Faul de bu sevdaya dahil...

Hayatta yanıtında bir türlü ortak bir payda bulamadığımız en büyük sorulardan biri ''Başarıya giden her yol mübah mıdır?'' sorusunun cevabı olabilir muhtemelen. Kimisine göre başarı için her yolu deneyen, ama gerçekten her yolu deneyen ve başaran kişi, kafasına koyduğunu yaptığı için başarılıdır ve gıpta edilen kişidir. Kimisi de mesela aslında başarısına engel olacağını bildiği halde kendisine yakıştıramadığı için aslında yapılabilecek olanı yapmaz bırakır, ''Başarılı olacağıma, edepli olayım'' der. İkisinin de ikileme düştüğü yer yazılı olmayan kurallar. 

Ahlak ve etik üzerine yapılan felsefi tartışmalar arasında kimsenin ne düşündüğüne bakmayan makyevelistler, pragmatistler aldı başını yürüdü. Güne, güncele bakıp yapılan hareketin değerlendirmesini yapmak hızlıdan da hızlı ilerleyen ve değerleri dönüşen, hatta değerlerin varlığının bile tartışıldığı içinde yaşadığımız hayatta neden ve nasıl olduysa geçer akçeye dönmüş durumda. Her şey anına, yapan kişiye, yapış biçimine, yapılma amacına göre değerlendiriyorken zamanın ruhuna ayak uydurma baskısını yaşıyorken etikten ve ahlaktan yola çıkarak ahkam kesmeye de gerek yok. Zamanın ruhu diye diye her şeyi yapanlar başka ülkelerde akan zamanın ruhuna ayak uydurmaya gelince en büyük bekçi kesiliyor olsalar da şu zamanın ruhu denen menem şeyin kollarında değerlendirmek gerek Vedat Muriqi'nin gördüğü kırmızı kartı. 

Vedat Muriqi ne yapmıştı? Gazişehir Futbol Kulübü ile oynanan maçta ikinci sarı kartı görerek kırmızı kart ile oyun dışına atıldı. Bunu da son dakikalarda yaptı. Fenerbahçe maçını 10 kişi tamamladı. Neden bunu yapmıştı? Çünkü Türkiye sınırları içinde toplamda dört profesyonel maçta sarı kart gördüğü için bir sonraki resmi lig maçında cezalı duruma düşecekti. Ama aynı maçta hem 4. sarı kartını hem de 5. sarı kartını gördüğü için kartının rengi kırmızıya çekeceği ceza da Türkiye Kupası'na dönüştü. Yani böylece bir sonraki lig maçında Başakşehir karşısında oynayabilecek Vedat. 

Kosovalı golcünün gördüğü kartın bilinçli ya da bilinçsiz olduğu tartışılır oldu. Ve bu hareketi üzerinden kişin ve/veya takım hakkında yargılamalar başladı. Kişi ve takımdan bağımsız düşündüğünüz zaman futbol tarihinde bunun ilk olmadığını Türkiye futbol tarihinde ise bir çok örneği olduğunu görebilirsiniz. Çok zor bir şey değil bu. Bir şeyin çokça olması o şeyi doğru da yapmaz elbette. Fakat Vedat'ın yaptığının ahlak ve etik üzerinden, varlığı bile artık tartışılır hale gelmiş olan toplumsal değerler üzerinden değerlendirilmesi de güne, çağa ve zamanın ruhuna da uygun değil. 

Olaya kurallar çerçevesinde bakalım. Kural ne diyor? Bir maç içinde faullük hareket yaparsan sarı kart görürsün. Bu hamlelerden iki tane yaparsan iki sarı kart görürsün, bu da kırmızı kart demektir ve bir sonraki profesyonel maçta oynayamazsın. Futbol oyun kuralları kitapçığında bunlar yazıyor. Yani bu oyunun sağlıklı oynanabilmesi için bir takım kurallar konmuş ve bu kuralların bazılarının da bir sonraki maçı nasıl etkileyebileceği yazılmış. Yani her şeyi futbol oyun kuralları kitabına göre yapmış Vedat. Eğer sen böyle kurallar koyarsan herkes de bunu uygular. Yani faul de sevdaya dahildir. Yeri gelince ayıpladığınız kasti faulü Euro 1996'da Alpay Özalan uygulamadı diye az ağlanmadık, dövünmedik. Kuralda olmayan şeyi istememişti kimse o gün. 

Bir futbolcunun bu tür faulleri yaparken ya da kartları görürken rakibine ne yaptığı gibi yapmasının arkasında yatan esas amaç ne ona da bakıyor artık insan. Ama hangi niyetle yaptı bilerek mi yaptı takımına avantaj sağlamak için mi yaptı gibi tartışmaların yaşanmasını istemiyorsanız böyle bir kural koymazsınız. Açık ve seçik bir şekilde, ligde kart gören cezasını ligde çeker, kupada kart gören kupada cezasını çeker diye kuralı değiştirmezseniz insanların açıkları olan bu kuralın etrafından dönmesine de herhangi bir itiraz etmeniz boşuna. Her şeyi kitabına göre uygulayıp ülkelerin yönetimlerini, halkın varlıklarını ele geçirenler varken Vedat'ın ikinci sarı kartı görürken ki iyi niyeti, kötü niyeti, sportmenliği tartışacak son başlığınız olsun. 

Bu tartışmaları bitirmesi gereken ise talimatlarda değişiklik yaparak iki cümleyi yeniden yazacak olan Türkiye Futbol Federasyonu'dur. Hatta ellerine de bu fırsat geçmiş HaberTurk.com yazarı Serdar Ali Çelikler'in VOLE kanalında söylediğine göre. Bundan bir ay kadar önce Kulüpler Birliği'nden talimat değişikliği önerileri isteyen TFF, Kulüpler Birliği'nden giden maile baksaymış, farklı turnuvalarda görülen kartların cezalarının görüldüğü turnuvalarda çekilmesi yönündeki öneriyi okuyup değerlendirmeye alırmış. Ama Çelikler diyor ki, TFF bu maili açmamış bile. Seçildikleri günden bu yana bir dediğiyle bir diğer yaptığı birbirini tutmayan bir yönetimden futbol ortamını sakince yönetmesini ve yürütmesini bekliyoruz ki Godot'yu bile kimse bu kadar beklemedi.. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.