Kutay Ersöz
May 10 2018

Fenerbahçe, kupayı Akhisar’a hediye etti

Yine bir mayıs ayıydı. Bundan 18 sene önce, yine Diyarbakır’da oynanan bir Türkiye Kupası finalinin ardından Galatasaray ile kupa kazanan Fatih Terim, ‘’Hasat mevsimi başladı” demişti. O dönemin Sarı-Kırmızılı takımı hem lokalde hem Avrupa’da fırtına gibi esiyordu ve sezonun son döneminde arka arkaya finallere çıkacaktı.

Terim, o döneme hasat mevsimi adını takmıştı. Her ne kadar o yıldan sonra sezonu öylesine domine eden bir takım çıkmasa da, mahsuller her zaman mayıs ayında verildi.

Bu sezonun ilk hasatını Akhisarspor elde etti. 18 sene önce Diyarbakır’daki eski stadyumda sahada olan ve kupayı kazanan Okan Buruk bu sefer şehrin yeni stadyumunda saha kenarındaydı. Genç bir teknik adam olarak kendini ispatlaması gerekiyordu ve bunun en iyi sahnesi kupa finaliydi.

 

fb

 

Fakat maça kötü başlayan onun takımıydı. Fenerbahçe sezon başından beri hayal ettiği futbolu, maçın ilk 20 dakikasında ortaya koyarak fark yarattı.

Hasat mevsimleri genellikle yorgunluğun tavan yaptığı dönemlerdir. Fakat Aykut Kocaman’ın sezon boyunca hazırladığı kadro, şu anda fiziksel olarak ülkenin en diri takımını oluşturuyor. O takım, karşısında heyecanlı bir teknik direktörün mütevazı takımını bulunca, final maçına olması gerektiği gibi başladı.

İlk 20 dakika içinde Fenerbahçe golü bulsa bu yazı çok farklı bir yere gidecekti. Fakat Akhisarspor’un kalecisi Fatih Öztürk, önemli kurtarışlarıyla takımını oyunda tuttu. Ardından da beklenmedik bir şey oldu. Bir duran topun ardından hücumcu bek Miguel Lopes, şık bir vuruşla takımını öne geçirdi.

Golden hemen sonra kameralara Okan Buruk’un görüntüsü yansıdı. Genç bir teknik adam, kariyerinin en önemli maçlarından birine çıkmış ve çok daha güçlü rakibi karşısında öne de geçmişti.

Fakat maçın bitmesine daha bir saat vardı. Buruk, o bir saatin korkusunu ve golün sevincini aynı anda hissediyordu. Sevinmek ile sakin olmak arasında kalmış, ikisinden de vazgeçince yüzüne yanıysan “Peki şimdi ne yapacağız?” paniği olmuştu.

Maçın devamı da o yüz haline uygun bir şekilde ilerledi. Sahada bir şey yapan hâlâ Fenerbahçe’ydi. Sarı-Lacivertliler topa sahip oldu, rakibini kilitledi ama bir türlü oyunu rakip sahaya yıkamadı. Burada Fenerbahçe’nin sezon boyunca kulüp içinde yaşadığı açmazların ve tartışmaların etkisi çok büyüktü.

Fenerbahçeli taraftarlar, geçmiş parlak günlerinin hatırına transfer edilen ışıltılı isimleri, Roberto Soldado ve Mathieu Valbuena’yı sahada görmek istiyordu. Soldado finale ilk 11’de başlayan isimdi. Fakat İspanyol forvet bir kez daha taraftarların sandığı ve umduğu kadar etki yaratamadı. Kocaman, ikinci yarıya da onunla devam etti ama yanına Fernandao’yu da ekledi.
 

fb

 

Brezilyalı oyuncu, herkesin beğenebileceği santrfor tiplerinden biri değil. Fakat fizik gücü yüksek, topa sahip olan ve rakip ceza sahasına orta yapabilen Fenerbahçe’nin tam da aradığı santrfordu.

