uy
Mar 20 2018

AİHM 'ihlal' dedi, Mehmet Altan'ın 'derhal' tahliyesi için başvuru yapıldı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), gazeteci-yazarlar Mehmet Altan ve Şahin Alpay kararlarını açıkladı. İhlal kararı veren mahkeme, Altan ve Alpay’a 21 bin 500 Euro da tazminat ödenmesine hükmetti.

Anayasa Mahkemesi'nin ikinci kez ihlal kararı vermesinin ardından 16 Mart gecesi Silivri Cezaevi'nden tahliye edilen Şahin Alpay ve 16 Şubat'ta ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Mehmet Altan hakkında, AİHM tarafından özgürlük ve güvenlik haklarının ihlal edildiği yönünde karar verildi.

Mehmet Altan’ın 12 Ocak 2017, Şahin Alpay’ın ise 28 Şubat 2017’de yaptıkları başvurular, AİHM 2. Dairesi tarafından bugün (20 Şubat) karara bağlandı. 

Gazeteci Şahin Alpay, 17 Mart’ta İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen ev hapsi kararıyla tahliye edilmişti. Ahval’e konuşan Mehmet Altan’ın avukatı Ergin Cinmen,  müvekkilinin derhal tahliye edilmesi için başvuru yaptıklarını söyledi.

AİHM, Altan ve Alpay’ın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) güvenceye alınan haklara ilişkin sekiz şikayetinden, Anayasa Mahkemesi’nin de ihlal yönünde karar verdiği ‘Özgürlük ve güvenlik hakkı’ ile ‘İfade özgürlüğü hakkı’nın ihlal edildiğine hükmetti.

Mehmet Altan ve Şahin Alpay, Türkiye’nin AİHS’nin özgürlük ve güvenlik hakkını garanti altına alan 5’inci, ifade özgürlüğüne ilişkin 10’uncu, hakları kötüye kullanma yasağı konusundaki 17’inci ve haklara getirilecek kısıtlamaların sınırlanması ile ilgili 18’inci maddesini ihlal ettiğini belirtmişti.

AİHM tarafından alınan kararda iki dava ile ilgili olarak Türkiye’nin sözleşmenin 5’inci ve 10’uncu maddeleri ihlal ettiğine karar verilirken, 17’inci ve 18’inci maddelerin ise ihlal edilmediğine karar verdi.  AİHM kararı gereği Türkiye, Altan’a 21 bin 500 Euro tazminat ödeyecek.

AİHM tarafından oybirliği ile alınan kararlar için aleyhte oy kullanan tek kişinin Doç. Ergin Ergül olması ise dikkat çekti. Ergül, davalardan çekilen AİHM’in Türk yargıcı Işıl Karakaş’ın yerine heyette yer aldı. 

Diğer yandan, AİHM Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yolunu halen etkili bir iç hukuk yolu olarak değerlendirirken, sözleşmenin 5/4. maddesinde yer alan ‘tutukluluğun yasallığı ve serbest bırakılmak için mahkemeye başvuru hakkı’nın ihlal edildiğine yönelik şikayetleri de Anayasa Mahkemesi’nin iş yükünü göz önünde bulundurarak kabul etmedi.

Mehmet Altan’ın avukatı Ergin Cinmen, AİHM’nin kararını Ahval’e şu sözlerle değerlendirdi. Cinmen, kararın ardından Adalet Bakanlığı’na mail ve faks gönderdiklerini, müvekkili Mehmet Altan’ın derhal tahliye edilmesini istediklerini belirtti:

"AİHM kişilik hakkı ve ifade özgürlüğü ile ilgili net bir ihlal kararı vermiştir. Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi’nin daha önce verilip de uygulanmayan kararının da derhal uygulanmasını hüküm altına almıştır. Biz bu çerçeve içerisinde bu kararın doğrudan tarafı olan Adalet Bakanlığı’na biraz evvel itibariyle mail gönderdik. Aynı zamanda faks ile de başvuru yaptık. Bugün (20 Şubat) Çağlayan Adliyesi’nde Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne de kararın icrası açısından müvekkilin tahliyesine karar verilmesi talebinde bulunacağınız. Durumumuz şu an için budur."

Cinmen, Mehmet Altan’ın tahliye edilmemesi durumunda, Türkiye’nin kişilik haklarını ihlal edeceğini ve anayasal suç işlenmiş olacağını vurguladı:

“Mehmet Altan’ın derhal tahliye edilmesi gerekiyor. Aksi takdirde Türkiye, uluslararası planda bir Avrupa Konseyi çerçevesindeki taahhütlerine aykırı davranmış olur. Bunun uluslararası alanda siyasi yansımaları ortadadır.  Şahin Alpay zaten tahliye edildi, Mehmet Altan’ın da bugün itibariyle derhal tahliye edilmesi gerekiyor.  Aksi takdirde Türkiye tarafından kişilik hakları ihlal edilmiş olunur ve anayasal suç işlenir.”

