Kutay Ersöz
Şub 12 2018

Gerçek Şampiyonlar Ligi şimdi başlıyor!

Dünyanın en büyük futbolcularından biri olarak kabul edilen Diego Maradona 1980’li yıllarda Avrupa’daydı. Kıta içinde birçok başarı elde etti. Napoli gibi bir takımı İtalya’nın zirvesine çıkardı, Mavi-Beyazlı kulübe UEFA Kupası’nı kazandırdı.

Hatta 1986 yılında Arjantin formasıyla Dünya Kupası’nı da havaya kaldırdı. Birçok futbolsever onu, gelmiş geçmiş en iyi futbolcu olarak anıyor.

Şu anın yıldızı Lionel Messi’yi onun yanına yaklaştırmayanlar da var. Argümanları ise basit: Maradona Dünya Kupası kazandı, Messi kazanamadı!

Fakat Maradona’nın da bir eksiği vardı; o da Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazanamamıştı.

maradona

 

1990’ların öncesinde Avrupa’nın kulüpler bazındaki en önemli futbol organizasyonu, Dünya Kupası kadar önemli değildi. Sadece ülke şampiyonlarının yer aldığı turnuvada neredeyse beş maç kazanabilen bir takım finale yükselebilirdi.

Rekabet çok çetin değildi. Yabancı sınırı kuralı da çok keskindi. Dünyanın en iyi futbolcularını kıtaya toplamak zordu. Üstelik iyi bir takım, ulusal ligini hasbelkader ikinci sırada bitirirse, ertesi sene bir numaralı turnuvaya katılamazdı.

O nedenle dünyanın en iyi oyuncuları ancak dört senede bir Dünya Kupası’nda buluşup kozlarını paylaşabiliyordu. Er meydanı orasıydı.

Sonrasında işler değişti. Önce Şampiyonlar Ligi kuruldu. Şampiyonlar, dörtlü gruplarda birbirleriyle daha çok maç yaparak çarpıştı.

Sonra şampiyonların varlığı da yetmedi, Avrupa’nın her ligi kuvvetine oranla güçlü takımını yolladı. Aynı yıllarda yabancı sınırlaması da değişti. Güney Amerika’nın, Afrika’nın yetenekleri Avrupa’ya aktı.

Bütün bu gelişmeler, dünyanın en çok izlenen spor organizasyonlarından birinin oluşmasına neden oldu. Ve o organizasyonun 2017-2018 sezonu bu hafta yeniden başlıyor!

Turnuva Eylül ayında başladı ama artık grup maçları eski ilgisine sahip değil. O aşama, zengin kulüplerin şov yaptığı, zayıf rakiplerin fark yediği ve oluşabilecek sürprizlerin engellendiği bir hazırlık turnuvası formatında.

Son 16’ya kalacak takımlardan en az 10 tanesi zaten sezon öncesinden yukarıya yazılıyor. O nedenle futbolseverler hararetle Şubat ayını bekliyor.

İşte o merakla beklenen Şubat ayı geldi. Önümüzde Avrupa’nın en iyi 16 takımı ve sonucu belli olmayan sekiz eşleşme var. Kuralar çekileli iki ay oldu ve o günden sonra çok sular aktı; o nedenle eşleşmeleri yeniden anımsamakta fayda var.

Bu sezon Süper Lig gururlanabilir! 2013-14 sezonundan sonra (Galatasaray) ilk kez bir takımımızı son 16’nın içine atabildik. Beşiktaş kimilerine göre en kolay, kimilerine göre en dengeli gruptan yenilmeden ve lider olarak çıktı. Fakat liderliğin avantajı Siyah-Beyazlılara uğramadı.

Beşiktaş

Beşiktaş, kura çekiminde karşısında Bayern Münih’i buldu. Bundesliga ekibi, sezon başında bazı sıkıntılar yaşıyordu. Teknik direktör Carlo Ancelotti ile yollar ayrılmış, yerine ise daha önce emekliliğe ayrılan ve dört yıldır takım çalıştırmayan Jupp Heynckes gelmişti.

besiktas

 

72 yaşındaki teknik adam, kulübün havasını hızlıca değiştirdi. Bayern, onun gelişinden sonra oynadığı 22 resmi maçta sadece bir kez yenildi.

Beşiktaş ise son iki sezonun lig şampiyonu ve Şampiyonlar Ligi’nin heyecanlı takımı kimliğiyle başladığı sezona aynı şekilde devam etmiyor. Ligde istikrarsız sonuçlar alındı ve devre arasında da takımın golcüsü Cenk Tosun Everton’a satıldı. Şanslar zaten eşit değildi ama fark giderek açılmaya da başladı.

Beşiktaş’ın Bayern sınavına daha iki hafta var. Bu hafta içinde ise Şampiyonlar Ligi’nde dört maç oynanacak. Son iki sezonun şampiyonu Real Madrid, son yılların en çok yatırım yapan takımı Paris Saint-Germain ile karşılaşacak.

