Kutay Ersöz
Ağu 20 2019

Hakemlerin yeni sezonu

Yeni sezon başladı. Yaz sıcakları sahaları bunaltıyor. Transferler bitmedi. Takımlar hazır değil, tempolar düşük. İlk haftalar futbol açısından tatmin edici olmaz. Fakat yine de konuşulacak bir konu bulunur! Hakemler…

Sezonun ilk haftasına zirve adayı takımlarının kayıpları damga vurdu. Fakat arka planda yine hakemler konuşuluyor. İlerleyen haftalarda da daha çok konuşulacağı belli oldu. Aslında bu sezon hakemler hakkında uzun yazılar yazmak istemeyiz. Fakat gerçeğe de sırt dönemeyiz. Bu ülkenin futbol gündeminde sık sık hakemler yer alacak, biz de gündemin içine girmek zorunda kalacağız. 

Zaten bu sezon hakemlik meseleleri hakkında konuşmalar ve tartışmalar daha sezona girilmeden başlamıştı. Hem yeni seçilen federasyonun oluşturduğu yeni MHK hem de sezon öncesinde alınan bazı kararlar gündemi ilk sarsmıştı.

Son 15 senede MHK başkanlığı yapan isimlerin hepsi hakemlik geçmişine sahipti; bir kişi hariç! Eski milli futbolcu Zekeriya Alp, eski bir hakem olmamasına rağmen MHK başkanlığı yapmıştı. 2012 yılında federasyon başkanı seçilen Yıldırım Demirören’in ilk icraatı Zekeriya Alp’i MHK başkanlığına getirmekti ama Alp, iki buçuk sene sonra istifa etmek zorunda kaldı.

Bir kez daha yeni bir federasyon başkanının (Nihat Özdemir) ilk icraatı, Alp’i MHK’nin başına getirmek oldu. Eski ekibinden altı kişiyi de yanında getiren Alp, bu sefer daha tecrübeli. İlk dönemindeki en büyük sıkıntısı fazla şeffaf olmasıydı. Düşüncelerini çok sık dile getiriyordu ve bu başına bela oluyordu.

Hafta boyunca çok konuşulan hakem kararları hakkında açıklamalar yapıp, pozisyonları değerlendiriyordu. Mesela “Beşiktaş’ın verilmeyen golünde yardımcı hakem hatalıydı” dediğinde, bir yandan Beşiktaşlılar “Bilerek aleyhimize karar veriyorlar” derken; diğer yandan rakip taraftarlar “Günah çıkartıyorlar, daha sonra eyyam yapacaklar” isyanında bulunmuştu. O nedenle yeni döneminde Alp’in bu kadar açık olmayacağını tahmin ediyoruz.

Zaten günümüz futbol ikliminde MHK başkanından ve kurumundan isteğimiz açıklık olamaz. Zira açıklığın sonu gelmez. Milyonların çılgınlık seviyesinde takip ettiği bir oyunda herhangi bir açıklık kimseyi tatmin edemez, sadece tartışmaları alevlendirir. Öte yandan ‘güven’ önemli bir adım olabilir.

Ancak yılların birikmiş öfkesinden sonra bir çırpıda güveni sağlamak da kolay iş değil. Zaten güven de ilk olarak taraftarlara değil hakemlere verilmeli. Hakemler mesleklerini gönül rahatlığıyla yapacaklarına inanırlarsa çok daha sakin ve salim düdükler çalacaklardır. Bu da bir domino taşı etkisi yaratacaktır.

Sezon öncesinde iki tecrübeli hakemin; Bülent Yıldırım’ın ve Serkan Çınar’ın üst klasman listesinden düşürülmesi de çok tartışıldı. Yıldırım ile Çınar; geçen sezonun son döneminde iki kritik Galatasaray maçında yaptıkları hatalarla hatırlanıyorlar.

Yıldırım kötü bir Galatasaray – Beşiktaş maçı yönetmiş, Çınar da Rizespor – Galatasaray maçında tartışmalı kararlara imza atmıştı. Her iki maçtan sonra da hakemlerin yönetimi hakkında görüşlerimizi yazdığımız için tekrara girmek istemiyoruz. Fakat alınan karardan sonra tartışmalar yeniden alevlendi.

Galatasaray kamuoyu “Bizim lehimize hata yapan hakemlerin meslekleri elinden alındı, yeni sezonda hakemler hangi cesaretle düdük çalacak?” derken, diğer takım taraftarları da “Yeni MHK Galatasaray’ın şampiyonluğunun hakemlerle geldiğini itiraf etti” görüşünü savundu. Yukarıda bahsettiğimiz çılgınlık haline bir örnek…

Süper Lig’i tam anlamıyla izleyenler Yıldırım ve Çınar’ın oldukça kötü maçlar çıkardığını bilir. Bülent Yıldırım kararları VAR tarafından en çok değiştirilen hakemlerdendi. Birçok maçta verdiği ve vermediği penaltılar/goller VAR müdahalesiyle değişti. Artık yönettiği maçlara hâkim olamıyordu.

Çınar ise sadece geçen sezon değil, uzun yıllardır futbolseverleri tam anlamıyla ikna edememişti. Yıldırım’ın 47, Çınar’ın da 43 yaşında olması da artık kolay kolay gelişim gösteremeyeceklerinin bir işaretiydi.

Fakat bunları daha detaylı konuşmak yerine iki hakemin hangi takımların maçlarında hatalar yaptıklarını değerlendirmek daha çok hoşumuza gitti. MHK’nin baş etmek zorunda olacağı en büyük problem bu algıda yatıyor.

Üstelik sorunlar bununla sınırlı değil. VAR halen kamuoyunun kafasında oturmadı. İnsanlar her pozisyon sonrası “Gelsin bir baksın” demeye devam ediyor. Oysa iki hafta önce yapılan bilgilendirme toplantısında FIFA hakemi Danny Makkelie, konuya dışarıdan bir bakış attı.

Hollandalı hakem; “VAR'ın futbolu değiştirme gibi bir amacı yok. Pozisyonda hakemin yorumu önemliyse VAR buna müdahale etmez. Pozisyon için siyah ve beyaz durum varsa VAR müdahale ediyor. Şu ana kadar UEFA ve Türkiye'deki deneyimlerden, VAR, açık ve bariz olmayan pozisyonlarda müdahale etmeye başladı. Eğer bir pozisyon tartışmalıysa VAR kararı da tartışılabilir. Böylelikle iki ayrı tartışmamız olur” dedi. MHK’nin bu ana fikri kamuoyuna net olarak hissettirmesi gerekiyor.

Hayallerimiz gerçeklerin çok uzağında. Hakem kararlarının konuşulmadığı, tartışılmadığı, daha doğrusu kararların altında bit yeniği aranmadığı bir sezon dilemek adettendir. Fakat bu dileğin yakın zamanda gerçekleşmeyeceğinin farkındayız. O nedenle en büyük iş yeni MHK’ye, kulüplere ve basına düşüyor.

Bir hakemin kararını hangi gerekçeyle, hangi psikolojiyle verdiği futbolseverlere çok net anlatılmalı. O sayede hakemlere dair bir güven duygusu oluşturulmalı. Aksi halde yine çok fazla komplo teorisi okumak ve dinlemek zorunda kalacağız…


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.