Kutay Ersöz
Ağu 09 2019

Galatasaray-Akhisarspor: Daha fazla kalite, daha az mücadele

Geçen sezon Galatasaray şampiyonluk yolunda ilerlerken sık sık oyuncu grubunun kalitesine vurgu yapmıştık. Sarı-Kırmızılı takım birçok kritik maçı, futbolcularının bireysel yetenekleri sayesinde kazanmış ve o sayede zirveye çıkmıştı. Hatta geriye dönüp baktığımızda, 2018-19 sezonunda Galatasaray’ın markalaşmış bir oyun anlayışından söz etmek pek kolay olmaz ama başta Feghouli ve Belhanda olmak üzere, birçok futbolcunun ortaya koyduğu kalite, halen akıllarda.

Geçtiğimiz sene Fatih Terim için de oldukça çalkantılı geçmişti. Santrfor konusunda yaşananlar, devre arasında değişen stoper hattı, sakatlıklar, cezalılar bir sistem yerine acil çözümleri zorunlu kıldı. Kadrosundaki kaliteye güvenen Terim yanılmadı ama yeni sezonda beklentiler daha farklı olacak. Özellikle Şampiyonlar Ligi’nde, geçen sezonun ‘dengeli’ grubundan çıkılamaması, üst üste ikinci kez düşeş atmanın zor olması, çok daha oturmuş bir takımı zorunlu kılıyor. Transfer döneminde kadroyu zenginleştirmek beklentileri arttırdı. Fakat artık bir alt lig takımı olan Akhisarspor karşısında oynanan oyun, müzeye bir kupa eklese de isteneni veremedi. Peki, bu oyun sezonun geneline yansır mı?

Önce kısa bir Akhisarspor değerlendirmesi yapalım. Mayıs ayında Süper Lig’den düşen Ege temsilcisinin iki sene üst üste Süper Kupa maçına çıkması takdir edilmeli. Ankara’daki maçta oynadıkları futbol da gelecek için umut verici. Yeni liglerinde kalıcı olmamak için mücadele edeceklerini gösterdiler. Kadro baştan aşağı değişti, yeni bir teknik direktör (Mehmet Altıparmak) göreve geldi ama yine de Süper Lig şampiyonuyla başa baş oynadılar. Galatasaray karşısında güçlerini bilerek oynadılar, pozisyon da ürettiler, hatta bir topları direkten döndü ama fileleri havalandıramadılar. Kupayı ikinci kez kaldırmanın kıyısından döndüler ama ligde çok daha başarılı sonuçlar alacaklardır.

Yeşil-Siyahlı takım aslında rakibinin üzerine daha çok gidebilirdi ama nedense cesaretleri düşük kaldı. Galatasaray’ın yumuşak yapısı çok sayıda pozisyona girmelerini sağladı, daha fazlasını da yapabilirlerdi. Galatasaray, geçen sezon da özellikle deplasman maçlarında benzer örnekler sergilemişti. Topla oynarken üstünlük çok barizdi ama top rakibe geçtiğinde Sarı-Kırmızılı futbolcular adeta figürana dönüşüyordu.

Yine aynısı oldu. Hızlıca top çevirmeyi başaran Galatasaraylı oyuncular, topa ulaşmak için aynı isteği ve hızı gösteremediler. Ankara’da sahaya çıkan ilk 11’in ileri dörtlüsü zaten savunma yapma konusunda sınırlı. Orta sahada yeni transfer seri top dağıtma konusunda fena durmadı ama rakibi karşılamada yetersiz kaldı. Yanındaki Selçuk da tempo konusunda giderek geriye gidiyor. O bölgenin diğer alternatifi ise istikrarsız Ryan Donk. Fernando ve Nidaye varken dahi çözülmeyen sorun, şimdilerde daha da belirgin. Muhakkak transfer yapılacaktır ama yeterli olmama riski her zaman mevcut.

Bekler Nagatamo ve Mariano uluslararası tecrübelerini zaman zaman ortaya koyuyorlar ve çok faydalı oluyorlar ama bazen o kadar laubali davranıyorlar ki rakiplere adeta cennet bahçesi yaratıyorlar. O bahçenin iki koruyucusu Marcao ve Luyinduma, çoğu zaman övgülere layık performans sergilese anlık bireysel hatalar yapmaya çok müsaitler. Bu karşılaşmada da sıkça örnekleri sundular. Hücumdan savunmaya doğru gelen hantallık silsilesi, Akhisarspor’u pozisyonlara soktu ama 1.Lig ekibinin kalite yetersizliği Galatasaray’ı olası bir kazadan korudu.

Diğer yandan Belhanda’nın ustalık kokan golü tüm senaryoyu değiştirdi. Zaten Galatasaray’ı farklı kılan ve şampiyon yapan da bu özelliğiydi. Yine de acımasız olmamak lazım. Sarı-Kırmızılı takım sahaya santrforsuz çıktı. Takım oyununa katkı veren santrfor Galatasaray’ın bir eksikliğini giderecektir.

İlginçtir gündemdeki Radamel Falcao da, eldeki Diagne de tam olarak öyle isimler değiller. Falcao, zaten yüksek olan takım kalitesini daha da yukarıya çekebilecek meziyetlere sahip. O nedenle belki de Galatasaray’a, biri Falcao olmak üzere iki tane santrfor gerekebilir. Fakat esas Rodrigues veya Onyekuru gibi oyunun hızını arttıracak tipte bir oyuncu gerekiyor. Terim’in ısrarlar istediği Emre Mor bu role uygun ama onun da mental durumu şu an belirsiz…

Geçen sezonun en değerli oyuncusu Feghouli, dünkü maçın ilk 11’inde yoktu. Galatasaraylı taraftarlar onu çok sevmeye başladı ve onun her maçta sahada olmasını istiyor. Ama takım dün onun eksikliğini çok hissetmedi. Yerini zaman zaman doldurabilecek oyuncular kadroda yer alıyor. Fakat sessiz sedasız Sevilla’ya giden Fernando’nun yokluğu çok daha belirgindi.

Sezonun hemen başında olduğumuz için bu tip maçlarda direkt geleceğe odaklanıyoruz ama gözümüzü skor tabelasına çevirdiğimizde kazananın Galatasaray olduğunu görüyoruz. Zaten önemli olan da budur. Galatasaray’ın eksikler ortaya çıksa da, yine de en azından Süper Lig’i taşıyacak kaliteye sahip olduklarını gördük. Hatta geçen sezondan daha fazlasına sahipler.

Kupayı bir kez daha kaldırarak moral de kazandılar. Şampiyonlar Ligi için soru işaretleri taşıyorlar ama lig için şimdilik kara bir tablo gözükmüyor. Mücadele gücü, oyun içindeki hareket ve tempo konusunda ise sıkıntılar artmış. Maçın Ağustos ayında oynandığını unutmamak lazım. 

Kısacası kazananıyla kaybedeniyle, iki takım için de iyi bir karşılaşma oldu. İki takım da iki ayrı ligde ağırlığını koyacaktır. Sadece sonunu getirmek için birkaç ihtiyacı Eylül’e kadar (transfer döneminin bitimine kadar) halletmeliler. Galatasaray’a biraz mücadele ve tempo, Akhisarspor’a ise kalite gerekiyor.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.