Bu eşleşmenin de havası iki ayda değişti. Real Madrid, sezon başındaki görüntüsünden uzakta. La Liga’nın üçüncü sırasında ve yarıştan kopmuş vaziyette. Aralık ayının başından beri düşüşteler ama o süreçte bile araya Dünya Kulüpler Kupası’nı sıkıştırdılar. Ne de olsa Real Madrid ve Şampiyonlar Ligi de onların evi!

PSG ise geçen sezondan çok daha derli toplu. Ligde 12 puan farkla lider. Yine de geçen sezonun kötü hatıraları akıllarda yer ediyor. Fransız temsilcisi, geçen sezon bir başka La Liga ekibi Barcelona ile karşılaşmış ve 4-0’ın rövanşında 6-1’lik hezimet yaşamıştı.

Katarlı sahipler, diğer birçok para babası kulüp sahibi gibi davranmadı ve hocaları Unai Emery ile yola devam ettiler, hatta ona Neymar’ı hediye ettiler. PSG bu sezon altı grup maçının sadece ikisinde gol yedi ve toplam 25 gol attı. Real Madrid karşısında da ibre onlara biraz daha yakın.

neymar


Dünyanın gözü Real Madrid ve PSG’nin üzerindeyken aynı saatte bir yerlerde Porto ve Liverpool kozlarını paylaşacak. 2004 şampiyonu ile 2005 şampiyonu, Şampiyonlar Ligi tarihinin son büyük sürprizleriydi.

Onların zaferlerinden sonra makas iyice açıldı. O kadar çok açıldı ki iki takım arasında da büyük fark oluştu. Bir Premier Lig temsilcisi olan Liverpool, Portekiz’in her şene yarışa giren güçlü takımı Porto’dan çok daha büyük favori konumunda.

Devre arasında Philippe Coutinho’yu Barcelona’ya gönderen Liverpool kasasına 160 milyon Euro koydu ve bu fiyatına yarısına stoper Virgil van Dijk’ı transfer edebildi.

van Dijk

Porto ise bu sezonun tüm transfer döneminde en çok kazancı Andre Silva’nın Milan’a transferinden 38 milyon Euro ile elde etti. Yani takımlar arasındaki uçurum giderek artıyor.

Porto’nun hücum yükünü Beşiktaş’tan bildiğimiz Vincent Aboubakar sırtlıyor. Mavi-Beyazlılar devre arasında o bölgeye takviye yapmak istediler ve Fransa’dan Waris Majeed’i kiraladılar.

Ganalı oyuncu 2014-15 sezonunda Trabzonspor forması giymiş ve Süper Lig’de çıktığı 18 maçta da gol atamamıştı. İki takım arasındaki derin farkı göz önüne koymak için önemli bir veri…

Zaten Premier Lig takımları, artan yayın gelirleri ve kurumsal yapılarıyla uzun zamandır Şampiyonlar Ligi’nin en ışıltılı takımlarıydı. Fakat oyun anlamında çoğu zaman La Liga ve Serie A takımlarının gerisinde kaldılar.

İngilizler artık eksik kaldıkları alanı da kapatacaklar gibi duruyor. Turnuvanın en büyük favorilerinden biri, Premier Lig’in lideri Manchester City!

Pep Guardiola’nın baştan yarattığı, geçen sezon emekleyen ama bu sezon esen takım, yerel ligin şampiyonluğunu kazandı sayılır. Artık gözler Avrupa’da…

guardiola

City’nin kıtanın dişli takımları karşısında nasıl oynayacağı merak konusu ama bunun için bir tur daha bekleyeceğiz. Zira ikinci turda karşılarında İsviçre’nin mütevazı Basel takımı olacak. Yine de Basel’i çok fazla yabana atmamak lazım.

Oyuncu pazarlama konusunda Porto, Ajax gibi takımları geçmek üzereler. Ivan Rakitic, Mohamed Salah, Mohamed Elneny, Xherdan Shaqiri, Granit Xhaka gibi oyuncular Basel’de parladı. Güncel kadrolarındaki oyuncuların da bir kısmı Avrupa’nın radarına girdi.

Zaten grup aşamasında da Manchester United’ı yenmeyi başardılar. Güçleri sanılandan daha fazla ama karşılarında kıtanın en formda takımını bulmaları onlar için büyük bir şanssızlık…

Basel, belki Tottenham ile kafa kafaya oynayabilirdi. Fakat Londra ekibi de grubu lider bitirmenin ekmeğini yiyemedi ve son üç sezonda iki kez final oynayan Juventus ile eşleşti. Tottenham son iki sezonun en dikkat çeken takımlarından birisi.

Grup aşamasında da Real Madrid ve Dortmund’u geride bıraktı. Fakat şu an eski havalarında değiller, bu sezon ligde ilk dördün dışında kalma durumları bile var. Juventus da artık Serie A’da rakipsiz değil.

