Gelecek Partisi: Irak Kürdistanı ile aramızda sınıra ihtiyaç yok

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun AKP’den istifa ederek kurucusu olduğu Gelecek Partisi’nden Irak Kürdistanı, HDP ve HDP’nin cezaevinde olan eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş hakkında açıklamalar geldi.

Gelecek Partisi kurucularından ve partinin İnsan Haklarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Vahdettin İnce, HDP için, “6 milyon oy alan bir partiyi sistemden uzak görürseniz o sistemin bir kanadı kırılır” dedi. 

İnce, HDP’nin bir önceki dönem eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğuna ilişkin de “Selahattin Demirtaş’ın hapiste olmasına gerek yok” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi ilişkilerine ilişkin de konuşan İnce, “Aramızdaki sınırları kaldıramayız ama bu sınırları anlamsızlaştırabiliriz. Bizim bu sınırlara ihtiyacımız yok.  Hakkari’den Duhok’a kadar, Duhok’tan Kars’a kadar biz bir ev ve bir aileyiz” dedi.

Rudaw’a konuşan Vahdettin İnce “Bizim görüşümüzde siyasi partiler içerisinde akredite ve akredite olmayan partiler şeklinde bir ayrım yoktur. HDP ne ise MHP de odur, CHP ne ise HDP de odur. HAK-PAR ne ise İYİ Parti de odur. Türkiye siyaseti içerisinde yer alan tüm partiler bizim nazarımızda muteberdirler. Fakat aramızda ideolojik farlılıklar, farklı düşünceler var” ifadelerini kullandı.

Kürt meselesine herkesin kendi cephesinden baktığını belirten İnce, şunları söyledi:

“Bu fikri ve hizbi farklılıklar birbirimize elimizi uzatmamamıza ve birbirimizi buyur etmememize sebep olmamalı. Herkesin bir hakikati var. Hiç kimse baştan aşağı kötü değil, hiç kimse de baştan aşağı iyi değil. Muhakkak kötü ve iyi yanları vardır. Bizim niyetimiz iyilik, doğuruluk ve hakikat neredeyse onun yanında yer almaktır. HDP birgün çıkıp doğruyu söylerse “sizin doğrunuzu kabul ediyoruz” deriz. Kötülük yaptığında da “bunu kötü yaptın” demeye hakkımız da var. Bu nedenle biz HDP’yi de bu çerçeveden uzak tutmuyoruz. 6 milyon oy alan bir partiyi sistemden uzak görürseniz o sistemin bir kanadı kırılır.”

“Selahattin Demirtaş’ın hapiste olmasına gerek yok” ifadelerini kullanan İnce, “Fakat Demirtaş’ın da nefsi bir muhasebe yapması ve özür dilemesi gerekiyor. Yaptığımız siyaset yanlıştı, hendek savaşları, çatışmalar, Diyarbakır, Sur, Nusaybin’in yıkılmasında devletin hataları vardı ama biz de buna vesile olduk, buna yol açtık diyerek özür dilemeli. Selahattin Demirtaş dışarıda olmalı ama aynı zamanda kendisine dönüp özeleştiri yapmalı. İzledikleri siyaset ne Kürdevari ne de Türkiyevari ve ne de bölgesel bir siyaset değildi. Bunu da bilmesi gerekiyor” dedi.

İnce, “Bu konuda toplumun Genel Başkanınız Davutoğlu’ndan da bir beklentisi var. Başbakan olduğu dönemde yaşananlar hakkında da bir özür dilemesi gerekmiyor mu?” yönündeki soruya şu yanıtı verdi:

“Sayın Davutoğlu hem AK Parti döneminde hem de şimdi yaşanan hatalar, acılar ve olaylar hakkında hem eleştirilerini geliştirmiş, hem sözlü ve yazılı olarak bunları dile getirmiş hem de bu konularla bir ilişkisi olmadığını dile getirmiştir. Bu nedenle tekrar çıkıp bunu yaptım, bunu yapmadım demesine gerek yok. O dönem başbakandın diye kendisine eleştiriler oldu ama ben yakından şahit oldum ki sayın Davutoğlu AK Parti’den ayrılmadan önce de partinin bu politikalarını eleştiriyor ve benimsemiyordu.”

Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi’ne ilişkin de konuşan İnce, aradaki sınırların kaldırılması gerektiğine dikkat çekti ve şunları söyledi:

“Kürdistan Bölgesi hem isim ve hem de organizasyon açısından da tüm Kürtler için çok önemli. Irak Kürdistanı sadece Iraklı Kürtlerin temsil etmiyor. Tüm Kürtlerin gözü buranın üzerinde. Bu bölgenin başarısı, kalkınması hepimizin kalkınmasıdır. Tüm Kürtler bunu yürekten hissetmeli. Biz bir ülkenin sınırları içerisinde yaşıyoruz ve Türkiye vatandaşlarıyız. Şüphesiz ki Türkiye ile duygusal bağlarımız var, ülkemizi seviyoruz, kalkınsın ve gelişsin istiyoruz ama aynı zamanda biz Kürt’üz. Nasıl ki Türkiye’deki Türkler Atlantikten tutun Uyguristan’a, Türkistan’a kadar ilişki geliştiriyor, Türkiyeli Kürtler de Kars’tan Süleymaniye’ye birbirlerine bağlıdırlar. 

Bu nedenle Türkiye ile Irak Kürdistanı ilişkileri ne kadar iyi ve güçlü olursa bu her iki tarafın da çıkarına olur, her iki taraf da bundan kazançlı çıkar. Kazan kazan diye bir formül vardır. Irak Kürdistan Bölgesi kazanırsa Türkiye kazanır, Türkiye kazanırsa aynı şekilde Irak Kürdistan Bölgesi de kazanır. Ki zaten sayın Davutoğlu, Dışişleri Bakanı ve Başbakan olduğu dönemde de şahsi ilişkileri bu bölge ile çok güçlüydü. Bunu çok iyi biliyorum ki sayın Mesud Barzani hakkında överek konuşuyor. Bir fırsat olursa elbette çok daha iyi ilişkiler geliştireceğiz. Kaldı ki birbirinden ayrı olmaması gereken iki yerdirler (Türkiye ile Kürdistan Bölgesi). Biz aramızdaki sınırları kaldıramayız ama bu sınırları anlamsızlaştırabiliriz. Bizim bu sınırlara ihtiyacımız yok.  Hakkari’den Duhok’a kadar, Duhok’tan Kars’a kadar biz bir ev ve aileyiz.”

 

Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz