçe neredeyse kaleye şut çekmediği maçı Beşiktaşlı iki oyuncunun son dakikadaki hatasıyla 1-1 tamamlamayı başarmıştı.

Maç öncesi her şey Fenerbahçe’nin lehine giderken buna bir de maç içinde gelen erken gol eklendi. Atılan gol Fenerbahçe’nin bu seneki özeti gibiydi. İttire ittire, zorla, aniden ve nizami olmadan golü buldu. Sarı-Lacivertli takımın sezon içindeki yansıması gibiydi.

Yarışa adeta ittire ittire tutunan takımın golüydü. Oyuncu kalitesi daha fazlasına izin vermezken, hoca inadı kadroyu ilk dört içinde tuttu. Aynı şekilde derbiye de önde başladılar. Fakat öne geçtikten sonra da bütün falsolar ortaya çıktı.

Kocaman’ın maç sonunda yaptığı ve en başta kendi taraftarları tarafından çok eleştirilen açıklaması aslında doğruydu. Kocaman, belki yine uzun cümleler kullanarak kendini iyi ifade edemedi ama oyunu okuma konusunda soğukkanlı olduğunu gösterdi.

fb

Golden sonra Beşiktaş gerçekten de kontrolsüz bir baskıya girdi. Şenol Güneş’in öğrencilerinin kaybedecek bir şeyi kalmamıştı. Böyle maçlar kontrol oyunudur. Tutkudan önce kontrol önemlidir ve kontrolü elinde tutma konusunda ligin en mahir takımlarından biri Fenerbahçe’ydi.

Fakat ne zaman Beşiktaş, kendisinin sezon standardını aşan bir baskıya ve doğaçlama oyuna girdi; işte o zaman rakibini kalesine doğru itti, kontrolü de rakibine vermedi. Yani rakibine en güçlü silahını vermedi. Büyük ihtimalle Şenol Güneş, maç öncesinde bunu istememişti.

Planları arasında, Münih dönüşü ve Trabzon öncesi bu kadar erken bir baskı kurmak yoktu. Fakat maç oraya gidince takımının coşkusuna engel olmadı. Beşiktaşlı oyuncular rakibini itebildiğini gördükçe daha da cesaretlendi ama pozisyon da çıkmadı.  Ve tam o dakikalarda İsmail Köybaşı sakatlandı.

Beşiktaş’ta üç önemli eksik vardı. Taraftarların, değerini 150 milyon Euro’ya kadar çıkardığı Oğuzhan Özyakup, maçtan önce kadrodan çıkarıldı. Avrupa’nın radarında olan Talisca ve dünyanın en iyi stoperlerinden biri olan Pepe kart cezaları nedeniyle oynamadılar.

Fenerbahçe’nin de Premier Lig’den transfer ettiği Vincent Janssen kadroda yoktu. Yani dört tane önemli isim derbide sahada değildi. Fakat en çok aranan, en düşünülmeyeni oldu: Bir sol bek, Hasan Ali Kaldırım!

Beşiktaş Pepe’nin yerini, son iki sezonun şampiyon kadrosunda yer alan Dusko Tosic ile doldurdu. Talisca’nın son dönemde devralmaya çalıştığı oyun liderliğini Ricardo Quaresma hırsı ve tecrübesi sayesinde başarıyla halletti.

fb

Oğuzhan’ın yokluğunda da Tolgay Arslan, belki de iki gol atan Q7’nin bile önüne geçerek maçın yıldızı oldu. Fakat Fenerbahçe, sezon başında takımdan gönderip göndermeme konusunda kararsız kaldığı Hasan Ali’nin yerini dolduramadı.

İşte girişte bahsettiğimiz konu da tam olarak buydu. Her şey tüm şeffaflığıyla derbide ortaya çıktı. Bir sol bekin, üstelik kendi takımında tartışılan bir sol bekin dahi ne kadar değerli olduğunu ancak derbi gibi yüksek seviye maçlarda görebiliriz.

Hasan Ali’nin ilginç bir özelliği var. Beşiktaş maçlarında, özellikle de Quaresma’ya karşı oyunlarda başarılı işler çıkarıyor. Bu maçta olsaydı yine benzer bir oyun ortaya koyabilirdi. Yerine oynayan İsmail de fena başlamadı, fakat eski Beşiktaşlı sakatlıktan yeni çıkmıştı. Maç içinde de tekrar sakatlanınca sahadan erken ayrılmak zorunda kaldı.

Yani Hasan Ali ilk 11’de olsaydı; hem Beşiktaş’ın golden sonraki itmesinde takımına destek olurdu, hem maçın yıldızı Quaresma’yı durdurabilirdi, hem de Fenerbahçe bir oyuncu değişikliği hakkını çok erken kullanmak zorunda kalmazdı.

İlginçtir, bu sezon hem Fenerbahçe’nin hem de Galatasaray’ın sol ayaklı oyuncu sıkıntısı var. Sarı-Kırmızılı takım bazı maçlara tek bir sol ayaklı oyuncusu olmadan çıktı. Fenerbahçe de benzer rakamlara ulaştı. Şu an çekirdek kadroda Hasan Ali, İsmail ve Janssen dışında sol ayaklı oyuncu yok. Ve bu üç oyuncu da zorlu derbinin son bir saatinde sahada yoktu.

fb

Fenerbahçe ilk yarıyı önde tamamladı ama dönüşte artık dayanamadı. Üstelik Beşiktaş beraberliği çok erken bir golle buldu. Sonrasında Fenerbahçe kontrolü elinde tuttu gibi gözüktü ama aslında Beşiktaş’ın eksik oynamasının payı büyüktü.

Siyah-Beyazlı takımın sezonun devre arasında yaşadığı Cenk Tosun – Vagner Love değişikliği, hücum gücünü büyük oranda azalttı. Güneş’in Love tercihi aslında bir kandırmacanın kurbanı…

Alanyaspor ile Süper Lig’in gol kralı olan Brezilyalı’nın hâlâ eski günlerindeki gibi olduğunu sanıyoruz. Fakat onun bir üst seviye için yetersiz olduğu, Bayern Münih maçında ortaya çıktı. Beşiktaş da o seviyenin takımı. Fenerbahçe, Alanyaspor ile aynı ligin takımı olsa da derbinin yarı sahaya sıkışan temposu ve bizim güçsüz gördüğümüz Sarı-Lacivertli savunma bile Love’a ağır geldi.

Alvaro Negredo, bu sezonun hiçbir kısmında Güneş’in birinci tercih olmadı. Doğru transfer olup olmadığı da tartışılır ama Tosun’un gidişinden sonra (hatta öncesinde bile) daha çok forma şansı bulabilirdi. Derbi her geçen dakika Negredo’nun istediği formata bürününce Güneş müdahale etmekte gecikmedi.

Önce Vida’yı kenara aldı ve Negredo-Love ikilisini yaklaşık 15 dakika beraber kullandı. Fenerbahçe burada golü bulabilirdi, bulmalıydı. Orta sahayı aldı, rakip kaleye biraz daha yaklaştı ama istediği pozisyonlara giremedi.

Beraberlik golünden hemen sonra orta sahadan kaleye yönelen ve Medel’in adeta havada asılı kalarak çizgiden çıkardığı topu saymazsak konuk takımın ürettiği tehlikeli bir pozisyon aklımıza gelmiyor. Bu sorun da kadro kalitesi ile alakalı. Fenerbahçe’nin santrforları Fernandao, Soldado ve Janssen’den oluşuyor.

fb

Janssen sakat olmasa belki onu diğerlerinden ayrılabilirdik ama şu an üçü de katkı verebilecek güçte değil. Fernandao, her ne kadar son iki kritik deplasman maçında üç gol atsa da, beslendiği zaman gol atabilecek bir oyuncu.

Bu sefer de sahanın diğer bölümündeki eksikler karşımıza çıkıyor. Fernandao’yu beslemeye çalışmak, gol yemeyi de beraberinde getiriyor. Brezilyalı’nın da fazla gol atacak mecali pek yok. Kocaman bir yerden eksilmeyi göze alarak, takımını şampiyonluk yarışında tutmaya devam ediyor. Bu daha çok hücum alanında oluyor ama o tercih de taraftarları hoşnut etmiyor.

Kocaman’ın Alper değişikliği doğruydu. Valbuena ise çok bekledi. Zira yenik duruma düşünce faydası olmadı. Skor 1-1’ken çok iş görebilirdi. Alper ile Valbuena’yı aynı anda oyuna sokmak da yine İsmail’in sakatlığı nedeniyle bir risk halini aldı.

Beşiktaş’ın oyuncu kalitesi son 15 dakikada iyice ortaya çıktı. Quaresma hırsının ve isteğinin meyvesini iki şahane golle aldı. Onun neden devamlı 11’de olduğunu görmüş olduk. Beşiktaş, o isterse çok başka oynuyor. O istemezse veya sahada yoksa, takım çok sıkışıyor. Portekizli oyuncunun ilk golünde Negredo’nun inadı ve servisi muazzamdı.

Josef gibi diri bir oyuncunun rakibi karşısında avantaj elde etmesine rağmen denge kuramaması ve kaptığı topu anında kaptırması iki oyuncu grubu arasındaki farkı görmek açısında önemli bir işaretti. Beşiktaş’ta üç – dört tane kötü oyuncu da vardı. Love, Gönül, Babel, hatta Fabri kötü günlerindeydi. Fakat geri kalanların etkili oyunu bile maçı koparmaya yetti.

Sonuç olarak güzel bir maç izledik. Üstelik hakem ekibinin yaptığı önemli hatalar bile maçın önüne geçemedi. Ligin kalitesini düşününce, çoğu maçtan beklentilerimiz artık çok aşağılarda. 90 dakika içinde heyecanı ve görselliği yakalamak bize yetiyor. Son yıllarda Beşiktaş – Fenerbahçe derbileri de bize isteklerimizi verebiliyor. Ne mutlu ki, Perşembe günü bir tane daha izleyeceğiz.