Uzun zaman sonra ilk kez çekişmeli bir yarışın içindeler. Yine de ligde sadece dört maç kazanamadılar. Siyah-Beyazlılar, Şampiyonlar Ligi’nin en çok final kaybeden takımı ama özelikle bu aşamalarda takılması çok zor. Juventus, bu seviyeler için var olmuş bir takım ve Tottenham da buralara çok yabancı…

Turnuvanın merakla beklenen ikinci tur eşleşmelerinden biri önümüzdeki hafta oynanacak. Chelsea ile Barcelona son 20 sezonda yedinci kez birbirleriyle eşleşti.

Barcelona’nın o günlerde rakibine kurduğu bir üstünlük vardı. Fakat geçmişten daha önemlisi Katalan temsilcisi, bu sezon resmi maçlarda sadece bir kez yenildi. Şampiyonlar Ligi grubunu yenilmeden lider bitirdi, La Liga’da namağlup lider ve İspanya Kral Kupası’nda da finale çıktı. Tek yenilgisini de bu kulvarda yaşadı.

Dev bütçeli takımların yenemediği Barcelona’yı aynı şehrin diğer takımı Espanyol durdurdu fakat rövanş maçını kazanan Barcelona yoluna devam etti. Chelsea ise geçen sezonun Premier Lig şampiyonu olsa da şimdilerde kaos içinde.

barcelona

 

Takım her geçen gün kontrolden çıkıyor. Teknik direktör Antonio Conte altı ay önce devrimci bir taktisyendi şimdi ise istenmeyen adama dönüştü. Kısacası formunun zirvesinde bir takımla karmaşanın merkezi karşı karşıya gelecek.

Bir diğer İngiliz-İspanyol eşleşmesinde ise Sevilla, Manchester United ile karşılaşacak.  Manchester United dört yıl aradan sonra Şampiyonlar Ligi ikinci turu maçı oynayacak.

Aslında geçen sezon da ligi istedikleri yerde bitirememişlerdi fakat UEFA Avrupa Ligi’ni kazanınca Şampiyonlar Ligi biletini kaptılar. UEFA Avrupa Ligi ise Sevilla’nın alanıydı. 2006-2016 arasında kupayı beş kez kazandılar.

Son iki sezondur ise Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıkıyorlar. Jose Mourinho’nun United’ı bu sezon kimseye zevk veremedi. Fakat en az onlar kadar keyifsiz bir takım varsa o da Sevilla.

Özellikle İtalyan teknik adam Vincenzo Montella’nın Milan’dan ayrılıp Sevilla’ya gelmesinden sonra Kırmızı-Beyazlı takımın ruh hali iyice düşüşe geçti. Zaten Endülüs ekibinin neden Montella’yı tercih ettiği de tartışma konusu.

Shakhtar Donetsk bir dönem Mircea Lucescu yönetiminde Şampiyonlar Ligi’nin en korkutucu başaltı takımlarından biriydi. Güçlü kadrosuna Ukrayna soğuğunu da ekleyince birçok takımın dizlerinin bağı çözülüyordu.

Roma da o kulüplerden biriydi. 2010-11’de İtalyanlar ilk maçı 1-0 kazanmıştı. Fakat Donetsk’te oynanan maçı Willian(2) ve Eduardo’nun golleriyle 3-0 kazanan Ukrayna ekibi çeyrek finale yükselmişti.  

roma

 

Şimdi bir kez daha ikinci turda karşılaşacaklar ama o günler geride kaldı. Önce Ukrayna’da savaş çıktı, ardından Shakhtar’ın büyüsü bozuldu. Kadro eskisi kadar güçlü değil, takım eskisi kadar zengin değil ve artık rakipler gibi onlar da iç saha maçlarını deplasmanda oynuyor!

Turuncu-Siyahlı ekip bu sezon grup maçlarını Kharkiv’de oynadı ama orada hem Napoli’yi hem de Manchester City’i yenebildi. Yani Portekizli genç teknik adam Paulo Fonseca, Avrupa’nın en formda iki teknik adamı Maurizio Sarri ve Pep Guardiola’yı alt etti. Sarri ve Napoli turnuvaya veda ederken Donetsk’in karşısına bir başka İtalyan Eusebio di Francesco gelecek.

Eşleşmeler heyecan verici. Turnuvanın yarısı sona erdi ama halen takımların önünde uzun ve hatta daha dikenli bir yol var. Kısacası Şampiyonlar Ligi asıl şimdi başlıyor.

Bütün kıtanın, hatta tüm dünyanın gözü Avrupa’nın en gözde 16 takımının üzerinde olacak. Her ne kadar futboldaki orantısız büyüme ve formattaki eşitsizlik futbolseverleri biraz soğutsa da ışıltılı ve zevkli futbol isteyenler Mayıs ayına kadar buraya bakacak. Ve o takımların arasında da bir Süper Lig takımı da yer alacak.

Diego Maradona Dünya Kupası kazanmış ve o sayede bulutların üstüne çıkmış olabilir. Fakat büyük ihtimalle bu dönemdeki Şampiyonlar Ligi’nde oynamayı çok isterdi. Üstelik bir de kupayı kazansaydı, bu arenada dört zafer kazanan Messi’ye hiç söz hakkı bırakamazdı. Belki de Şampiyonlar Ligi; yeni çağın Dünya Kupası’dır.