Şub 27 2018

Zenginler sanıldığından daha zengin

Gelir eşitsizliği sorunu sadece geri kalmış ya da gelişmekte olan değil en gelişmiş ülkelerin de önemli sorunlarından. Zenginler her geçen gün daha da zenginleşirken, toplumun orta ya da düşük gelirlileri ile aradaki gelir uçurumu giderek artıyor.

Peki toplumun geri kalanı zenginlerin ne kadar zengin olduğunun farkında mı yoksa bu konuda tam bir bilinmezlik mi hakim?

BBC'den Gil B. Manzon, bu konuyu araştırdığı yazısında, Amerikalı aktör ve komedyen Chris Rock, 2014'te New York dergisine verdiği bir mülakatta zenginle yoksul arasında büyüyen uçurumdan söz ederken kullandığı, "Yoksullar zenginlerin ne kadar zengin olduğunu bilse isyan çıkardı" sözünü hatırlatıyor.

Ve gelir eşitsizliğini ölçmenin sadece verilerle sınırlı olmadığına dikkat çekiyor. Yani zenginlik, sadece bir yıllık parasal gelirle ilgili değil. Önceleri nicel olarak ölçmesi zor olan ve geçmişten gelen birikimi de içeriyor.

Zenginlerin isyana yol açmamak için servetleri hakkında bilgi edinilmesini istemediklerini belirten Manzon, yine de zengin ile yoksul arasındaki uçurumu doğru ölçebilmek için bu konuda çalışanların arayış içinde olduklarına dikkat çekiyor.

Yine de eski yöntem işe yarıyor ve toplumdaki eşitsizlik seviyesinin anlaşılması için insanların servetlerine bakmak gerekiyor.

 

Chris Rock

 

Manzon yazısını şöyle sürdürüyor:

Eşitsizliği ölçmenin birçok yolu var. Bunlardan en yaygın olanı gelir. Bu alanda veri bol olduğu için ölçüm yapmak daha kolay. Ancak bu veriler sadece bir anın resmini çıkarmaya yarar.

Servet ise bir birikimi ifade eder; sadece mevcut gelir değil, geçmiş yıllar ve geçmiş kuşaklar tarafından yapılmış birikimden etkilenir. Zenginlerle diğer kesimler arasındaki eşitsizliği anlamak için işte bu servet eşitsizliğine bakmak gerekir.

Bir insanın serveti aynı zamanda yaşam kalitesi ve fırsatları konusunda da belirleyicidir. Eğitime ne kadar harcama yapabileceği, refah seviyesi, emeklilikteki yaşam kalitesi buna bağlıdır. Herhangi bir hastalık veya tamir gibi olağanın dışında bir masraf çıktığında yaşanacak stres miktarını etkiler.

 

yoksulluk

 

ABD'de servet eşitsizliği diğer gelişmiş ülkelere kıyasla çok daha büyük.

ABD'de servet eşitsizliği verilerine baktığımızda büyük bir uçurum görürüz. 2013 rakamlarına göre, ABD'deki en zengin yüzde 5'i oluşturan hane halkı, toplam servetin yüzde 62,5'ini kontrol ediyor. 30 yıl önce bu oran yüzde 54,1'di. Geri kalan yüzde 95'in servet payı ise yüzde 45,9'dan 37,5'e düşmüş oldu.

2013'te yüksek gelirli ailelerin medyan serveti (yıllık 640 bin dolar), orta gelirli hane halkının (yıllık 97 bin dolar) yedi katıydı ve bu son 30 yılın en büyük dengesizliğini oluşturuyordu.

Servet eşitsizliği konusundaki araştırmalarıyla bilinen Emmanuel Saez ile Gabriel Zucman'a göre, nüfusun en zengin yüzde 0,01'lik kesiminin serveti 1979'da sadece yüzde 7 iken, 2012'de yüzde 22'ye çıkmıştı.

Fakat gelir eşitsizliği daha farklı bir tablo sunuyor. En zengin yüzde 5 hane halkı 2013'te ABD'deki gelirin yüzde 30'unu elde etmişti. Oysa bunların toplam servet payı neredeyse yüzde 63'ü buluyordu.

Son 30 yılda servet eşitsizliğinin bu kadar arttığı tek ülke ABD değil, ama başı çekiyor. En üst yüzde 5'lik kesimin serveti medyan hane halkının 91 katı. Bu 18 gelişmiş ülke içindeki en yüksek rakam. Servet eşitsizliğinde ABD'nin ardından ikinci sırada olan Hollanda'daki rakam bunun yarısı düzeyinde.

 

Çinli zenginler

 

Çin'de de servet eşitsizliği giderek artıyor.

Vergi kesintileri zengine yarıyor

ABD'de vergi ile ilgili son düzenlemeler bu sorunu daha da ağırlaştıracak. Yüksek gelirliler için vergi oranı yüzde 39,6'dan yüzde 37'ye, kurumlar vergisi ise yüzde 35'ten 21'e düşürüldü.

Buna göre, en alt yüzde 20'nin vergisinde yıllık 40 dolar düşüş olurken, en üst yüzde 20'lik kesim 5 bin doları aşkın, en zengin yüzde 0,1'lik kesim ise 62 bin dolar vergi tasarrufu yapmış olacak. Nüfusun diğer kesimlerinde pek bir değişiklik olmazken, en zengin kesimin vergi tasarrufu 2026'da 152 bin doları bulmuş olacak.

Araştırmalar, vergi kesintileri yoluyla zenginlere daha fazla para akışı olmasının ekonomik büyümeye bir katkısı olmadığı gibi, yoksul Amerikalılar açısından eğitim fırsatı ve ortalama ömür bakımından (son iki yıldır düşüş kaydediyor) olumsuz etkide bulunduğunu gösteriyor.

 

zenginlik

 

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz