Tiny Url
http://tinyurl.com/y2eut6h7
Kutay Ersöz
May 14 2019

Sezonun finali: Galatasaray-Başakşehir

Ligin finali resmi olarak 34. haftada gerçekleşecek. Fakat şampiyonluk için asıl final bu hafta oynanacak; Galatasaray ile Başakşehir, kozlarını TT Arena’da paylaşacak. Galatasaray kazanırsa şampiyon olacak.

Başakşehir kazanırsa son haftaya lider girecek. Beraberlikte Beşiktaş, eğer Trabzon deplasmanında kazanırsa, umutlanacak ama yine de avantaj diğer ikilide olacak. Kaba bir hesapla; yüzde 66 ihtimalle dananın kuyruğu bu hafta kopacak.

İki takım geçen sezon da benzer bir maça çıkmıştı. Gerçi o maç, sezonun 29. haftasına, yani telafisi olabilecek bir tarihe denk gelmişti. Fakat sezon sonunda oluşan puan durumuna baktığımızda, o maçın bir sezon finali olduğunu anlıyoruz.

Lig sona erdiğinde şampiyon olan Galatasaray, Başakşehir’in üç puan önündeydi. 29. haftada rakibini yenerek liderlik koltuğuna oturmuş, sezon sonuna kadar da yerini bırakmamıştı.

Bu sezon ise Galatasaray, henüz Başakşehir ile karşılaşmadan liderlik koltuğunu devraldı bile. Dinamikler geçen seneden farklılık gösteriyor.

Galatasaray da Başakşehir de geçen sezon kazanarak ilerlemişti. O yüzden birbirleriyle oynayacakları maçın sonucu önem kazanmıştı. Bu sezon ise son dönemde dağılan bir Başakşehir izliyoruz. Son yedi haftada sadece iki kez kazanabildiler. TT Arena’ya böyle bir karneyle gelmek hiç istedikleri bir durum değildi.

Galatasaray ise bazı deplasmanlarda berabere kalsa da 18 haftadır yenilmiyor. Üstelik belki de Başakşehir maçına Türkiye Kupası şampiyonu olarak çıkacak. Ayrıca Sarı-Kırmızılı takımın senelere yayılan son haftaları oynama becerisi de es geçilemez. Yani karşılaşmanın mental tarafında ağır basan Galatasaray olacak.

Oyun kısmında ise bazı tezatlar mevcut. Galatasaray haftalardır yenilmese de elde edilen seri takımın iyi oynadığını göstermiyor. Sarı-Kırmızılı takımın defoları çok net gözüküyor. Geçen sezon böyle değildi; çok daha ekonomik, sınırlarını bilen ve sağlam bir takım vardı. Bu sezon biraz daha doğaçlama bir oyun hâkim. Zaten tıkanmaların deplasmanlarda yaşanması da bundan.

Rakipler kaliteye sırtını dayayan bu doğaçlama oyunu baskı altına alıp, kırabiliyor. Fakat Seyrantepe’de de tam tersi oluyor ve oyun coşkuya dönüşüyor. Takım olarak bir bütünlük oraya koyulamasa da kaliteli isimler farkı yaratıyor. Başta Feghouli olmak üzere, Belhanda, Fernando, Muslera hatta yeni gelen stoper ikilisi Marcao ve Luyindama en zor zamanlarda sorumluluk alarak takımın seviyesini belirlediler.

Başakşehir’i ise buraya getiren tıkır tıkır işleyen sistemiydi. Fakat o sistem bir anda duraklamaya başladı. Aslında eksilen parçayı bulunca, sistemdeki sorun ortaya çıkıyor. Ayağa pas yapan, topa sahip olan ve sahanın her alanını kullanmayı isteyen Avcı, en çok Alexandru Epureanu’ya güveniyordu.

