Kas 02 2018

Zaten örtülü bir af yürürlükte mi?

AKP ile MHP'nin arasının açılmasına neden olan, 31 Mart'taki yerel seçimler öncesindeki ittifak çabalarını da yerle bir eden gerekçelerden af konusundaki tartışmaya bu kez de 'örtülü bir af zaten yürürlükte' yaklaşımı eklendi.

DW Türkçe'den Hülya Topçu'nun haberine göre, son yıllarda denetimli serbestlik ve adli kontrol uygulamalarında olağandışı bir artış yaşanıyor. Af tartışmaları bu kadar gündemdeyken, denetimli serbestlik ve adli kontrol uygulamasının cezaevine girilmesini önlemede kayda değer bir rolü olduğu belirtiliyor.

Haberde, hem adli bir suçtan hüküm giymiş biri hem de 'örgüt üyeliği' suçlamasıyla yargılanan bir kadın örneğinden yola çıkılarak, adli kontrol şartı uygulamasının detayları hatırlatılıyor. 

Habere göre, son 12 yılda adli kontrol sayısındaki artış yüzde 350. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı’nın açıkladığı Eylül 2018 istatistiklerine göre, Türkiye’de 614 bin 951 kişi hakkında denetimli serbestlik uygulanıyor. 2006 yılında ise bu sayı sadece bin 785 idi.

Denetimli serbestlik 2005 yılında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkındaki kanun ile yürürlüğe girdiğinden bu yana, hükümlülerin yeniden suç işlemesini caydırma amacı taşıyor. Aynı zamanda, tahliye edilen hükümlülerin takip edilmesi, madde bağımlılarının rehabilitasyonu, hükümlülerin uğradıkları zararın giderilmesi ve bu yolla toplumun korunması da sıralanan gerekçeler arasında. 

Ceza avukatı Erdem Kapluhan'a göre, yasanın tanımladığı tüm amaçlar sadece kağıt üzerinde kaldı. Kapluhan gibi, Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan da benzer bir görüşü dillendiriyor ve denetimli serbestlikten yararlananların büyük bir bölümünün yeniden suç işlediğine değiniyor. Sağkan, bu uygulamanın bir ıslah yöntemi değil bir af olduğu görüşünü dillendiriyor.

2012 yılında Ceza İnfaz Kanunu'nda yapılan bir ilaveyle belirli suçları işleyen adlı hükümlülerin, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmını denetimli serbestlik tedbiri kapsamında cezaevi dışında geçirmeleri mümkün hale geldi. 671 sayılı KHK (Kanun Hükmünde Kararname) ile de 01.07.2016 tarihinden önce işlenen suçlarda denetimli serbestlik süresinin bir yıldan iki yıla uzatılması kanunlaştırıldı. Böylece adli hükümlülerin cezaevinden daha erken salıverilmelerinin yolu açıldı.

Sağkan’a göre hakkında denetimli serbestlik uygulananların sayısının artmasının iki nedeni var: İlk neden, hakkında siyasi suçlardan dava açılanların sayısının artması. Sağkan, "Siyasi suçlar açısından 'hapiste yatıramıyorsan denetim var' mesajı verildiğini belirtiyor ve ekliyor: "Örneğin Ankara Adliyesi için şunu söyleyebilirim. Son bir yılda sosyal medyadan yazdığı bir yazı nedeniyle savcılığa getirilen şüphelilerden haklarında tutuklama kararı verilemeyenler için adli kontrol tedbirleri uygulanma oranı yüzde 90’ın üzerinde. Bu çok ciddi bir oran. Normalde tutuklanmayıp serbest bırakılması gereken bu insanlara eldeki verilere göre bir şekilde bir yaptırım uygulanması isteniyor ve denetimli serbestlik bu noktada hürriyeti bağlayıcı bir yaptırım olarak kullanılıyor."

Sağkan denetimli serbestlik uygulananların sayısının artmasının bir diğer nedeninin adli hükümlülerle ilgili olduğunu belirtiyor. Denetimli serbestliğin adli hükümlüler için gizli bir af modeli olduğunu kaydeden Sağkan, "Affın siyasi olarak olumsuz sonuçları ya da toplumdan gelecek tepkiler nedeniyle sessiz sedasız uygulanan örtülü modeli" diye konuşuyor.

Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz