Fehim Taştekin: 2020'ye girerken bagaj felaket senaryosuyla dolu

2019’la birlikte bir 10 yıllık zaman dilimini geride bırakıyor ve 2020’li yıllara giriyoruz. Türkiye, AKP iktidarının göreve geldiği 2023 hedeflerinden uzaklaşmış değil de tamamen kopmuş durumda.

Ülkeyi yoksulluk, yolsuzluk ve hukuksuzluk batağında debelenip duruyor. Komşularla sıfır sorun politikası dünyanın her yerinde sorun yaratma haline dönüşmüş durumda. Türkiye’nin dış politikadaki geleceği karanlık görünüyor. Fehim Taştekin ile 2109 Türkiye dış politikasını değerlendirdik, 2020’li yıllara bakmaya çalıştık:

 

“Türkiye 2020’ye bagajında bir sürü felaket paketiyle gidiyor. 2019, Türkiye açısından Suriye’den Libya’ya, AB ve ABD ile ilişkilerden Araplarla ilişkilere kadar geniş bir alanda kötücül miraslar devrediyor. 2020’ye İdlib operasyonuyla giriyoruz. Türkiye’nin öteleme-geciktirme taktikleri de artık işe yaramadı. 

Suriye’de sekiz yıldır izlenen siyasetin semeresi onbinlerce cihatçının yedeklenmesi oldu. Libya’da iç savaşa ortak olan bir Ankara, Doğu Akdeniz’de hesapları bozduğu iddiasında. Ama bundan elde edebileceği tek sonuç daha fazla düşmanlık. Arap dünyası onlarca yıldır düşmanlaştırdığı İran’ın yanına Türkiye’yi de ekledi. Artık Türk-Acem oyunu birlikte anılıyor. Acınası durum, İranlılar da Erdoğan’a güvenmiyor.

Putin, Erdoğan’ı Libya’da da kullanacaktır

Libya hamlesiyle cepheyi daha da büyüttüler. Bir tarafta Avrupa diğer tarafta Araplar Türkiye’nin Libya hesabını başarısızlığa uğratmak için 2020’de hamlelerde bulunmaya hazırlanıyor. Suriye’de olduğu gibi Libya’da da Rusya ile kafa kafaya gelme riski var. Rusya, Erdoğan’ın hatalarını Türkiye’nin elini kolunu bağlayacak bir stratejiye çevirmekte deneyim kazandı. 

Libya’da da İslamcıları uzlaşmaya zorlamak için Erdoğan’ı kullanmak isteyecektir. Ayrıca Rusya’nın Doğu Akdeniz’de enerji denklemine girmek için Libya krizini fırsata çevirme ihtimali yüksek. Kim ne kazandı diye tekrar bir hesapları kontrol etmek lazım.

2020’de ABD cephesini Trump ile atlatmaları zor

Avrupa ile ilişkilerde iş şantajlara kalmış. Durumu tersine çevirecek durumda değiller. Amerikan cephesinde kişiden kişiye yani Erdoğan’dan Trump’a özel ilişkiye dayalı krediyle yaptırımları bertaraf etme hesabı da kendini tüketiyor. 2020’de pek çok şey ciddiye binecektir. Normal kurumsal ilişkiler devre dışı, diplomasi çalışmıyor. Amerikan kurulu düzenindeki işleyişi dikkate almayan bir yaklaşım son kartlarını kullanıyor. Ankara’yı NATO içinde yola getirmek için siyaset sertleşme trendinde. Türkiye’nin şiddetle normalleşmeye ihtiyacı var. Ancak bu iktidarla restorasyon mümkün değil.

İçi boş emperyal hayallerle toplum oyalanıyor

İktidar kendine büyük bir ‘emperyal’ güç vehmeden ve topluma hayal satan bir anlayışla top çevirmeye çalışıyor. Libya bunun son örneği. Suriye bir çıkış noktası olarak ele alınırsa hayal tacirliğinin nasıl çirkin neticeler doğurduğu ortada. Hal bu iken duvara toslamış siyaseti Libya ile büyüterek sürdürmenin derdindeler. İki tane insansız hava aracı ile Akdeniz’den Hint Okyanusu’na oradan bütün denizlere sefere çıkmış bir iktidarın umut veren kapasitesine dair analizler yazdırılıyor. İnanılır gibi değil. 

İçeride ekonomi çökerken, bütün devlet kurumları felç olurken, dış ilişkiler ağı dağılmışken toplum bunlarla oyalanıyor. Gerilimlerle iç ve dış siyaseti çevirmenin Türkiye’yi getirdiği nokta iç açıcı değil. 

Şiddetle ihtiyaç duyulan normalleşme ya da bu gidişata son verecek bir alternatifin doğması konusunda henüz iyimser tahminlerde bulunmak zor. Erdoğan yönetiminin yeni bir başlangıç yapma şansı ya da kapasitesi kalmadı. Siyasal alandaki umutsuzluk bir kenara ürkütücü bir sosyolojik gerçeklikle karşı karşıyayız. Türkiye’de yaşanan çöküşün onda birini hazmedebilecek başka bir toplum yok.”


© Ahval Türkçe