Haz 23 2019

Gezi Davası başlıyor: Bir 'yargı parodisi' mi?

2013 yılının mayıs ayı sonunda Taksim Gezi Parkı’nda ağaçların kesilmesine karşı başlayan, Türkiye geneline yayılan ve milyonlarca insanın katıldığı Gezi eylemlerinin üzerinden altı yıl geçtikten sonra açılan Gezi Parkı davasının ilk duruşması 24-25 Haziran’da görülecek, dava hafta boyunca görülecek.

Dava kapsamında tutuklu olan Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu’yla birlikte 16 kişi için “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis isteniyor. Osman Kavala, ilk duruşmasına tutukluluğunun 600’ncü gününde katılacak.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Gezi Parkı eylemlerine ilişkin hazırlanan iddianame İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. 657 sayfadan oluşan iddianamede adı geçen 16 kişi hakkında Türkiye Cumhuriyet hükümetini ortadan kaldırmaya, görevini engellemeye teşebbüs ve Gezi Parkı olaylarını finanse etmek suçlamalarıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

Dava kapsamında Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu tutuklu yargılanırken Mücella Yapıcı, Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, İnanç Ekmekçi, Memet Ali Alabora, Mine Özerden, Ali Hakan Altınay, Şerafettin Can Atalay ve Tayfun Kahraman tutuksuz yargılanıyor. Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Memet Ali Alabora, Gökçe Yılmaz Handan, Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu hakkında yakalama kararı bulunuyor.

Dosyadaki 746 müşteki arasında dönemin Bakanlar Kurulu üyeleri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Gezi’de hayatını yitiren gençlerden Ali İsmail Korkmaz’ı tekmeleyenlerden biri olan Mevlüt Saldoğan da yer alıyor.

Gezi Davası’nın kronolojisi şöyle Ahval okurları için hatırlattık:

18 Ekim 2017’de Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala, Gaziantep’te katıldığı bir toplantıdan döndüğü sırada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü 17-25 Aralık soruşturmaları ile 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alındı.

19 Ekim 2017’de Avrupa Parlamentosu Parlamentosu Raportörü Kati Piri, Kavala’nın gözaltına alınmasını Avrupa Parlamentosu’na taşıyacağını duyurdu.

24 Ekim 2017’de İletişim Yayınları bir açıklama yaparak, Kavala’yla eşitlikçi, dayanışmacı, özgürlükçü demokratik ilkelerin hakim olduğu, farklı kimliklerin barış iç inde yaşadığı özgürlükçü Türkiye idealini paylaştıklarını belirtti.

1 Kasım 2017’de Osman Kavala tutuklandı.

16 Kasım 2017’de Fransalı akademiyenler Osman Kavala’nın serbest bırakılması için çağrı yaptı.

23 Kasım 2017’de dünya çapında 55 akademisyen ve yazar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir mektup yazarak Kavala’nın bir an önce serbest bırakılmasını talep etti.

25 Kasım 2017’de Kavala’nın Robert Kolej’den sınıf arkadaşları Taksim Meydanı’nda toplanarak Silivri Cezaevi’ne gitti. Gazeteci Sedat Ergin ve Yıldırım Türker’in de aralarında bulunduğu grup, cezaevi önünde basın açıklaması yaptı.

29 Aralık 2017’de Osman Kavala tutuklama tedbirinin hukuku olmaması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması ve tutukluluk incelemelerinin hakim önüne çıkarılmaksızın yapılması nedeni  kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarıyla Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yaptı.

7 Haziran 2018’de Osman Kavala uzun tutukluluk gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduğunu, cezaevinden yazdığı bir mektupla duyurdu.

23 Ağustos 2018’de AİHM, mahkeme içtüzüğünün 41’inci Maddesi uyarınca Osman Kavala’nın başvurusunun öncelikli olarak değerlendirilmesi talebini kabul etti.

28 Ağustos 2018’de bir grup sanatçı ve kültür sanat çalışanı 300 gündür tutuklu olan Kavala için Depo  ve Açık Radyo avlusunda bir araya gelerek ‘Özlüyoruz’ pankartı açtı.

16 Eylül 2018’de kültür sanat çalışanları bu kez ‘320 gün’, ‘Yeter’, ‘Bekliyoruz’, yazılı afişlerle Osman Kavala ve düşünceleri nedeniyile haksız yere özgürlüklerinden mahrum bırakılan tüm tutuklular için özgürlük talep etti.

19 Eylül 2018’de AİHM, Kavala’nın dava başvurusu hakkında Ankara’dan savunma talep etti. Mahkeme özellikle geçici tutukluluk süresinin yasallığı ve Anayasa Mahkemesi önündeki süreç hakkında bilgi istedi.

16 Kasım 2018’de ikinci gözaltı dalgası geldi. Anadolu Kültür Derneği Başkan Vekili Yiğit Ekmekçi ve dernek yöneticileri ile birlikte Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekanı Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Boğaziçi Üniversitesi Matematik bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Betül Tanbay ve Bilgi Üniversitesi STK Eğitim ve Araştırma Bilimi Çalışanı Yiğit Aksakoğlu gözaltına alındı.

Gözaltındaki isimler hakkında Gezi Parkı eylemleri için yurtdışından profesyonel eylemci getirtmek, biber gazı ithalatını engellemeye çalışmak gibi suçlamalar yer aldı. Gözaltına alınan 14 kişi yurtdışı yasağıyla serbest bırakıldı.

17 Kasım 2018’de Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs iddiasıyla gözaltına alınanlardan Yiğit Aksakoğlu tutuklandı. Böylece Aksakoğlu, Kavala’dan sonra Gezi Davası’ndan tutuklanan ikinci isim oldu.

19 Şubat 2019’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame düzenlendi.

27 Şubat 2019’da Civil Right Defenders, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hakikat Adalet Hafıza Merkezi, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Yurttaşlık Derneği, Uluslararası Af Örgütü hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs ile suçlanan Kavala ve Aksakoğlu ile diğer 14 sivil toplum aktörüne yönelik iddialara cevaben, sivil topluma yönelik giderek artan baskılara ve sivil toplumun suçlu haline getirilmesine son verilmesi çağrısında bulundu.

1 Mart 2019’da Yiğit Aksakoğlu avukatları aracılığıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

4 Mart 2019’da Gezi Eylemlerine ilişkin istanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında Osman Kavala ve oyuncu Mehmet Ali Alabora’nın da aralarında bulunduğu 16 kişi hakkında hazırlanan iddianame İstanbul 30’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.

12 Mart 2019’da pek çok hak savunucusu örgüt Kavala  ve Aksakoğlu’nun serbest bırakılması çağrısını yineledi.

15 Mart 2019’da tutukluğunun 500’üncü gününde bir mesaj yayımlayan Osman Kavala, Gezi Parkı eylemlerinin haklı ve meşru taleplere dayanan kitlesel protestolar olduğunu belirterek “Dünyanın her yerinde, otoriter rejimlerde olduğu gibi demokrasilerde de ortaya çıkabilir ve çıkmıştır. Demokrasinin kurum ve kurallarının çalıştığı, seçimlerin özgür ortamlarda yapıldığı ülkelerde, bu tür protestolar hükümetlerin devrilmesine değil, tepki çeken kararların ve uygulamaların gözden geçirilmesine ve düzeltilmesine neden olur” dedi.

16 Nisan 2019’da Yiğit Aksakoğlu cezaevindeki 150’inci gününde bir mektupla “Bugüne kadar hep toplumsal diyalogdan, uzlaşmadan ve iletişimden yana oldum. Bütüncül bir muhalefet yerine her türlü ayrımcılığa, ırkçılığa, cinsiyetçiliğe, İslamofobiye, yabancı düşmanlığına, militarizme ve savaş muhalif oldum. Bunun için 10 metrekareye kapatılmayı beklemiyordum” dedi.

29 Nisan 2019’da Yiğit Aksakoğlu AİHM’e başvurdu.

21 Mayıs 2019’da gazeteci Gökçer Tahincioğlu T24’teki haberinde Anayasa Mahkemesi raportörünün, Kavala’nın haksız tutukluluk başvurusu ile ilgili olarak hak ihlali tespitinde bulunduğunu ve ihlalin giderilmesi gerektiği görüşünü bildirdiğini yazdı.

22 Mayıs 2019’da Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, başvuruyu hak ihlali olmadığı gerekçesiyle beşe karşı 10 oyla reddetti.

29 Mayıs 2019’da Yiğit Aksakoğlu’nun 43’üncü doğum günü ailesi ve arkadaşları tarafından Silivri Cezaevi önünde kutlandı.

Gülenci olduğu iddiasıyla firari olan eski savcı Muammer Akkaş’ın başlattığı soruşturma delilleri ve Gülenci polislerin hazırladığı fezlekelerle hazırlanan iddianamede 16 sanığın ayrı ayrı 606 yıldan 2 bin 970 yıla kadar hapisleri isteniyor.

Gezi davasının sanıklarından Taksim Dayanışması üyesi mimar Tayfun Kahraman Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada tüm yurttaşları davayı izlemeye davet ederek, “Duruşma salonunda Gezi’ye ilişkin tarihi yeniden yazma ve onu karalama kampanyasına karşı, Gezi’yi savunmaya devam edeceğiz” dedi.

Davanın avukatlarından Özgür Karaduman ise, Gezi davasının altı yıl sonra yeniden açılmış olmasının demokratik itiraz haklarını kullanmak isteyen yurttaşlara yönelik yeni bir gözdağı olduğunu aktardı ve “Siyasal iktidarın, altı yıl önceyi değil bugün ve yarını yargılamak, yurttaşların cezalandırılacağı tehdidini güncel tutmak istemektedir” diye konuştu.

© Ahval Türkçe