Kutay Ersöz
Tem 30 2019

Drogba, Zlatan ve Falcao

Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz açık havada konuşma yapıyor. Karşısında basın mensupları ve taraftarlar var. Merak edilen konu Radamel Falcao transferi.

Cengiz açıklamasında uzun cümleler kuruyor, ‘Galatasaray ruhu’ndan bahsediyor, birlik-beraberlik, sabır gibi kavramlara başvuruyor ama kesinlikle özel bir isim kullanmıyor. Taraftarlar ise başkanın konuşmasını sık sık alkışlarla keserek, “Taraftar çıldırdı Falcao istiyor” ve “Falcao sizden, formalar bizden” sloganlarını atıyor.

Taraftarların beklentisi alenen ortada ama Mustafa Cengiz konuyu yuvarlamayı tercih ediyor. Belki de böyle olması hoşuna gidiyor.

İkinci Başkan Abdurrahim Albayrak, başka bir gün muhabirlerin karşısında daha somut konuşuyor ama yeni bir şey söylemiyor. Günlerce manşetleri süsleyen Falcao haberleri hakkında “Oyuncuyla temasımız var” diyor. Ama zaten temas olmayan yerden de bu kadar duman çıkmazdı. Hiç açıklama yapmamış gibi geçiştiriyor ama umut vermeyi de ihmal etmiyor.

Galatasaray son günlerde bir çılgınlık yaşıyor. Aslında Sarı-Kırmızılı camia bu duyguya alışık. Son yıllarda dünyaca ünlü iki yıldız oyuncuyu daha coşkuyla beklemişti. Onlardan biri mali yükle geldi, diğeri ise gelmedi ama adeta kelle aldı.

2011 yazında Didier Drogba’nın adı Galatasaray ile anılmıştı. O sırada Chelsea’de oynayan futbolcunun Türkiye’ye transferi zor bir işti ama taraftarlar beklenti içindeydi. Forumlarda, sosyal medyada duyumlar birbirini kovalıyordu. Drogba’nın formasının basıldığı bile söylendi.

O günlerde oynanan bir basketbol maçında taraftarların Drogba tezahüratlarına yeni başkan Ünal Aysal baş parmağını kaldırarak yanıt verince adeta kıyamet kopmuştu.

O yaz beklenen transfer iki sene sonra gerçekleşti. Fildişili oyuncu, Çin aktarması yaparak 2013 kışında İstanbul’a geldi. Wesley Sneijder’in imzasından birkaç gün sonraydı. Bir önceki sezonun şampiyonu Galatasaray, devam eden sezonun da lideriydi.

Dünya çapında iki transferin katkısıyla Schalke 04 eşleşmesi geçildi ve Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale kalındı, ligde de şampiyonluk geldi.

Fakat diğer yandan kasa açık vermeye başladı. Drogba’nın 1.5 yıllık maliyeti 10 milyon euro’ydu. Wesley Sneijder’e ise sadece ilk sözleşmesinde bonservis hariç 9.2 milyon euro ödendi. Galatasaray o günlerin devamında, 2016-17 sezonunda, Avrupa’dan men cezası bile aldı. Yani Ünal Aysal’ın ‘çilekleri’ adeta zehir saçtı!

Galatasaray UEFA’dan ceza almadan önce, eli kolu bağlı bir şekilde dar alanda hareket etmeye çabalıyordu. Tam da o günlerde, 2015 yazında, gündeme Zlatan Ibrahimovic haberleri düştü. Bir sosyal medya dedikodusuyla başlayan fısıltı, devamında gazete manşetlerine taşındı.

Kimse sürecin nereden ve nasıl ilerlediğini bilmiyordu ama haberlerin arkası kesilmiyordu. Baştan sona sürreel bir transfer öyküsüydü. Olaylara İsveç medyası bile dahil oldu ve oyuncunun sağlık kontrolünden geçeceği günü dahi iddia etti. Teknik direktör Hamza Hamzaoğlu basının karşısına çıkarak önce transfer gelişmelerinden haberi olmadığını belirtti, sonra “Resmi teklifte bulunmadık” dedi.

İlerleyen günlerde kulübün durumundan bahsederek İsveçli oyuncunun gerçekçi bir hedef olmadığını açıklamaya çalıştı. Bu açıklamaların hepsi ona döndü. Hamzaoğlu, bir anda imzanın önündeki tek engel olarak gösterildi. Dönemin başkanı Dursun Özbek konuyla ilgili somut açıklamalardan kaçındıkça, sezona gireceği kadroyu öven Hamzaoğlu taraftarların öfkesine maruz kaldı. Coşku bir anda isyana dönüşmüştü.

O yaz Zlatan Ibrahimovic’in, 18 milyon euro kazandığı kulübü PSG ile sözleşmesi devam ediyordu. Ertesi sene ise bonservisini eline alarak Manchester United’ın yolunu tuttu. Dünya yıldızı oyuncu İngiliz kulübünde de yakın bir ücretle anlaştı. Galatasaray ona ne kadar maaş verecekti bilinmez ama Zlatan gibi bir maddi yükün gerçekçi olmayacağını söyleyen Hamzaoğlu, Kasım 2015’te görevinden ayrılmak zorunda kaldı.

2011, 2015 ve 2019… Radamel Falcao ismi manşetleri süslerken geçmişteki hikayeler akıllara düştü. Galatasaray dört senede bir benzer çılgınlıkları yaşıyor. Geçmişten çıkan ortak derse göre, bu tip transferlerin bedeli; gerçekleşse de gerçekleşmese de ağır oluyor.

Muhakkak Falcao transferine tamamen şerh koymak haddimiz değil ama oluşan havanın da çok tehlikeli olduğunu söylemek zorundayız. Taraftarın tezahüratlarla isteklerini belli ediyor ama düşünülmeden hazırlanan bir plan aylar sonra enkaza dönüşebilir.

Yöneticilerin sessizliği coşkuyu artırıyor ama transfer gerçekleşmezse bu sefer camia üzerinde büyük bir hayal kırıklığı oluşacaktır. Hatta transfer edilecek herhangi bir oyuncuya burun kıvrılacaktır.

Falcao üst düzey bir futbolcu olmasına rağmen, en azından Drogba ve Zlatan kadar zor değil. Şartları daha makul, talipleri daha az. Ne hiç olmayacak bir transfer ne de çok büyük yük.

Yaşına rağmen (bir dönem yaş küçültme olduğuna dair haberler de vardı) performans vermeye devam ediyor. Son iki sezonda, güçlü bir ligin sorunlu takımında 33 gole imza attı. Süper Lig sahalarına ayak bastığı andan itibaren farkını hissettirecektir.

Fakat yine de konuşulan ücretler, günün spor ekonomisine denk düşmüyor. Galatasaray’ın bonservis ödemek istememesi mantıklı ama Monaco’nun elindeki en değerli oyuncuyu bedavaya göndermesi zor.

Diğer yandan Falcao’nun ücretinde indirim yapması da kolay olmayacak. Bu noktada ortaya adı konmayan bir sponsordan bahsediliyor. Şampiyonlar Ligi’nde mücadele edecek Galatasaray’ın henüz bir forma sponsoru ile anlaşamadığı noktada, bir transfer için ayrıca sponsor bulması kolay değil. Eğer forma sponsorluğundan gelecek para tamamen Falcao için harcanacaksa, bu da bambaşka bir sıkıntıdır.

Kulüplerimiz halen eski günlerdeki gibi büyük hayalleri seviyor. Taraftarı coşturacak isimleri gündeme atmak, bu sayede zaman kazanmak, belki de onları takıma kazandırmak ve bu sayede kişisel reklam yapmak…

Bu çağı gördük. Oysa devir aynı devir değil. Yeni dönem, bu tip hamleleri kaldıramaz. Maddi sorunlar giderek büyümüşken, kulüpler adeta iflasın eşiğine gelmişken, hâlâ eski tarz transferler yapmak veya eski tarz transfer hayallerini salmak doğru durmuyor.

Belki de bunları birkaç idealist yakarma durduramaz. Tam da Mustafa Cengiz’in son açıklamasında dediği gibi. Başkan, “Taraftarlarımızı talepleri birinci sıradadır” diyor. Takımına gönül veren taraftarların, yöneticilerin karşısında yapacağı gerçekçi tezahüratlarına ihtiyaç duyuyoruz. O günlere ise daha var.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.