Gökhan Bacık: Türkiye’yi Nakşistan olarak tanımlayabiliriz

Menzil Tarikatı bir süredir Türkiye’nin gündeminde ve devlet içindeki örgütlenmesi tartışılıyor. Gökhan Bacık ile bu hafta cemaat ve tarikatların Sünni İslam’daki ve Türkiye’deki rolünü, devlet ile ilişkisini konuştuk… İşte ana başlıklar… Keyifli dinlemeler...

Türkiye, tarikatların hep etkili ve devletle ilişki içinde olduğu bir toplum olmuştur…

Devlet bu tarikatları kamuoyunda tartışmasa bile bir veri olarak kabul eder ve ilişki kurar… Osmanlı’da da bu böyledir…

Ancak burada dikkat çekici olan şudur: Bu ilişkide hep devletin dediği olur. Eğer sonradan devletin bakışı değişirse, çok şiddetle ezer…

Türk tarihinde bazı tarikatlar yükselir, bazıları düşer. Tarikatların ve cemaatlerin devleti değiştirmesi Türk tarihinde olan bir şey değildir…

Türkiye Batılı anlamda demokratikleşecekse, bu sosyal yapısıyla demokratikleşecek…

Bu tarikatlar ve cemaatler de İslam’ın yenilenmemesinin nedenlerinden biridir. Tarikat ana akım İslamı başka bir din haline getirir.

Menzil Grubu, Türkiye’deki tarikatların en başta gelenlerinden biri…

Menzil Grubu, Kürtlerin Nakşibendiliğe geçmesinde önemli bir rol oynamıştır. Devlet Menzil’in üzerine giderse, Kürtlük ağır basabilir birden…

1992’de bugünkü şeyh Abdülbaki ağabeyinin yerini aldı. Tarikatlar bir nevi monarşi gibidir, silsile şeklinde devam eder…

Halbuki Sünnilikte halifenin tayini halk tarafından seçilmesi esastır.

Bu tarikatlar ciddi para gücünü kontrol eder ama din dediğiniz yerde paranın olmaması mümkün değil. Kutsal kitaplarda da böyledir.

Davutoğlu bir tarikat çizgisinde değildir, kendisi dini bir otoritedir. Çağdaş İslami hareketlerden birinin lideridir.

Davutoğlu ve çevresi şehirli İslamı temsil ettiği için tarikatları doğal kabul eder ama mesafeye koyar…

Türkiye’de AKP ve tarikatlar popülist Sünniliği temsil eder. Türkiye’deki krizin adı Sünnilik krizidir…