Arı, vız vız vız…

Osman Kavala’nın da içinde bulunduğu 16 kişi hakkında hazırlanan Gezi İddianamesi İstanbul 30'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'nce mart ayında kabul edildi. O günden beri iddianameyi okumak için büyük çaba sarf ettim. Elime birkaç kez aldım, içindeki saçmalıklardan dolayı bir türlü ilerleyemeyip, en sonunda sayfa 301’de arı haritasını görünce iddianameyi okumayı bırakmıştım.

Bir hukukçu değilim ama bu iddianamenin ne kadar saçma sapan olduğunu anlamak için hukukçu olmak gerekmiyor.  “ETKİ AJANLIĞI” yapmak gibi garip iddialı kelimeler (büyük harfle bu kelimeyi yazmamın nedeni, iddianameyi yazanlar etkisi büyük olsun diye bu iki kelimeyi iddianamede büyük harfle kullanmışlar), bol bol ünlem ve saçma sapan temelsiz iddialar…

Bol ünlem kullanmanın da saçma sapan iddiaların etkisini artıracağını düşünmüş olmalı iddianameyi yazan savcılar. Türkiye’de yargının geldiği aşamayı anlamak açısından herkesin okuması gereken korkunçlukta bir iddianame. Hatta gelecekte hukuk fakültelerinde “bir iddianame nasıl yazılamaz” diye ders niteliğinde okutulmalı. Cımbızla çekilmiş telefon konuşmaları, insanların ülke dışına gidiş çıkışları neredeyse casusluk eylemi gibi sunulmuş, yasal olan eylem biçimlerinin hepsine yasadışı, puslu bir hava katılmaya çalışılmış. İddianame bir hukuki dayanaktan ve değerlendirmeden tamamen yoksun.

Dikkatimi çeken bir diğer şey de bu iddianameyi hazırlayan kişilerin sivil toplumun “s” sinden anlamıyor oluşları. İddianamede “sivil itaatsizlik” gibi eylem biçimleri suç olarak tanımlanmış.

Oysa sivil itaatsizlik eylemleri, Türkiye anayasası dâhil birçok ülkede suç değildir ve dünyanın birçok yerinde sivil toplum örgütleri ve çalışanları sivil itaatsizlik eylemlerini öğrenirler, gerektiğinde çalışmalarında kullanırlar. Neden mi? Çünkü iktidarlar hatalar yapabilirler ve onları bu hatalardan döndürmek ve uyarmak için vatandaşlar da eleştiri ve eylem haklarını kullanırlar.

Bu kadar basit! Sivil toplum örgütleri de daha demokratik, özgür ve çoğulcu bir toplum için amaçları doğrultusunda bu yöntemleri kullanabilirler. Bırakın sivil toplumu, “sivil itaatsizlik” gibi protesto yöntemleri bazı ülkelerde ders kitaplarında öğrencilere okutulur, öğretilir. Eleştiri hakkını şiddete başvurmayan eylem biçimleri ile kullanmak, şiddetsiz protesto yöntemleri,  demokratik toplumun olmazsa olmazıdır.

İddianamede yer verilen konuşmalardaki saçmalıkları yazamayacağım tek tek, bu saçmalıklar birçok kişi tarafından yazıldı zaten.

İddianameye göre Osman Kavala Gezi “kalkışmasını” finanse etmekle suçlanıyor. Nasıl etmiş bir bakalım? İddianame sayfa 173-174’te deniliyor ki insanlar korunsun diye gaz maskesi almış, ha bir de poğaça börek çörek almış. Gezi bunlarla finanse edilmiş!! Ne zamandan beri atılan gazdan insanları korumak için gaz maskesi almak suç oldu? İnsanlara poğaça börek çörek almanın suç olduğu Türkiye anayasasının hangi maddesinde yazıyor?

İddianamenin bir yerinde “nevi şahsına münhasır” diyor Osman için, ya da Gezi için, 657 sayfalık iddianamede kontrol etmek için aynı sayfayı tekrar bulamadım. Evet, Osman nevi şahsına münhasırdır. Onun gibi çok az insan vardır hayatta. İnsanın iyiliğini hep önde tutar. Eşitlik, demokrasi, özgürlük için verdiği mücadele, sivil topluma ve insana olan inancını yanındakilere güç verir.

Osman nevi şahsına münhasırdır. Onun pozisyonundaki çok az insan tüm bu riskleri alıp bu ülkede demokrasi ve sivil toplumun gelişimi için böylesine uğraş verir. Kürt sorunundan, mültecilere, kültür sanata, LGBT bireylerin sorunlarına, çocuk haklarına, azınlık haklarına, Osman’ın el atmadığı bir sorun neredeyse yoktur. Ve hep bir mütevazılık içerisinde yapar tüm bunları, “biz” diyerek yapar, sessizce yapar.

Kimi zaman deprem sonrası Van’da bir çadırın içindedir Osman, kimi zaman Ani’de ya da Ezidi kamplarında. İhtiyaç duyulduğunda hep oradadır Osman Kavala. O sadece herkesin yardımına koşan iyi bir adam değil, aynı zamanda inandığı barış, özgürlük, adalet, eşitlik ilkelerine göre yaşayan ve bu ilkelerin toplumsal hayatta daha fazla yer etmesi için uğraşan, elini Türkiye’de bu ağır taşın altına koyanlardandır.

Bu ülkeye, bu topluma çok fazladır Osman! Hepimize fazladır!

İddianamenin 301. sayfasında bir harita var ve haritanın üzerinde şöyle yazıyor: “Şüphelinin cep telefonunda yapılan incelemede, 27/02/2016 tarihinde çekilmiş, Türkiye Cumhuriyetinin toprak bütünlüğünün bozularak sınırların yeniden çizildiği şüphelinin cep telefonu ile çekildiği tespit edilen fotoğrafın ele geçirildiği;”

“Bölücü” harita dedikleri şey, arıcılıkla ilgili bir kitaptan alınan, arı ırklarının dağılım haritası.

Evet, evet, arılar üzerinden kurmuştur Gezi “komplosunu” Osman! Çünkü arı yaşamın temelidir. Arı ölürse yaşam biter. Ve Osman insana, yaşama bağlıdır gönülden.

Bu iddianameye gülmek isterdim, ama gülemiyorum, ağlamak geliyor içimden. Çünkü Osman 559 gündür ve şahsen tanımasam da ne kadar kıymetli bir insan olduğunu sık sık duyduğum Yiğit Aksakoğlu 177 gündür bu saçma iddianame yüzünden içeride.

Çocukluğumdaki gibi “Arı, vız vız vız…” şarkısını avazım çıktığı kadar bağırarak söylemek istiyorum.

Bu iddianame için söylenecek tek şey çünkü bu: Arı, vız vız vız!

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar