Oca 04 2018

Gıdayı ihraç edip kendimiz pahalı yiyoruz

Hintli iktisatçı Jagdish Bhagwati’nin ‘Yoksullaştıran büyüme hipotezi’ sonunda Türkiye üzerinde test edilip bir ekonomik yasa haline dönecek mi? Eğer olursa kuşkusuz iktisat tarihi açısından önemli bir kazanım sayılacak. 

Adından da belli olduğu gibi, Bhagwati’nin teorisi bir ekonomi büyüdükçe vatandaşların fakirleşebileceği gibi inanması güç bir kavramı ortaya atıyor. İktisatçıya göre bu durum ülkelerin dış ticaret hadlerindeki hızlı bozulmalar nedeniyle ortaya çıkıyor.

Yani çok ucuza ihracat yapıp, pahalıya ithalat yapıldığı zaman. Bu dönemlerde ülkeler ihracatı artırmak için daha fazla mal satmak zorunda  kaldığından, kendi vatandaşına yeterli ürünü kalmıyor, mal fiyatları artıyor ve enflasyon hızla tırmanıyor. Sonuçta satılan mallar ve rakamlar büyüse de o ülkenin vatandaşlarının alım gücü küçülüyor.

Böylece ‘Yoksullaştıran büyüme’ teorisi hayata geçmiş oluyor. Malum bizde hem büyüme hem de enflasyon rekorda. Kişibaşı gelirde de erime var. 

Karar’dan İbrahim Kahveci, Jagdish Bhagwati’nin hipotezini hatırlatan bir veri dizisini gündeme getiriyor. İhracat rakamlarının sektörel dağılımı içindeki bozulmaları yazıyor. 10 yıl önce 105,9 milyar dolar ihracatın 72,6 milyar doları sanayi ürünlerinden oluştuğunu hatırlatıyor.

Ve ‘Sanayi ürünlerinin ihracat içindeki payı ise yüzde 68,5’e geliyordu. Bugün ihracatımız 157 milyar dolara yükseldi ama sanayi ürünlerinin payı yüzde 59,7’ye geriledi’ diyor.

Peki bu dağılım nasıl değişti? Kahveci farkın gıda ihracatından kaynaklandığını rakamlarıyla göstermiş:

‘2017 yılı ihracatımızın 21 milyar 235 milyon doları doğrudan tarım ve 11 milyar 786 milyon doları ise, tarıma dayalı işlenmiş ürünlerden oluşmaktadır. Yani 2017 yılında ülke olarak 33 milyar dolar gıda ihracatında bulunduk. Bu rakam 2007 yılında 20 milyar dolardı.’

Ana problemin sanayi ihracatını neden artıramadığımız, boşluğu tarım ürünleri ile kapatmamız ve bunun sonucunda yüksek gıda fiyatlarıyla oluşan enflasyon olduğu tespitini de yapan yazar şunları söylüyor: 

‘Tarım ve tarıma dayalı işlenmiş gıdada ciddi bir ihracatımız var. Bu anlayış ile satışımız arttıkça zenginleşmiyoruz, tersine refahımız azalıyor. Büyüyoruz ama refahımızdan feragat ederek büyüyoruz. Kalkınma ve ekonomik gelişmeye ise hiç bakmıyoruz. Oysa iktidar partisinin adı Adalet ve Kalkınma Partisi...’