Kas 08 2018

Ankara Gar Katliamı davasında aileler adalet bekliyor

Firari sanıkların yargılandığı Ankara Gar Katliamı’nda söz alan müşteki Zöhre Tedik “Uyurken uyandırmaya kıyamadığımız çocuklarımız öldürülüyor. Kanımızın son damlasına kadar gerçek katiller yargılanana kadar burada olacağız” dedi.

Ankara Gar Katliamı davasında yargılanan 35 sanıklı duruşmanın 3 Ağustos 2018 tarihinde görülen dava duruşmasında 19 sanığa ceza verilerek, 16 firari sanığın dava dosyası ayrılmıştı. Mahkeme heyeti 9 sanığa “anayasal düzeni ihlal” suçundan birer kez, “kasten öldürme” suçundan da 100'er kez olmak üzere toplam 101'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Ayrıca sanıklara 20'si çocuk 391 kişiyi öldürmeye teşebbüs suçundan da ayrı ayrı 10 bin 557'şer yıl hapis cezası verildi.

Dosyası ayrılan 16 firari sanığın isimleri şöyle:

“İlhami Balı, Savaş Yıldız, Edremit Türe, Deniz Büyükçelebi, Yakup Selağzı, Kasım Dere, Nusret Yılmaz, Mustafa Delibaşlar, Walentina Slobodjanjuk, Muhammet Zana Alkan, Ömer Deniz Dündar, Cebrail Kaya, Ahmet Güneş, Kenan Kutval, Bayram Yıldız ve Hasan Hüseyin Uğur.”

Ankara’da 10 Ekim’de düzenlenen Emek ve Barış mitingine yönelik saldırının faili 16 firari sanığın yargılandığı davanın duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Mahkeme Başkanı’nın ve davanın savcısının değişmediği görülürken, mahkeme heyetinde değişiklik olduğu görüldü.

Mahkeme Başkanı’nın müşteki olarak yaşamını yitiren Mustafa Budak’ın ismini söylemesine salondan tepki geldi. Budak’ın Eşi Hanife Budak, “Eşim hayatını kaybetti ben buradayım” diye tepki gösterdi.

Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden gelen yazıyı okuyan Mahkeme Başkanı gözaltına alınan Selami Sertaç’ın İlhami Balı hakkında fotoğraf teşhis tutanağının dosyaya gönderildiğini söyledi.

Mahkeme heyeti sanıklar İlhami Balı, Savaş Yıldız, Edremit Türe, Deniz Büyükçelebi, Yakup Selağzı, Kasım Dere, Nusret Yılmaz, Mustafa Delibaşlar, Walentina Slobodjanjuk, Muhammet Zana Alkan, Ömer Deniz Dündar, Cebrail Kaya, Ahmet Güneş, Kenan Kutval, Bayram Yıldız ve Hasan Hüseyin Uğur hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve Adalet Bakanlığı’na yazılan müzekkerelere cevap verilmediğini belirtti.

 Avukat Sevinç Hocaoğulları, üç yıl önce bir katliam yaşandığını ve soruşturma sürecinin kendilerinden kaçırılarak, yapıldığını anımsattı ve şöyle devam etti:

“Ailelerden kaçırılan soruşturma sürecinde adaletin sağlanamayacağını söylemiştik. Halen kısıtlılık kararı ile gizlenen IŞİD sorumluları ve kamu sorumlularının yargılanmadığı bir dava ile karşı karşıyayız. AYM’ye yaptığımız başvurudan üç yıldır sonuç almış değiliz. Bugün bu sanık sandalyesinde oturması gereken Savaş Yıldız’ın nasıl bağlantıları olduğunu bilmediğimiz bir yargılama ile karşı karşıyayız. Adana ve Mersin soruşturmalarında da hale kısıtlılık kararı var. Alınan kısıtlılık kararının gölgesinde adalet sağlamaya çalışıyoruz.”

Katliamda yaşamını yitiren Mustafa Budak’ın eşi Hanife Budak, “2015 tarihinde eşim barış mitingine katılmak üzere yola çıktı ve patlamada yaralandı. Yaralandıktan sonra tedavi gördü. Benim eşim 22 ay içinde iki ay evine, çocuklarının yanına gelemedi. Eşimin tüm vücudunda yaralar olmuştu ve 22 ay hastane hastane gezdik. Boyundan aşağı felçli kaldı. Üç çocukla kaldım. Benim eşim 58 yaşında yaralandı 60 yaşında vefat etti. Benim eşim Gar Katliamı patlamasında yaşamını yitirdi. Her tarafım sızı içinde kendimi ifade edemiyorum, eşimin hakkının aranmasını istiyorum, davaya müdahil olmak istiyorum” dedi.

Müştekilerden Zöhre Tedik ise gözyaşları dökerek şöyle konuştu:

“Uyurken uyandırmaya kıyamadığımız çocuklarımız öldürülüyor. Biz hep vicdan vicdan dedik. Sizin adaletinize güvendik, belki adalet çıkar diye. Bu heyet taş oldu, kalem oldu. Onları ne buraya getirdi ne de soruşturmayı genişletti. Bu heyetin vicdanına sığındık, ‘nasıl yatacaksınız’ diye sorduk. Rekor cezalar verildi ama tetiği yöneltenler nerede? Tekrar adalete inanmak istiyorum. Koltuklar kimseye kalmaz. Kanımızın son damlasına kadar gerçek katiller yargılanana kadar burada olacağız. Siz isteseydiniz burada yargılanırlardı. Siz görevden alınmaya rağmen, görevinizi keşke yerine getirseydiniz.”

Katliamdan yaralı olarak kurtulan Mustafa Çeker de söz alarak, “Atılan gaz bombasında iki arkadaşım yanımdaydı bunlardan biri yaşamını yitirmiş. Neden gaz bombası atılır. Neden polisler orada parçalanan vücutlarla top gibi oynadı. Bunların hiç mi sorumluluğu yok. Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne sormak istiyorum, neden gaz bombası atıldı. Bunlar ortaya çıkmadıkça sizler adaleti sağlamış olmayacaksınız” dedi.