Kutay Ersöz
Haz 29 2018

Türk futbolunun iflas senesi

Klasiktir, futbol sezonu biter ve transfer yazı başlar. Hatta birçok futbolsever özellikle bu dönemi bekler. Bazen, futbol sezonu sona ermeden bile transferler düşmeye başlardı. İlk günlerde resmileşen transfer sayısı az olsa bile, haberler çok olurdu. İstanbul takımlarının aynı anda peşinden koştuğu bir ‘süper Anadolu yıldızı’ bulunurdu.

Yazlıklara kaçırılan Türkler, eşi ikna edilmeye çalışılan yabancılar gündeme otururdu. Fakat bu sezon kimse yok! Sezon biteli bir ayı geçti ama hâlâ taraftarları heyecanlandıracak transferler yapılmadı. Sadece Galatasaray Akhisarspor’un rotasyon oyuncusunu (Muğdat Çelik), Beşiktaş 1.Lig’de küme düşmekten kurtulan Eskişehirspor’un genç yeteneğini (Dorukhan Toköz) transfer etti.

Bu durumu Dünya Kupası’na bağlayanlar var ama geçerli bir sebep gibi durmuyor. Dünya Kupası’ndan Türkiye’ye gelebilecek oyuncular zaten geçtiğimiz senelerde ligimize geldi. Süper Lig, Serie A ile beraber Dünya Kupası’na takım göndermeden en fazla oyuncu yollayan lig. Bundan daha fazlasının gelmesi artık zor. Kabul edelim, deniz bitti.

Transfer yapılamıyor. Nasıl yapılsın ki? Neyle yapılacak? Kulüpler suyunu çekti. UEFA denetimi hepsinin üzerinde sallanıyor. Zaten asıl sorular bunlar olmamalı. Transfere gerek var mı? Daha doğrusu kadroyu güçlendirmek için çılgınca para harcanmalı mı?

FenerBahçe

Akla mantığa uygun olan cevap belli. Harcanmamalı. Fakat işler, bugüne kadar hiç akla ve bütçeye uygun olarak halledilmedi. Bu yaz ise hem yukarıdan gelen sopalar hem de boş kasalar bize akil hamleler uygulatacak. Biraz sönük bir yaz geçireceğiz. Heyecan olmayacak, dedikodu yapılmayacak, son dakika haberleri azalacak.

Olsun!

Şu an spor sayfaları bomboş. Onlar için zaten doğru haber birinci öncelik değildi. Taraftarları heyecanlandıracak yabancı oyuncuların üzerine photoshop teknolojisi ile İstanbul takımlarının formalarını giydirmek daha kolaydı. İnandırıcı gibi durmasa da heyecan vericiydi. Zaten ne demişti Ertuğrul Özkök; devir hayal pazarlama devriydi!

Fakat bu sefer onlar da taraftarları inandıramayacaklarının farkında. İki yaz önce Galatasaray’a Zlatan Ibrahimovic’i getiren gazeteler, şimdilerde nispeten ‘isimsiz’ futbolcuları öne sürmekten başka bir yol bulamıyor. Herkes her şeyin farkında.

İşin tuhaf kısmı ‘futbol ailesi’ denen oluşumun ölü taklidi yapması. Sezon boyunca Avrupa’nın en iyi ligi, en güzel marka değeri, en büyük bütçesi gibi sıfatlarla Türkiye’deki futbolu övenler şu anda ortalarda yoklar. Tatilde olabilirler. Acaba dönüşte nasıl söylemler geliştirecekler, merak etmemek elde değil.

Galatasaray

Yine de onları oluşan durumdan mesul ilan etmek biraz haksızlık. Hataları sevaplarından çok ama en azından ülkenin her yerine stadyum yaptılar. Zeminler bozuk olsa da tribünler geniş. Yayın haklarını da iyi pazarladılar. Kulüplerin vergi borçlarını sildiler. Artan döviz kurunu sabitlemek için uğraştılar. Daha ne olacak, bundan iyisi Şam’da kayısı…

Fakat kulüpler hiçbir zaman onlara tanınan imkânları ve ayrıcalıkları geleceği düşünerek kullanmadı.  Şimdi de ceremesini çekecekler. Bir dönem boyunca, spor kulübü olmanın en temel görevlerini ihmal ettiler ve ülke sporuna oyuncu yetiştirmekten vazgeçtiler. Şimdi geldiğimiz noktada Süper Lig’de sezon boyunca parlayıp da transferin gözdesi olabilecek herhangi bir futbolcu bulunmuyor.

Bir musibet bin nasihatten iyidir. Olumlu düşünen insanlar, buralardan iyi senaryolar çıkarabilir. Şu an birçok Anadolu takımı, kendilerine önerilen futbolculara çok düşük ücretler önerebiliyor. Sebebi belli. Zamanında kulüp kapısından giren menajerlerin önerdiği tüm futbolculara kasalarını açtıkları için o kasa tam takır.

Geçen sezon 1.Lig’de yukarıyı hedefleyen takımların ödediği maaşları şu an Süper Lig takımları zor veriyor, hatta hiç veremiyor. Böyle giderse transfer yapamayacaklar ve akıllarına yeni bir fikir gelecek: Altyapıya yönelelim ve futbolcu üretelim!

Altınordu

Yeni sezonda Altınordu projesini övenlerin sayısı artacak gibi. İzmir kulübü rol modeli olmaya devam edecek ama sanki bu sefer lafta kalmayacak. Zira kulüpler artık Altınordu olmaya mecbur. Transfer yapamayacakları için altyapılarından oyuncuları takımlarına monte edecekler. Etmeleri gerek. Umarız yanılmayız. Yoksa dibi göreceğiz.

Zaten Türkiye ülke ekonomisinde de spor ekonomisinde de aynı yolu tercih etmek zorunda. O da üretim! Tüketim günleri ve onun getirdiği sefahat sona erecek. Artık kemer sıkma dönemi. Bunu istemeseniz bile, ekonominin doğası size dayatacak. Bundan kaçış yok. Artık daha az tüketmek, daha az harcamak zorundayız.

Böyle bir cümle okumak insanı ilk başta üzebilir, sıkabilir, memnun etmeyebilir, korkutabilir. Fakat yedi yıllık kıtlıktan sonra yedi yıllık bolluk gelebilir.

Hatta Türkiye futbolu, genç nüfus potansiyeli ile yedi sene bile beklemek zorunda kalmaz. İki yaz boyunca tirajlar düşse, iki yaz boyunca taraftarlar daha az heyecanlansa bir şey kaybetmez, sonunda kazanırız. Yeter ki üretime sırt dönülmesin!