Fakat Moldovalı stoper bu sezonun son döneminde sakatlığı nedeniyle forma giyemedi. Son oynadığı maç 3 Mart’taki Yeni Malatyaspor deplasmanıydı. Başakşehir Epureanu’dan yoksun oynadığı sekiz maçın üçünü kazanabildi. Hatta sezonun ilk yarısında, tecrübeli oyuncunun oynamadığı Alanyaspor deplasmanında da iki puan bırakmıştı.

Belki şöyle bir özet yapabiliriz: Solak stoper Epureanu sakatlanınca Başakşehir tökezledi, solak stoper Marcao takıma girince Galatasaray ayağa kalktı. Solak stoperlerin önemini başka bir yazıya saklayalım. Muhakkak Başakşehir’in tek sorununu Epureanu’nun yokluğuna bağlayamayız.

Devre arasında Manuel da Costa da satılınca, stoper tandemi çoğu zaman iki merkez orta saha oyuncusundan (Mahmut-Attamah) oluştu. Santrforsuz çıkılan maçları da düşününce Başakşehir adeta orta saha oyuncularından kurulu bir takıma dönüştü. Yaratıcılık sınırlandı, sorun çözme kabiliyeti birkaç oyuncunun sırtına yüklendi. O oyuncular da 30 yaşın üzerinde olmaları sebebiyle sezon sonu yorgunluğunu hissetti. Bu sorunlar halen devam ediyor.

Tüm bu veriler ışığında Galatasaray’ın Başakşehir karşısında galibiyete biraz daha yakın olduğunu düşünebiliriz. Bir de saha ve seyirci avantajı eklenince Sarı-Kırmızılı takım bir rahatlama hissedecektir. Fakat böyle maçların genelde bir gizli faktörü olur. Rakibini şaşırtan, düşündüğü planını iyi uygulayan takım beklenmedik bir oyunla maçı kazanabilir.

Mesela geçen sezon Galatasaray’ın galibiyeti böyle gelmişti. Bekleyerek ve sabrederek oynamış, ardından bir bek katkısıyla (Mariano) sonuca gitmişti. Benzer bir hamleyi Abdullah Avcı da yapabilir ve galibiyete ulaşabilir. Fakat Avcı’nın zaman zaman ekranlardan duyulan “Oyuna sadık kalın” çağrısını düşününce, bu ihtimal zayıflıyor.

Yine de Başakşehir’in bu sefer santrfor katkısı alması şaşırtıcı olmaz. Devre arası transferi Demba Ba, sezon başında sakatlanan ve toparlanamayan Adebayor, sezon ortasında sakatlanan Bajic ve dördüncü seçenek Napoleoni’den en az biri kullanılabilir.

Son Ankaragücü maçına bu oyunculardan ikisi ilk 11’deydi. Tabi bu isimlerin, bir final maçında ne kadar katkı vereceği de muamma. Dört oyuncu bu sezon toplam 13 gol attı. Yani kişi başı üç gol ortalama ile oynuyorlar. Şampiyon olacak bir takım için hiç yeterli değil. Avcı, ayrıca savunma hattında Kudryashov’u da düşünebilir. 32 yaşındaki oyuncunun oynadığı altı lig maçında da Başakşehir yenilmedi.

Avcı gibi Terim’in de planları olacaktır. Fakat Galatasaray’ın en önemli şansı, iyi bir teknik direktöre sahip olmasından ziyade; sezonun son dönemini verimli geçirme yeteneğidir. Galatasaray’ın final oynama alışkanlığı, Terim’in hamlelerinden daha büyük koz olacak. Zaten o alışkanlığı sağlamlaştıran isimlerden biri de Terim’in ta kendisiydi. Üstelik Galatasaray bir final maçından çıkıp gelecek. Hatta ligde oynanan son Çaykur Rizespor maçının motivasyonu da ekstra bir güven getirecektir.

Yukarıdaki tüm satırları ‘şampiyonluk için ibre Galatasaray’dan yana’ cümlesiyle özetleyebiliriz. Başakşehir ise büyükler arasına girmek istiyorsa, final kazanabildiğini göstermek zorunda.

Sezon finali diyoruz ama tek bir 90 dakika; çok uzun yılları bile etkileyebilir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.