Kutay Ersöz
Haz 18 2019

Futbol ülkesinde kadın futbolu

“Türkiye bir futbol ülkesidir ve futbol orada tutkuyla sevilir!”

Son 30 yılda bu cümleyi çok defa duymuşuzdur. Ülkemize ayda yılda bir defa gelen yabancı futbol adamları, Boğaz eşliğinde röportaj verirken bu cümleleri kullanırlar. Bizim de içimizi mutluluk kaplar. Ya da bir organizasyonu düzenlemek için aday ülkelerden biri Türkiye ise ulusal basının kalemleri muhakkak bu tip bir cümle kurarlar.

Gerçi organizasyon alınamayınca komplo teorileri ve “Avrupa bizi istemiyor” söylemleri açığa çıkar ama ‘futbol ülkesi’ ezberi her zaman hafızalardadır ve ihtiyaç halinde masaya sürülür.

Oysa, ‘futbol ülkesi’ literatürümüzün en büyük yalanlarından biridir. Zira futbolu sevmiyoruz. Bizim sevdiğimiz rekabet. Hatta İstanbul kulüplerinin kendi arasındaki rekabet bile yeterli.

Futbolu sevseydik eğer; çocuklarımıza futbol oynamaları için sahalar yapar, insanlar sosyal hayatlarında futbol oynamak için heveslenir, tribünler dolar, yerel takımlar desteklenir ve kadın futbolu da ilgi görürdü.

Diğerlerini sık sık anlattık, bu sefer konumuz sonuncusu. Malum şu sıralar Fransa’da bir Dünya Kupası organizasyonu var. Kadınlar Dünya Kupası, 24 ülkenin katılımıyla devam ediyor. Birçok ülke için kurak geçen yazın en önemli hadiselerinden biri.

Fakat Türkiye’nin pek umuru değil! Yayıncı kuruluş TRT bile maçları zar zor veriyor; İzlanda – Türkiye maçından önce tüm gün Reykjavik’ten canlı yayın yapmayı, bir futbol maçı vermekten daha uygun görüyor. Ve daha kötüsü; TRT, FIFA’nın internet sitesi üzerinden Dünya Kupası’nı izlemek isteyenleri de engelliyor. Zira FIFA, yayın hakkı TRT’de olduğu için Türkiye’den giriş yapan kullanıcıları TRT’nin sitesine yönlendiriyor. Fakat maçı bulmak mümkün olmuyor.

Yine de TRT az da olsa turnuvayı ekranlara taşıyor. Üstelik aynı anda U20 Dünya Kupası, Copa America ve basketbol ligi play-off’larına da yer veriyor. Fakat diğer spor kanallarında ses yok. BeIN Sports’un üç tane spor kanalı tüm yaz boyunca bomboş duracak. Diğer üç tanesi ise geçen sezonun maçlarını tekrar veriyor. Böyle bir boşlukta Dünya Kupası organizasyonu yayınlamak zor mu olurdu?

Yayıncılık dünyasının kendine göre haklı noktaları olabilir. Ekonomik krizin bel büktüğü ortamda bir organizasyonun yayın haklarını alacaksanız, o yayınların izleneceğine emin olmak zorundasınız.

Kadınlar Dünya Kupası, Türkiye’de izlenir mi? TİAK, reyting oranlarının yayınlanmasını yasakladığı için kesin rakam veremiyoruz ama yoğun bir izlenme olmadığına eminiz. Zira toplum olarak kadınların futbol oynamasına alışkın olmadığımız gibi, onları izleyen bir kültürümüz de oluşmadı.

Aslında tüm dünyada bu konuyla ilgili sıkıntılar yaşandı. Dünya Kupası’na katılan ülkelerde bile... Mesela İskoçya’da kadınların futbol oynaması 1970’li yılların başına kadar yasaktı.

Fransa’da kadın futbolu 68 hareketiyle yer bulmaya başladı. Arjantin Milli Takımı’nı ise son dönemde kadar Arjantin Futbol Federasyonu desteklemiyordu. Kendi imkânlarıyla ayakta duran takım, şimdi Dünya Kupası’nda… Hatta Arjantinli kadınlar, olayı ‘kadın futbolu’ olarak değil ‘feminist hareket’ olarak adlandırıyorlar.

Dünya üzerinde lisanslı kadın futbolcu sayısı, erkek futbolcuların yüzde 10’una tekabül ediyor. Üstelik kadın futbolcuların büyük bölümünü de belli ülkelere (Kanada, ABD, Avustralya ve İskandinavya) sıkışmış durumda. Yani evrensel bir problemden bahsediyoruz.

Fakat yine de özellikle Avrupa’da bir atılımın olduğundan bahsetmek mümkün. İtalya gibi ataerkil bir toplumda ve sert futbol ikliminde, kulüpler kadın futbol şubelerine yatırım yapmaya kulüpler (Juventus, Roma, Milan) başladı. Türkiye de ise üç büyükler olarak nitelendirdiğimiz kulüplerden sadece Beşiktaş’ın (son sezonun şampiyonu) takımı bulunuyor.

Bazen yazılarımızda İstanbul kulüpleri için “üç büyükler” tabirini kullandığımızda Anadolu’dan kızanlar oluyor. Fakat bir gerçek var; ülke sporunun lokomotifi üç büyüklerdir.

Şöyle bir kıyas yapalım. Basketbol futbolun gerisinde olmasına rağmen; Kadınlar Futbol Ligi, Kadınlar Basketbol Ligi’nin yarısı kadar takip edilmiyor. Neden? Cevap çok ama birinci sırası belli; kadın futbolunda üç büyük rekabeti yok, basketbolda var.

Başa dönersek; Türkiye futbol tutkunu değil, rekabet tutkunu bir ülkedir. Haliyle biz burada ne yazarsak yazalım, kimi eleştirirsek eleştirelim, kimler taşın altına elini koyarsa koysun hepsi bir noktadan sonra tıkanacaktır. Yolu açma görevi de üç büyüklere kalacaktır.

Üstelik son zamanlarda kulüplerimizde şube kapatma modası var. Tıpkı yayıncıların reytingi önemsemesi gibi, kulüpler de müzelerinden çok kasalarına bakıyor ve gelir getirmeyen şubelerini kapatmak istiyor. Haliyle kadın futboluna yönelmeleri imkânsızlaşıyor. Fakat onlar yayıncı gibi bir şirket değiller.

Tüzüklerinde yazan maddeler bellidir. Genelde ‘amaçlar’ kısmında gençlerin spor yapmasına imkân sağlamak, spor organizasyonlarına katılmaktan bahsedilir. Bu amaçları ve varlık nedenleri sayesinde de dernek statüsü kazanırlar. Kadınlar Futbol Ligi ve kadın sporcular neden bu maddelerden ve amaçlardan muaf olsun?

Kadınlar Dünya Kupası 7 Temmuz’a kadar devam edecek. TRT ekranlarında yakaladığınız anda izlemeniz tavsiye edilir. Her organizasyonda olduğu gibi, burada da grup aşaması nispeten sönük geçti ama ikinci turla beraber turnuvanın hızı artacaktır. Finalden sonra da turnuvanın geniş analizini yaparız…

*Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.