Diğer yandan Avukat Cinmen, AİHM tarafından hak ihlali olarak değerlendirilen ve değerlendirilmeyen maddeleri normal karşıladıklarını da ekledi:

“AİHM, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin bazı maddelerini ( 5 ve 10’uncu madde) ihlal ettiğini kabul ederken, bazılarını da( 17 ve 18’inci madde) kabul etmedi. Bunlar normaldir. Mahkemenin takdiridir. Esas itibariyle bizim başvurumuz bu iki madde (5 ve 10’uncu madde) üzerine odaklanmıştı.  AİHM de başvuruda bulunduğumuz bu iki maddeyle ilgili olarak net bir şekilde ihlal kararı vermiştir. Önemli olan mahkemenin bu iki madde üzerinden ihlal kararı verilmesidir.”

Cinmen ve Altan'ın avukatlarından Figen Çalıkuşu bir basın açıklaması yaparak Altan'ın derhal tahliye edilmesi çağrısında bulundu ve "Mehmet Altan davası hukuksal bir trajedidir" açıklaması yaptı.

Cinmen ve Çalıkuşu basın açıklamasında, "18 aydır  hürriyetinden yoksun bırakılan ve bu durumu içerde Anayasa Mahkemesi’nce, dışarıda da AİHM tarafından tespit edilen müvekkilimizin acilen tahliye edilmesini talep ediyoruz" diye konuştu.

Avukatların basın açıklaması şöyle:

"Hukuksal açıdan yaşamsal olan, çok önemli bir gerçeği yeniden vurgulamak isteriz;

“Anayasa Mahkemesi Prof. Dr. Mehmet Altan’ın dosyasındaki esas hakkındaki mütalaayı da görerek, tüm “delil” diye sunulan tüm iddiaları da inceleyerek, “tutuklanmak” için bile somut olguların bulunmadığına karar vermiştir.

Bu Anayasa’nın 19. Maddesinin kesin ihlalidir. Birey özgürlüğünün ihlalidir.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu bu hususu Mehmet Altan kararının 117.paragrafında şu şekilde ifade etmiştir;

“Anayasa Mahkemesince, soruşturma makamlarının suç işlediğine dair belirtileri somut olgularla ortaya koymadan başvurucu hakkında tutuklama tedbirine başvurdukları sonucuna varılmıştır”

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun bu kararına rağmen, 26. Ağır Ceza Mahkemesi Mehmet Altan‘a “ağırlaştırılmış müebbet cezası” vermiştir.

 Anayasa’nın 153. Maddesini açıkça ve alenen çiğnemekten çekinmeyen 2 üye tarafından, müvekkilimiz Mehmet Altan’ın tahliyesi engellenmiş, hürriyeti tahdit edilmiştir.

Maalesef itirazın yapıldığı 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nin iki üyesi de aynı şekilde davranmıştır. Neticede 11 Ocak 2018 tarihinden itibaren müvekkilimiz özgürlüğünden yoksun kılınarak anayasal suç işlenmektedir.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu kararını dinlemeyen mahkemelerin yeni bir “hak ihlali” yaptığına karar veren Anayasa Mahkemesi oybirliği ile aldığı 16 Mart 2018 tarihli kararında;

“kuvvetli belirtinin yeni olgularla ortaya konulup konulmadığı yönündeki nihai değerlendirme Anayasa Mahkemesi’ne aittir” vurgusunu yapmıştır.

Aynı zamanda Yüce Divan işlevi de gören Anayasa Mahkemesi’nin tespitleri de nihaidir.İlk derece  mahkemelerinin kararları, İstinaf ve Yargıtay’dan sonra bireysel başvuru marifetiyle yeniden Anayasa Mahkemesi’nin önüne gelmektedir.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Mehmet Altan başvurusunda üç ayrı anayasa ihlali saptamıştır.

Bu gün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Mehmet Altan’ın Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi maddelerini çiğneyerek 18 aydır özgürlüğünden yoksun bıraktığını saptamış, Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Kararının evrensel açıdan hukuksal isabetini tespit etmiştir.

AİHM bu gün verdiği kararında, Anayasa Mahkemesi’nin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 19.maddesi 3. Bendinin ve 10.maddesine ihlal edildiğine yönelik açık ve şüpheye yer bırakmayan kararını vermesinin ardından Mehmet Altan’ın tutukluluğunun devamının kişi özgürlüğü ve güvenlik hakkı kapsamında gerekli olan hukuki ve yasada öngörülen usullere uygun olarak kabul edilemeyeceğini saptamıştır.

Bu açıdan Mehmet Altan’ın 10 Eylül 2016 ‘da gözaltına alınması, 22 Eylül 2016’da tutuklanması, 29 Ekim 2016 tarihli KHK ile apar topar 30 yıldır görev yaptığı İstanbul Üniversitesi’ndeki görevine son verilmesi ve nihayetinde “tutuklanmasına” bile imkan vermeyen bir dava dosyasıyla “ağırlaştırılmış müebbet cezasına” mahkum edilmesi hukuksal bir trajedidir.

Türkiye yargı tarihi açısından koskoca ve kopkoyu bir kara lekedir.

Gereğinin yapılarak 18 aydır  hürriyetinden yoksun bırakılan ve bu durumu içerde Anayasa Mahkemesi’nce, dışarıda da AİHM tarafından tespit edilen müvekkilimizin acilen tahliye edilmesini talep ediyoruz.

AİHM kararından sonra görev ve yükümlülük üye taraf olan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ilgili birimlerindedir."