Yediğiniz gıdalarda sağlığınızı tehdit eden riskler neler?

Türkiye'de sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişim her geçen gün zorlaşıyor. Artan fiyatlar, sahtecilik ve merdiven altı üretimi de artırırken; GDO katılmış ürünler, ağır metallerin bulaştığı gıdalar sağlığımız için her geçen gün büyüyen bir tehdide dönüşüyor.

Hürriyet Gazetesi'nden İpek İzci'nin haberine göre, güvenilir ve sağlıklı gıdaları tespit etmenin ve tüketmenin çeşitli yolları mevcut. 

Örneğin, kırmızı et tüketilen gıdalar arasında en riskli olanlardan. Kırmızı ette, kist hidatik, toksoplazma, brusella, tenya ve şarbon riski bulunuyor.

Uzmanlara göre, çocuklara et yerine yedirilecek başka bir besin daha yok. Ancak, mantar, yumurta, baklagiller, süt ve yoğurt protein ihtiyacını karşılayabilir. 

Önlem olaraksa, veteriner hekim denetimi olmayan yerlerden ve kontrol dışı kaçak kesim yapılmış hayvan etleri ve sakatat tüketiminden kaçınmak yeterli görülüyor.

Güvenilir yerlerden alınmış etlerin iyi pişirilerek tüketilmesi, hatta düdüklü tencerede basınçlı ortamda pişirilmesi gerek. Sporlar 100 derecede 15 dakikada kaynatarak veya 120 derecede düdüklü tencerede 10 dakikada zararsız hale getiriliyor. 

Tavukta da benzer riskler bulunuyor. Kuş gribi, kuş tüberkülozu, çiçek hastalığı, kanatlı lökozu, tavuk mantarı, tavuk vebası ve psittakozis enfeksiyonu gibi. 

Bu hastalıklardan korunmak içinse, tavuğu pişirdikten sonra tekrar ısıtmamak önemli. Yeniden ısıtma durumunda zararlı bakteriler çoğalabiliyor. Ette olduğu gibi, tavuk yerine de kuru bakliyat tercih edilebilir. 

Uzmanlar, organik tavuğun ise bir çözüm olmayacağı kanısında. Bu görüşe göre, sanayi tavuğu daha hızlı büyümesi, daha kolay pişmesi gibi sebeplerden özel bir ırk ve bu özellikler onun kötü olduğu anlamına gelmiyor.

Süt ve süt ürünleri de çeşitli riskler barındırıyor. Besin zehirlenmesi, tifo, bağırsak tüberkülozu, brusella bunlardan bazıları. Ayrıca, açıkta satılan sütlere yapılan hilelerin başında karbonat katılması riski var ve bu da sindirim sistemine zarar veriyor. 

Bakteri ve virüsler, hasta veya görünürde sağlam hayvanlardan süte geçebildiği gibi sütle uğraşan insanların ellerinden veya kaplardan geçebiliyor.

Uzmanlar, soya sütünden yapılmış peyniri öneriyor. Badem, fındık ve cevizin bitkisel protein ve kalsiyum açısından zengin olması da süt ürünleri yerine iyi bir tercih olarak görülüyor.

Çocuklara verilen aşırı yağlı, şekerli, baharatlı yani çok işlenmiş gıdalar da kanserin baş tetikleyicilerinden. 

Bazı ürünlerde nişasta bazlı şeker kullanılıyor. Nişasta bazlı şeker, açlık hissi verdiğinden obeziteyi artırmıyor, buna bağlı olarak da kansere varıncaya kadar birçok hastalığın nedeni olarak ortaya çıkıyor. 

Bu nedenle ailelerin, okul yemeğini temin eden firmanın eti, unu, yumurta ve sebzeyi nereden aldığını sorgulaması önem kazanıyor.

Ne yazık ki deniz ürünleri de çok masum değil. Deniz ürünlerinde de; zehirlenme ve parkinson gibi hastalıklara neden olan ağır metal birikmesi başlıca riskler.

Uzmanlar; balıkların ve kabukluların yaşadığı çevreye herhangi bir şekilde atık su, kanalizasyon veya kimyasal içerikli bir bulaşma söz konusuysa, bu çevreden avlanan veya yetiştirilen su ürünlerinin tüketilmemesini öneriyor.

Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz