'Erdoğan'a karşı kendimi savunmama fırsat verilmedi'

Deniz Yücel. 1 yıl kadar cezaevinde tutuklu kalan bir gazeteci. İddianamenin hazırlandığı gün 16 Şubat'ta apar topar tahliye edildi.

"Terör örgütü propagandası yapmak" ve "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlarından hakkında dört yıldan 18 yıla kadar hapis cezası istenen Yücel, mahkemede kendini savunma fırsatı bulamadı. 

Zira, özel bir uçakla Almanya'ya gitmek durumunda kaldı. 

Gazete Taz'dan Doris Akrap Daniel ve Dylan Böhmer'e konuşan Yücel, cezaevinde sesini kesmek istediklerini ama beceremediklerini söyledi. 

Röportajlar, yazdığı yazılar aracılığıyla terapi olduğunu ve bir yıl boyunca hakkında iddianame olmaksızın tutulmasının haksızlığını bu yöntemle telafi ettiğini belirtti. 

Mahkemeye çıkarılmaması ile ilgili de Yücel şu yorumu yaptı:

"Tayyip Erdoğan ve başkaları tarafından ileri sürülen iddialara karşı kendimi mahkeme önünde savunmama imkân verilmedi. Böylece, belki de Türkiye mahpushanelerinde hakkında en fazla konuşulan kişi oldum."

Yeniden özgür olmayı ise şöyle tarif etti Yücel:

"Bu sabah erkenden kalktım ve buradaki köye yürüdüm. Berbere uğradım, kahve içtim ve pazardan birkaç şey satın aldım. Elimde portakal, çilek ve maydanoz dolu poşetlerle eve dönerken içimden şu geçti: Bir köy pazarını dolaşabilmek, alışveriş yapabilmek ne güzel bir şeymiş! Geceleyin gökyüzüne baktığımda da bazen aynısını düşünüyorum.

Cezaevinde, geceleri avlu kapısı kilitli oluyordu. Bir yıl boyunca yıldızları ya da tel örgüsüz bir gökyüzü görmedim. Şimdi gökyüzüne baktığımda “Ooo, tel örgü yokmuş, müdüre şikâyet etmem gerek“ demiyorum. Ama sürekli duraksadığım, önceden çok sıradan gelen şeylerin ne kadar kıymetli olduğunu fark ettiğim anlar oluyor. Dilek’le çimenlere uzanmak gibi."

Aylarca hücrede tecrit edilmesiyle ilgili olarak Yücel, en fazla beş ay tutuklu kalacağı yönündeki tahminlerin boşa çıktığını, çünkü Türkiye'nin bir zamanlar sahip olduğu dinamiklerin fazlaca değiştiğini anladığını ifade etti.

"Bu rejimin dış politikası yoktu, günü kurtarmaya çalışıyordu. Steudtner’ın tutuklanmasından sonra kendime bir daha süre vermedim" diye konuşan Yücel, cezaevinde çaresizlik, öfke ve korkuya karşı mücadele verdiğini dile getirdi.

İlk haftalar 'unutulurum' korkusu yaşadığını belirten Yücel, sonraki aylarda 'direnebelirim' kanısına vardığını aktardı ve ekledi:

"Orada kâğıt ve kalem yasaktı. Bunun üzerine bir yerden kalem yürüttüm, elimdeki Küçük Prens kitabının içine gözaltı koşullarını anlattığım bir makale yazdım ve gizlice gazeteme ulaştırdım. Bunu başarmış olmak akabinde gelen tecrit ayları için bana güç verdi. Ya da, daha basit bir hikaye: Cezaevinin marketinden yaptığım ilk haftalık alışverişimde tıraş bıçağı almış ama sapını unutmuştum. Önce sinirlendim, sonra bıçağı bir çatalın sapına taktım ve böyle tıraş oldum. Böylesi tecrübeler çok kıymetliydi. Yazı yazmak yasak da olsa, bir eksiğini köşedeki bakkaldan halletmem mümkün değilse de, Cumhurbaşkanı beni “ajan terörist“ olarak yaftalasa ve yapayalnız kalsam da– bir yolunu bulurum. Bunu yapabilirim."

https://gazete.taz.de/tr/article/?article=!5492189
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.