HDP'li Katırcıoğlu anlattı: Gergerlioğlu'yu hastaneden cezaevine nasıl kaçırdılar?

HDP'li Ömer Faruk Gergerlioğlu, milletvekilliğinin düşürülmesinin ardından hakkında Yargıtay tarafından kesinleşmiş hapis cezası sonrası gece yarısı evine düzenlenen polis baskınıyla tutuklandı.

Ankara'daki evinde darp edilerek gözaltına alınan Gergerlioğlu, daha sonra kalp rahatsızlığı yaşaması nedeniyle hastaneye kaldırıldı ve anjiyo oldu.

Oğlu Salih Gergerlioğlu’nun tweet paylaşımına göre, yoğun bakımda olduğu sırada  Gergerlioğlu, polisler tarafından sessiz bir operasyonla hastaneden alınarak cezaevine götürüldü.

Peki, Gergerlioğlu nerede, sağlık durumu nasıl?

Gelişmeleri bizzat yerinden takip eden HDP İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu, Gergerlioğlu’nun son durumuna ilişkin bilgileri Ahval Sıcak Takip yayınında aktardı.

“Dün ve bugün yaşadıklarımız, herkese eşit mesafede davranması gereken devletin ne hâle geldiğini net bir şekilde ortaya koydu” diyen Katırcıoğlu, “Devlet, bir parti devleti hâline gelmiştir. Dün gece Gergerlioğlu, evinden alınırken zorbalıkla karşılaştı. Bize bilgi verilmediği için gece boyunca farklı hastaneleri dolaşarak Gergerlioğlu’yu bulmaya çalıştık. Sonunda Şehir Hastanesi’nde olduğunu öğrendik. Gelişi bile ilginçti. Üç otobüs dolusu polis ekibiyle hastaneye getirildi” bilgisini paylaşıyor.

Gergerlioğlu hastaneye getirildikten sonra kendisiyle konuşma fırsatı bulduğunu söyleyen Katırcıoğlu, şunları kaydediyor:

“Hastane öncesi Sincan Cezaevi’ne götürülmüş. O sırada Gergerlioğlu’nun nabzı 147’ye çıkıp tansiyonu yükselince jandarmanın müdahalesiyle Şehir Hastanesi’ne getirilmiş.”

Daha önce bir kalp rahatsızlığı olduğuna dair bir bilgilerinin olmadığını belirten Katırcıoğlu, “Sağ olsun hakkını yemeyelim, Fahrettin Koca ilgilendi ve kendisiyle yaptığım konuşmada, nöbetçi doktorların anjiyoyu yapmasını istemediğini ve uzman ekibin oraya getirilmesini sağladığını söyledi. Nitekim anjiyo yapılmasına karar verildi ve uygulandı” diyor ve ekliyor:

“Bu operasyon gece saat 03.00 civarıydı. Bu sabah tekrar hastaneye gittiğimde oğlu ve arkadaşları oradaydı. Doktorla görüşmek istediğimi söyledim, ancak sonra öğrendik ki doktor da gelmek istememiş. İnanılmaz bir polis çemberi vardı. O arada kuşkulandık ki, Ömer Vekil’i başka bir kapıdan kaçıracaklar. Çünkü anjiyosunun iyi olduğunu öğrendik. Dolayısıyla hastanede bırakmayacaklarını anladık. Sonrasında bilmediğimiz bir kapıdan kaçırmışlar ve Sincan Cezaevi’ne geri götürüldüğünü düşünüyoruz. Henüz resmi bir açıklama bize gelmiş değil.”

Ana muhalefet partisi CHP’nin yaşananlar karşısındaki pasif tutumunu eleştiren Katırcıoğlu, kendilerine resmi bir telefon gelmediğinden bahsediyor.

Meclis’teki Adalet Nöbeti’nde de bazı CHP’li “dost isimlerin” kendilerine destek verdiğini ancak kurumsal olarak parti yönetimi tarafından böyle bir destek görmediklerini ifade eden HDP’li Katırcıoğlu, eleştirilerini şöyle sıralıyor:

“Muhalefetin; özellikle CHP’nin bu tavrını yadırgıyorum. Bunu bir HDP’li olarak değil, bir demokrat olarak söylüyorum. 6 milyondan fazla oy almış, belki 20 milyondan fazla insanın taleplerini yerine getiren Türkiye’nin üçüncü büyük partiye karşı mesafeli tutumu anlamakta zorlanıyorum. Bizi terörle iltisaklı hâle getiren şey, doğrudan doğruya Tayyip Erdoğan tarafından ortaya atılmış ve aşağı yukarı yüzde 95’e varan bir medya gücüyle pazarlanmış olan bir algı operasyonudur. Bunu görmemek kabul edilebilir bir şey değil. Korkunun ecele faydası yok. Demokrat insanlar her yerde her zaman düşündüklerini söylemek zorundalar. Genellikle zaten bir muhalefet sorunu var Türkiye’de. CHP ve İYİ Parti’nin tutumu da özellikle bu sorunun devam etmesini sağlıyor. Cesur adımlar atılabilmesi lazım. HDP ne kadar terörle iltisaklı olduğu söylenirse söylensin, iddia ediyoruz ki biz Türkiye’nin tek demokrat partisiyiz. 

Hükümetin talebiyle başka bir yeri işgal eden orduyu desteklemek nasıl demokratlıkla açıklanabilir. Ya savaşa karşı olursunuz ya da taraftar olursunuz. Ama CHP yönetimi zaman zaman hükümeti destekleyen kararlar almıştır. Mevcut iktidarın despotik yönetiminin uzatılma ihtimalinin, hele hele seçimin yapılamama ihtimali de dikkate alındığında daha ciddi bir muhalefet yapmamız gerektiği ortadayken, muhalefet ise mesafeli tavrı ile buna yardımcı oluyor.”