Belki Soldado gibi parlak bir ismi ve göze hoş gelen son vuruşları yok ama rakip savunmanın dengesini bozabilecek gücü ve etkili kafa vuruşları var. Bu özelliği Fenerbahçe’nin işine yaradı. Ona atılan bütün toplar etki yarattı.

Üstelik Fenerbahçe’nin çift forvete dönmesi Okan Buruk’u da hataya zorladı. Buruk, Dany’i oyuna alarak stoper sayısını üçledi ve hızlı ataklarından feragat etti. Oyunu iyice kendi sahasında kabul edince kalesinde golü görmesi kaçınılmazdı.

Maç 1-1’den sonra artık daha sağlam bir şekilde Fenerbahçe’nin elindeydi. Ne Akhisarspor’un kazanabilecek gücü vardı ne de Fenerbahçe’nin durmaya niyeti. Televizyon başındaki birçok Fenerbahçeli futbolsever “Keşke Soldado-Fernandao ikili en baştan beraber oynasaydı” derken bu sefer de bir (hatta iki) hata da Aykut Kocaman’dan geldi.

Kocaman, Soldado’yu çıkardı ama yerine bir diğer santrfor Janssen’i koymak yerine sezon boyunca en büyük tartışması haline gelen Valbuena’yı koydu. Fransız oyuncu oyuna girdikten sonra Akhisarspor rakip kaleye gidebildi. Üç dakika sonra golü buldu, ikinci golden 10 dakika sonra da 3-1’i yakaladı.

 

fb

 

Sarı-Lacivertli taraftarlar bütün bir sezon boyunca Valbuena’nın oynamasını istedi ama Fransız oyuncu ilk 11’de başlayınca Fenerbahçe kaybediyor, oyuna girince gol yiyor. Bu tesadüf olamaz! Zaten yenilen gollerden birinde de atak onun kaptırdığı toptan başladı.

Valbuena açmazı başka bir yazının konusu olabilir. Burası ise Türkiye Kupası finalinin satırları… Ve kazanan her zaman daha çok konuşulmayı hak eder. Akhisarspor, tarihinin ilk Türkiye Kupası’nı hak ederek kazandı. Belki son 90 dakikanın en iyi takımı onlar değildi.

Fakat Süper Lig’e çıktıklarından beri, altı sezondur, ellerindeki bütçeyle ligi en iyi yönetilen takımı oldular. Sessiz ve derinden yükselişleri kupa ile taçlanmayı hak ediyordu.

Akhisarspor bir ilçe takımı. Taraftar sayısı az. Hatta o az sayıdaki taraftarları, alınan kararı protesto ederek tarihlerinin en önemli maçına gelmeyi reddederek bir duruş sergiledi.

 

fb

 

Diğer yandan rakipleri Fenerbahçe, Türkiye’nin en kalabalık taraftar grubuna sahip ve o çoğunluk takım üzerinde baskı oluşturuyor. Taraftarsız ve taraftarı az takımlar (Başakşehir ve Akhisarspor) sezonu hem Fenerbahçe’nin hem de Galatasaray dışında diğer takımların üzerinde bitirecekler. Tesadüf olmasa gerek!

Akhisarspor, Trabzonspor ve Galatasaray’dan gönderilen, Anadolu takımlarında dahi yüzlerine bakılmayan oyuncularla kurulu bir kadroyla kupa şampiyonu oldu. Sezonun en çok yerli oyuncuya süre veren takımlarından biri. Sahanın yıldızlarından Muğdat Çelik, üç sezon önce 2.Lig’deydi.

Kulüp, iki sezondur bonservis ödeyerek sadece tek bir oyuncu transfer etti. Daima ayağını yorganına göre uzattı, bunun ödülünü de seneye Avrupa’ya giderek alacak. Belki de onlar için başlayan uzun bir hasat mevsimin ilk gecesini Diyarbakır’da izlemiş olabiliriz. Emeği geçen herkese tebrikler…


 

fb

 

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar