Kutay Ersöz
Haz 04 2019

Süper Lig'de sezonun en iyileri

Süper Lig’de2018-19 sezonu sona erdi. Böyle zamanlarda adettendir; sezonun fotoğrafını çekmek için en iyi yöntem ödüllendirmedir. Sezonun en iyi oyuncularından kurulu bir ilk 11; başlarına bir teknik direktör, atılan en güzel gol ve daha fazlası… Her ne kadar yayıncı kuruluş bu işi haftalar önce gerçekleştirdiyse de en sağlıklısı sezon sona erdikten sonra olanıdır. O halde madem sezonu bitirdik, biz de boş durmayalım ve kendi gözümüzden en iyileri seçelim.

Sezonun ilk 11’i

Mert Günok (Başakşehir): Mert Fenerbahçe’de iyi işler yapsa da bir türlü birinci kaleci olamadı. Bursaspor ve Başakşehir’de de yedek kulübesinde daha çok zaman geçirdi. Bu sezonun başında Volkan Babacan’dan formayı almasına şaşıranlar dahi oldu ama o her hafta üzerine koyarak ilerledi. Başakşehir 34 maçta sadece 22 gol yerken (2002-03 sezonundan sonra, ligdeki en düşük gol sayısı) başrolde o vardı. Ayrıca 17 maçta da kalesini gol kapadı. Müthiş bir sezon!

Nazım Sangare (Antalyaspor): Sezonun belki de en kısır mevkisi sağ bekti. Şampiyon Galatasaray bile o bölgede istikrarı sağlayamadı. Yılların tecrübesi Gökhan Gönül orta karar idare etti. Trabzonspor’un dinamosu Pereira’yı sakatlık bozdu. Isla son bölümde iyiydi ama ilk yarıda saç baş yoldurdu. Kısacası öne çıkan bir isim bulmak kolay değildi. Fakat yükselen bir değer ortaya çıktı. Nazım Sangare, Antalyaspor’u yedinci sıraya taşıyan önemli parçalardandı. Üstelik sezon onun için halen devam ediyor. Hafta içindeki Yunanistan maçı ile ilk kez milli formayı giydi. Önümüzdeki sezonlarda ismini daha çok duyacağız.

Domagoj Vida (Beşiktaş): Galatasaray’ın stoper ikilisi Marcao ve Luyindama devre arası transferi oldukları için sezonun tamamına etki edemediler. Tıpkı aynı günlerde Almanya’ya giden Ozan Kabak gibi… Bu gelişmeler, Dünya Kupası finalisti Vida’yı tüm sezonda öne çıkardı. Genelde yaz turnuvalarında yüksek performans sergileyen oyuncular, ertesi sezonu yorgunluğun etkisiyle düşük tempoda geçirirler. Vida için öyle olmadı. Yanındaki partneri değişse de (Pepe gitti, Mirin geldi) kendisi ayakta kaldı. Savunmadaki katkısının yanına üç de gol ekledi.

Alexandru Epurenau (Başakşehir): Sol ayaklı stoperlerin önemi ülkemizde yeni yeni anlaşılıyor ama Abdullah Avcı, o pozisyonun kıymetini daha önceden çözmüştü. Beş sezon önce sessiz sedasız ligimize gelen Epureanu her sene biraz daha büyüyor. Bu sezon en büyük sıkıntısı sakatlığı oldu. Fakat 32 yaşındaki oyuncunun yokluğu, değerini daha net gösterdi. Sezonun son bölümünde kaçırdığı yedi maçta takımı 10 puan kaybetti. Belki de Başakşehir şampiyonluğu orada, onun yokluğunda bıraktı.

Filip Novak (Trabzonspor): Novak, geçen sezonun devre arasında Türkiye’ye geldiğinde pek beğenilmemişti. Hatta maç içinde takım arkadaşları tarafından bile eleştiriliyordu. Fakat bu sezon adeta Ünal Karaman’ın jokeri oldu. Lige ve takımına alıştıktan sonra hem savunmada hem hücumda faydalı işler yaptı. Gençlerden kurulu takıma tecrübesiyle katkı verdi. Attığı beş gol de ekstrası oldu.

Jose Sosa (Trabzonspor): Jose Sosa bir ara Trabzonspor’dan ayrılma noktasına kadar gelmişti. Aldığı maaş ve formsuzluğu onun gözden çıkarılması için yeterli bahaneler olabilirdi. Fakat sorunlar zaman içinde halloldu. Sonrasında da Arjantinli müthiş bir futbol oynamaya başladı. Hücumdaki etkisi zaten bildiğimiz işlerdi ama Onazi’nin yokluğunda orta sahayı toparlaması beklenmeyen faydasıydı. İstatistikleri göz kamaştırıcı olmasa da takıma katkısı çok yüksekti.

Dorukhan Toköz (Beşiktaş): Belki de Dorukhan’dan daha başarılı merkez orta sahalar bulabiliriz ama genç bir oyuncuya pozitif ayrımcılık uygulamaktan zarar gelmez. Bir sene önce alt ligde oynayan Dorukhan, sezon başında Beşiktaş’a transfer olmuştu. Çoğunluk, onun başka bir takıma kiralanmasını bekliyordu ama o takımda kaldı. Formayı hemen kapamasa da, sezon ilerledikçe Beşiktaş orta sahasında oluşan enerji eksikliği nedeniyle sahaya atıldı. Giriş o giriş… Eksikleri çok fazla ama mücadelesi üst düzeyde. Attığı goller de cabası. Ligdeki ilk sezonunu da A Milli Takım’a yükselerek taçlandırdı.

Edin Visca (Başakşehir): Son dönemi biraz daha verimli geçirseydi, tartışmasız bir şekilde sezonun en iyi oyuncusu olacaktı. Yine de çok iyiydi. Ligin asist kralı, Başakşehir’in de lideriydi. Gol onda, asist onda. Yaratıcı, zeki, teknik, hızlı… Sezonun en verimli oyuncusuydu. İstatistikleri de muazzam; 34 maç, 13 gol, 14 asist. Yeni sezonda Başakşehir’de olmaması şaşırtmaz, zira Süper Lig bile ona dar geliyor.

Anthony Nwakaeme (Trabzonspor): Hapoel Beer Sheva’dan Türkiye’ye sessiz sedasız gelen Nwakaeme, ilk patlamasını Galatasaray karşısında yaptı. Sezonun başındaki dev maça iki gol ve bir asistlik imza bıraktı. Fakat sonrasında bir süre kayboldu. Esas çıkışı ise Beşiktaş deplasmanı oldu ve sonrasında durmadı. Bazen santrfora yardımcı oldu, bazen de orta sahanın kenarında oyun kurdu. Sezonu 10 gol – 10 asistle tamamladı. Muhteşem rakamlar, sezonun en iyi takımına girmesi için yeterliydi. Aynı zamanda Fatih Tekke’den sonra her iki kategoride de çift hanelere ulaşan ilk Trabzonsporlu oldu.

Sofiane Feghouli (Galatasaray): Galatasaray lig ve kupayı kazandı ama herhangi bir oyuncunun sezonun tamamına etki ettiğini söylemek güç. Oyuncuların performansları hafta hafta iniş çıkışlar sergiledi. Yine de Feghouli’nin özellikle sezonun son döneminde fark yarattığını kabul etmek gerekir. Cezayirli yıldız sadece iyi oynamadı; kader maçlarının kader dakikalarında sahne alarak sezonun kaderini değiştirdi. Oynadığı son dokuz maçta dört gol atıp, dört asist yaptı. Özellikle Bursa ve Rize deplasmanlarındaki golleriyle sadece galibiyeti değil, şampiyonluğu getirdi. Kupa finalinde de sahne alması unutulmamalı…

Burak Yılmaz (Trabzonspor-Beşiktaş): 34 yaşındaki Burak’tan bu sene beklentiler düşüktü. Sezona sakatlık belasıyla başladı. Daha sonra Trabzonspor’da istenmeyen adama dönüştü. Devre arasında Beşiktaş’a geçti ama Siyah-Beyazlı taraftarlar da onu pek istemiyordu. İki ayrı devrede iki farklı takım formasını giydi. İkisinde de çok tartışıldı ama ikisinde de gollerini sıraladı. Özellikle sezonun ikinci yarısında kariyerinin zirve dönemlerinden birini yaşadı. Golün her türlüsünü attı. Belki gol kralı olamadı ama gol kralı olduğu sezonlara kıyasla daha bir ‘golcü’ gibiydi…

Yılın teknik direktörü: Okan Buruk (Çaykur Rizespor)

Geçen sezon Akhisarspor ile Türkiye Kupası’nı kazanan Okan Buruk, bu sezon yine Avrupa’nın eşiğine geldi. Sezonun henüz başında son sırada ve üç puanda devraldığı takımı Avrupa potasına kadar taşıdı ama nefes yetmedi. Yine de Buruk teknik direktörlük meziyeti ile takdirleri kazandı. Hem bir plana sahip olması, hem de işler kötü gittiği zaman esnek olma kabiliyetini gösterebilmesi, onun gelecek günlerini şimdiden parlaklaştırıyor. Zaten yeni sezon için Başakşehir ile imzalaması an meselesi.

Yılın golü - Iasmin Latovlevici (Akhisarspor – Bursaspor)

Güzel gollerin adamı Latovlevici, sezonun ilk yarısında öne çıkmıştı. O dönem Bursaspor için de işler iyi gidiyordu. ‘Lato’ da esasında bir sol bek olmasına rağmen kaleye daha yakın oynuyor, gol ve asist katkısı yapıyordu. Solak oyuncunun 2-0 geriye düştükleri Akhisarspor maçında attığı gol; hem görsel bir şölendi hem de 4-2 biten maçın kapanışı olması nedeniyle anlamlıydı. Bursaspor taraftarının, bu sezon mutlu olduğu nadir anlardandı. Topun ip gibi kaleye süzülmesi bir başka Rumen, Hagi’nin şutlarını anımsattı.

Yılın genç oyuncusu - Doğukan Sinik (Antalyaspor)

Bu sezon özellikle Trabzonspor ve Bursaspor forması altındaki genç oyuncular öne çıktı. Bursaspor, gençlerine devamlı şans veremedi. Trabzonspor’un gençleri ise zaten geçen sezondan kendilerini göstermeye başlamıştı. Antalyaspor’dan Doğukan ise, Süper Lig’deki ilk sezonda takımının değişilmezi oldu. 19 yaşındaki oyuncu geçen sezon Kemerspor ile 3.Lig’de ter dökerken bu sezon Süper Lig’de 33 maça çıktı. İlk 11’deki yerini de sağlamlaştırdı. Böyle devam ederse Antalya’da çok kalmaz gibi duruyor.