uygar gültekin
Kas 11 2017

Ucuz et hayvancılığın sonu mu?

Et ve Süt Kurumu ülke genelinde, ithal ucuz et satışına başladı. Türkiye'de et fiyatları yıllardır tartışma konusu. Et fiyatlarında devam eden yükseliş, tüketiciler için sorun.

Ete ulaşmak özellikle dar gelirli kesim için imkansız hale geldi. Hükmet çözüm olarak et ithal ediyor. Ancak ithal etin uzun vadede fiyatların daha da artmasına neden olacağı endişesi var.
Et ve Süt Kurumu, KDV'si dahil kıymanın kilosunu 29 liradan, kuşbaşı etin kilosu 31 liradan satıyor. Satış için zincir marketleri A - 101 ve BİM'le anlaşma sağlandı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Fakıbaba, Türkiye'nin 81 ilinde şubesi olan marketlerle anlaşma yapıldığını ve düzenlenen ihalede iki marketin şartları yerine getirdiğini söyledi.

Fakıbaba, ayrıca ucuz et satışların başlamasından sonra diğer marketlerde de et fiyatlarının ucuzladığını ve Bakanlığın piyasada regülasyon görevini yerine getirebildiğini sözlerine ekledi. Ucuz et konusunda ihracatın 6 bin tondan 10 bin tona çıkartılabileceğini de açıkladı.


Türkiye’de et üretim oranları giderek artıyor. Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı’nın verilerine göre, 2002 yılında 421 bin ton olan kırmızı et üretimi 2015 yılında 1 milyon 149 bin tona ulaştı 2016 yılında bu rakam 1 milyon 173 bin ton oldu.

İstanbul Kasaplar Odası’nın verilerine göre ise kişi başına et tüketim miktarı 14 kg civarında. Bu miktar Avrupa Birliği ve Rusya'da 18 kg, Amerika Birleşik Devletleri`nde 38 kg, Brezilya’da 42 kg.

Yine aynı verilere göre üretim ile tüketim arasındaki açık ise 100-150 ton civarında. Sadece İstanbul bir günde ortalama 400 ton et tüketiyor.


Üretimin artması fiyatların düşmesini sağlamıyor. Hükümet fiyatları düşürmek için yaklaşık 7 yıldır et ithal ediliyor. Ancak fiyatların düşürülmesi konusunda başarılı olamadı. Et fiyatlarını düşürmek mümkün olmadığı gibi süt ve peynir gibi hayvansal ürünlerin fiyatlarında da artış söz konusu. Hükümet, et fiyatlarını düşürmek için son çare Et ve Süt Kurumu aracılığıyla ithal eti market raflarına ulaştırıyor.


Ucuz et satışı zincir marketlerde başladı ancak henüz her noktaya ulaşmış değil. Et satışının başladığı marketlerde ise en geç öğlen saatlerine kadar etler tükeniyor.

Et almak isteyenler sabah erken saatlerde markete gitmesi gerekiyor. Zincir marketler hafta sonu itibariyle bütün noktalara dağıtımın ulaşacağını açıkladı. Tüketiciler uygulamadan memnun.
Et fiyatlarındaki artıştan dolayı pak çok aile etle arasına mesafe koymuş durumda.  Yüksek fiyatlar nedeniyle ete ulaşmak zor. Etin kalitesi konusunda kaygılı olup almamayı tercih edenler olsa da tüketiciler fiyatların düşmesinden memnunlar.

İki çocuk annesi 42 yaşındaki Suna Özveren, uzun süredir zaten et alamadıklarını ama fiyatların düşmesiyle beraber yeniden et alabildiğini söylüyor:

“İyi yaptılar. Şimdiye kadar ancak yemeklere koymak için gramla kıyma alıyorduk. Et yemeği yapmak mümkün değildi. Ayda bir iki ayda bir. Sadece et değil ki her şey pahalı. Arada sırada tavuk alıyoruz ama onun fiyatı da ucuz değil. Çocuklar için et iyi oluyor. Seviyorlar. Şimdi iyi oldu. İnşallah hep sürer böyle.”


Ucuz et satışının en çok kasapları etkilemesi bekleniyor.  İstanbul dışındaki bazı kasap esnaf odaları fiyat düşüşünden rahatsız. Oda temsilcileri, kasaplara da ucuz et verilmesi için çağrıda bulunuyor. Esnafın zor durumda kalacağı konusunda uyarıları var.

Ucuz et satışının başlamasının ardından, ucuz et satış ihalesini kazanamayan diğer zincir marketler de et fiyatlarında indirim yaptı. Kısa vadede pek çok noktada et fiyatlarında düşüş var. Tüketici durumdan memnun. Fiyatların bu seviyede devam edip etmeyeceği ise merak konusu.


Ancak hükümetin ucuz et satmak için başlattığı ithal et politikası uzun vadede, hayvancılığı ciddi sıkıntıya sokabilir.


Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, ithal etin çözüm getirmeyeceğini söyleyen uzman isimlerden. İthal et konusunda sık sık uyarılarda bulunuyor.

Geçtiğimiz yıllarda ithal etin, et fiyatlarını arttıracağı konusunda uyarılarda bulunmuştu. Bugün gelinen noktada Atalık’ın uyarılarında ne kadar haklı olduğu ortaya çıktı.


Atalık, et ithal edilmeye başlandığından bu yana fiyatların düşmediğini rakamlarla anlatıyor.


“2010 yılında et pahalı dediklerinde kıymanın kilosu on sekiz buçuk lira. Bugün 43 – 49 TL arasında.

Artış yüzde 135. 2010 yılında ithal edilen canlı hayvanın bir kilosu 6 liraydı. 2017'de aynı hayvanın bir kilosu 14 lira oldu. Yüzde 135 arttı. İthal dahi etseniz bütün tüketimi ithalattan dahi yapsanız fiyat artışını durdurmanız mümkün değil. Artmaya devam edecek.”

Atalık, et fiyatlarının yükselmesindeki temel nedenin hayvancılık politikaları olduğuna dikkat çekerek fiyat artışlarına dair şu tespitleri yapıyor.


“Türkiye, coğrafyası dolayısıyla, küçükbaş hayvancılığa elverişli bir ülke. Türkiye'nin büyükbaş hayvancılıkta diretmesi artan nüfus karşısında sürdürülebilir değil.

Küçükbaş hayvancılığı desteklemek ve yaygınlaştırmak zorunda. Etin ucuzlaması için hayvan varlığını artırmamız gerekiyor. Türkiye'nin şu anda var olan hayvan varlığına yetecek yemi de yok zaten. Kaba yemde 15 milyon ton, karma yemde ise 5 milyon ton açık var. Ama yem yok.

Meraları ıslah etmemiz, aynı zamanda hayvansal üretimle uğraşan çiftçimizin bitkisel üretimle de uğraşmasını sağlayarak yem yetiştirmeye özendirmemiz gerekiyor.

İşletmeler öncelikle yem konusundaki yeterliliği hedeflemeli. Devlet kredi veriyor ama ortada yem konusu yok. Bu sefer yem fiyatları alıp başını gidiyor. Maliyet son derece yükseliyor.”
Atalık, et fiyatları konusundaki sıkıntı devam ederken hükümetin torba yasa kapsamında mera alanlarını sanayi tesislerine açmaya çalıştığını, batı bölgelerinde sanayiciye ucuz parsel sağlamak istediğini belirterek birbiriyle çelişen uygulamalardan vazgeçilmesi çağrısı yaptı.
Serbest piyasa savunucusu ülkelerin dahi hayvancılık konusunda serbest piyasa uygulamadığına işaret eden Atalık, kooperatifçilik desteğinin gerekliliklerini anlattı.
“Çiftçinin birlikteliği yok. Tüccar ne verirse o. Üretici kendi maliyetini karşılayamazken, biz kentlerde son derece fahiş fiyatlarla hayvansal ürünler tüketiyoruz. Devlet hem bitkisel hem hayvansal üretimdeki çiftçileri kooperatifleştirmeli.

Kendisi reyon kiralayarak et satmak yerine doğrudan et satışının önünü açmalıdır. Kasapları da bu kooperatiflerle ilişkilendirmelidir. Kasaplar kooperatiflerin eli gibi olmalıdır. Ama devletin kendisi 7 yıldır ithal et satıyor. Hiçbir şeye yaramadı.”
Atalık, bir sonraki adımın daha kötü olacağını uyarısında bulunuyor.
“Başlayan ithalat, hayvanların para etmemesi, yemin son derece pahalı olması süt hayvanlarına da yansımaya başladı.

Süt ürünleri, et fiyatını geçmeye başladı. Onu da mı ithal edecekler. Ucuzlatacağım diye ithal ettikçe içerideki üretimi çökertiyorlar. Bir sonraki adım da daha pahalı olmasına neden oluyorlar.

Dilimizde tüy bitti. Küçükbaş hayvanlığı destekleyeceksiniz. Meraları ıslah edeceksiniz. Sanayiye açılmasına izin vermeyeceksiniz. Kooperatifçiliği teşvik edeceksiniz. Üretici mahvolacak dedik.

‘Düve (yavrulamamış dişi sığır) kesimini yasaklayacağız’ diyorsunuz. Çiftçi kendine bakamıyor. İstediğiniz kadar yasaklayın, düve kesilmeye başlandı mı hayvancılık bitmiştir demek. Millet işletmesini birbirine satmanın peşinde. 81 ilde açılan reyonlarla daha da zor duruma düşecek.”
Atalık, kötü gidiş nedeniyle ilerleyen yıllarda hayvancılıkla uğraşanları bulmanın zor olacağı uyarısında da bulundu.

 “Amerika yıllarca Kuzey Afrika ülkelerine, oradaki buğday fiyatından da düşük fiyata un sattı. Yöneticiler kendi ülkelerindeki üretim maliyetinin daha pahalı olduğunu düşünerek üretimi bıraktı. Sonra un astronomik fiyatlara çıktı. Yeniden üretmek istediklerinde ise buğday ekecek kimseyi bulamadılar.”