Robinho, Arda'ya örnek olsun!

Yazmayayım yazmayayım diyorum. Yazmak da istemiyorum. Ama kendimi alıkoyamıyorum da yazmaktan. Çünkü inatla, bilinçle, isteyerek, adım adım ilerleyerek saha içindeki kariyeri neredeyse bitmiş, hadi iyi niyetle yaklaşalım, bitmeye yüz tutmuş ve bu düşüş sürecinde saha içindeki ve dışındaki vukuatları ve aldığı cezalarla gündemde olan son dönemde futbol izleyen herkese kötü örnek bir futbolcuyu medyasıyla, taraftarıyla el birliği ile Galatasaray'a (burada gerçekten takım önemli değil) transfer etmeye çalışıyorlar.

Fatih Terim'in elini Galatasaray'ın iç sahada Başakşehir ile oynadığı maçta öptüğünden beri, Arda Turan'ın adı sarı kırmızılı takımla daha sık yazılmaya başlandı. Bu olayın ardından böyle bir Arda'nın gönülleri de kazandığından bahsederek açtığı yolda, Arda'yı Galatasaray'a getirme hedefine, durmadan yürüyeceğine Arda'nın ikinci bir şansı hak ettiğini söyleyerek devam etti.

Fatih Terim, Arda'yı istiyor. Kendisine ikinci bir şansı kendisinin vermek istediğini, yönetimin de medyanın da taraftarın da bu konuda yardımcı olmasını istediğini bir basın toplantısında dile getirdi. Hemen ardından Galatasaray'ın tüm Galatasaray taraftarlarını kapsamasa da en büyük ve organize taraftar grubu olan UltrAslan Arda Turan için bir destek mesajı attı. Yeteneği tartışılmayan futbolcunun sarı kırmızılı takımla anlaşması halinde oyuncuya tam destek vereceğini söyledi. 

Şu anda Galatasaray'ın maçlarını oynadığı stadyumun açılışında dönemin TOKİ BAŞKANI Erdoğan Bayraktar'ın konuşmasını yuhalayıp dönem Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın stadyumdan konuşma yapmadan ayrılmasına neden olan UltrAslan'ın Gezi Parkı dönemindeki 3. gün sonrası u dönüşü unutulmaz bir hamleydi.

Bugün tribünlere “Sizi buraya getirecek yeteneğiniz, burada tutacak olan ise karakterinizdir” pankartı asan UltrAslan, Barcelona'ya transfer olduğu günden bugüne karakter erozyonu yaşayan ve ruhsatsız silahsız taşımaktan, bilinçli insan yaralamaktan, hastaneye silah sokmaktan iki yıl sekiz ay hüküm giymiş ve cezası beş yıl ertelenmiş, hakemi ölümle tehdit etmekten 16 maç ceza almış, babası yaşında gazeteciye saldırmış ve yine olsa yine yaparım demiş birini bu pankartın yer aldığı stadyumda destekleyeceğini söyledi. Hadi başka konularda aldığınız manevraları anlayışla karşılayabiliriz de, takımınızın formasını taşımak için en çok önem verdiğiniz değerle bu kadar zıtlaşan birini kucaklayacağınızı nasıl anlayışla karşılayabilelim? Siz en iyisi mi daha fazla kendinizle ters düşmemek için tribünlere astığınız o pankartı oradan kaldırın. Çünkü arkasında duramıyorsunuz. Ama stadyumda kalsın o pankart düşüncesindeyseniz, takımınızın formasını taşıyacak kişiler hakkında bir kez daha düşünün.  

Size bir örnek vereyim. Brezilyalı Robinho, Sivasspor'a gelmeden önce Brezilya'da forma giyiyordu. 10 yıl önce yaptığı bir toplu taciz olayından dolayı yargılandığı davada İtalyan mahkemeleri Brezilyalıya dokuz yıl hapis cezası verdi. Davanın görüşüldüğü o dönemde Santos'a da transferi söz konusu olan Robinho'yu taraftarlar istememişti. Santos Futbol Kulübü'nün tesislerinin duvarlarında yer alan Robinho resminin yüz kısmını boyamışlardı. Tacizci bir futbolcuyu istemiyorlardı Pele'nin takımında. Peki, siz Metin Oktay'ın takımında eli silahlı bir futbolcuyu hangi cüretle istiyorsunuz?

İkinci şansı hak ettiğini söylüyor Fatih Terim. Birine ikinci bir şans vermek konusunda katı bir görüşüm yok. Ben de çok kez ikinci şans istedim. Fakat ikinci şansı kim hak eder? Yaptığı her kabahatin ardından pişkince bahsederek af dilemeyen kişiler ikinci bir şansı hak etmez, etmesin lütfen.

Eğer Arda yaptığı her kabahatten sonra samimi bir şekilde çıkıp özür dilemiş olsaydı, belki biraz inanırdık, meleke haline gelmişse de “Yapıyorsun yapıyorsun özür diliyorsun Altan” diye biraz sempatik bir karaktere büründürür kariyerinin sonuna beraberce gelebilirdik belki. Fakat bir insan her birinden sonra af dilemeyip zeytinyağı olmaya çalışırsa el öpmeyle olayların arasından sıyrılamaz. İkinci bir şansı hak etmek istiyorsa, bir basın açıklaması yaparak her birinden kamuoyu önünde af diler, geçmişe sünger çeker, destek ister, layık olmaya çalışacağına söz vererek yoluna devam eder. 

Bu olmadığı sürece verilecek ikinci şans, topluma kötü örnek olacak. Hangi kabahati işlersen işle ne kadar pişkin olursan ol seni istemeseler bile yeterince güçlü konuma gelirsen yine ülkenin en iyi takımlarından birinde oynayabilirsin, çünkü yeteneklisin örneği sokaklara hiç de güzel yansımayacak. İnsanlar her türlü kötülüğü yapsa bile en iyiyi en güzeli elde edebileceğini bildiği sürece benzer kötü örnekler görmeye devam edebiliriz. 

Arda'nın oynadığı her Galatasaray maçında olumsuz sonuçlar veya maçta karışacağı kavgalar sonrasında geçmişi tekrar gündeme gelecek ve bu konular konuşulacak. Berkay'la karıştığı olaydan dolayı aldığı cezanın beş yıl ertelenmiş olması demek de Galatasaray forması giydiği sürede benzer bir vakaya karışması durumunda iki yıl sekiz ayın üstüne bir de son kabahatinden alacağı cezayla birlikte hapse girmesinin ihtimali demek. Beş yıl öncesinde ne yaptığı belli olan 32 yaşındaki bir insanın önümüzdeki beş yıl içinde benzer bir olaya karışmayacağına nasıl inanalım, güvenelim? Saha içinde karışacağı bir kavgada bile ki bu çok yüksek bir ihtimal, 6222'den de yargılanırsa beş yıl ertelemeli cezası etkilenebilecekken neden böyle bir transferi yapsın Galatasaray? 

Türk futbol tarihinde bu tür kötü geçmişi olan bir tek Arda Turan mı? Tabii ki, hayır. Ama daha önceki örneklere de göz yumulduğu için bunun sonu gelmedi, gelmiyor. Artık bir yerden başlanmalı. Sahalarda ve saha dışında yaptığı kötü davranışlardan dolayı biri pişmanlıkla af dilemediği sürece n'olur bir gün cezalandırılsın ve bu da herkese örnek olsun. Bazen en tepeye çıkmış ve yıkılmayacağı düşünülen kişilere verilen sert cezalar toplumda daha hızlı bir etki ve düzelme bile yaratır. Bir kez olsun da böyle düşünerek karar verin.

Arda Turan'ın Galatasaray'ın transfer gündeminde olmadığını sarı kırmızılı takımın başkanı Mustafa Cengiz'in açıkça dile getirdiği basın toplantısının ardından umarım artık konuyu kapatırsınız.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar