Gökhan Bacık: ‘İslam’daki Ortaçağ paradigmasının Avrupa’daki ifade özgürlüğüyle uzlaşmasının imkanı yok’

Fransa’da bir öğretmenin radikal İslamcı bir saldırı sonucunda başı kesilerek öldürülmesinin yankıları devam ediyor. Gidişat’ta Ahval editörü Ergun Babahan, Gökhan Bacık’la Fransa’da yankı uyandıran radikal İslamcıyı saldırıyı değerlendiriyor. 

Gökhan Bacık, “Türk toplumu kutsallarıyla ilgili evrensel düşünce özgürlüğünü ciddi olarak istisna tabii tutmak istiyor. Müslümanlar modernliği hakaret olarak kabul ediyor. Bu şu anlama geliyor: Mülkiyet, adalet, insan hakları gibi temel konuları modernlik öncesi paradigmaya göre değerlendiriyor. Bu da İslamı şuna sokuyor. İslam dünyasında yenilik yapsak da Ortaçağ’daki paradigmaya göre yapalım diyorlar. Ama bu paradigmanın Fransa’daki, İsveç’teki eleştiri özgürlüğüyle uzlaşmasının imkanı yok” diyor.

Gidişat’ta öne çıkan ifadeler şöyle:

Ergun Babahan: 

Fransa’da bir öğretmenin 18 yaşında Çeçen bir genç tarafından başının kesilerek öldürülmesi büyük infial yarattı. Kısa, orta ve uzun vadede de sonuçları olacağı benziyor. Bu ve bu tip eylemleri kışkırttığı düşünülen birçok sivil toplum kuruluşunun kapatılması gündemde. Burada çarpıcı olan Fransız toplumunun ve Fransa’da birçok caminin imamının bu olaya tepki göstermesi. 

Gökhan Bacık:

Bunun Avrupa’da etkisi oluyor. Avrupa'daki müslümanlar bu konudaki iyimser görüşü zedeliyor. Avrupa ile Doğu-Batı arasındaki ilişkilerde son 10 yılda Suriye savaşı ile başlayan dönemin çok kritik olduğunu düşünüyorum. Tarihsel olarak gelen insanlar vardı. 20. yy’dan beri İslam coğrafyalarındaki krizin Avrupa’ya gelişi devam ediyor.

Arap Baharı ve Suriye krizinden sonra çok sayıda Müslüman ve Arap, Avrupa’ya geldi. Bu tabii tartışmaları başka bir boyuta taşıdı. Bu Avrupa’daki İslam meselesini daha derin tartışmayı tetikledi. Kitlesel bir Müslümanlık fenomeni ortaya çıktı. Bu hadiseler bu denemelerle olan süreci negatif olarak etkiliyor.

Ergun Babahan:

İnançsızın hakkı ne olacak? Mesela Muhammed karikatürlerini antisemitizm olarak görüp yargıya gidebilirsin. ‘Bu Müslümanları aşağılayan bir durum, ifade özgürlüğü kapsamına girmez, bu düşmanlaştırıyor’ deyip hukuk mücadelesi verebilirsin. Ama bunu yapmıyorlar. Öldürmeye gidiyorlar. Türkiye'de Muhammed ile Mustafa arasında sıkışmış kalmış kendi çıkış yolunu bulamayan bir toplum var.

Gökhan Bacık: 

Türk toplumu kutsallarıyla ilgili evrensel düşünce özgürlüğünü ciddi olarak istisna tabii tutmak istiyor. Aslında binlerce minyatür var. Müslümanlar modernliği hakaret olarak kabul ediyor. Pakistan’da, Türkiye’de yenilikçi müslümanları aşağılamak için modernist deniyor.

Bu şu anlama geliyor: Mülkiyet, adalet, insan hakları gibi temel konuları modernlik öncesi paradigmaya göre, bu da İslamı şuna sokuyor. İslam dünyasında yenilik yapsak da Ortaçağ’daki paradigmaya göre değerlendiriyor. Ama bu paradigmanın Fransa’daki, İsveç’teki eleştiri özgürlüğüyle uzlaşmasının imkanı yok. Her seferinde batıya 'bana istisna yapacaksın' diyor. 

Gidişat’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Eğitimde, sanatta iktidar olamadık. Fikri iktidarımızı hâlâ tesis edemedik” sözleri de değerlendirildi.

Gökhan Bacık’ın değerlendirmeleri şöyle:

“Türkiye’deki İslamı hareket entelektüel olarak bir tepki hareketidir. Bu batılılaşma ve Kemalizme tepkidir. Geçmişten kopmaya tepkidir. Siz bütün teorinizi geçmişten kopmaya ve batılılaşmaya karşı söylediğiniz için, ancak o kontekst (bağlam) içinde söylediğinizin bir anlamı var. O kontekst devreden kalkınca, iktidarın tam ortasına oturunca hiçbir şey söylemiyor. Necip Fazıl Kısakürek’le, Nuri Pakdil’le bugün bir yere varma imkanımız yok. Bunlar bütün kurgusu 19. yy’dan bu yana batılılaşmaya karşı bir vaazdır. Bu söylem artık hiçbir şey ifade etmiyor. O nedenle Erdoğan bir fikir iktidarı kuramadık diyor ama ortada bir fikir yok. O nedenle bunu yapacak araçlar yok.

Mimaride, sanatta İslamcıların bize bir şey söylemesini istiyoruz. Öncelikle bunun için özgürlük yok Türkiye’de. Sanat dediğin şey beğenmemekten kaynaklanıyor. Sanatın ve düşüncenin doğasında beğenmemek var. Bu otoriterleşmeden bir sanat çıkmıyor. Sanat için bir zenginleşme gerekiyor. Bu yok ki. Erdoğan döneminde devlet büyüdü, devletin yanındaki oligarklar büyüdü. Türkiye’de bunu finanse edecek bir güç yok ki.”