Taştekin: Libya kartı netameli ama Erdoğan birkaç kuşu birden vuruyor

Uzun zamandır donanmasına yatırım yapan Türkiye bölgenin en önemli deniz kuvvetlerinden biri ve bu gücünü Akdeniz’de gösteriyor. Avrupa Birliği ve Amerikan yönetimin itirazlarına rağmen Kıbrıs açıklarında doğalgaz ve petrol arıyor, bölgeden Avrupa’ya gaz taşıyacak boru hattını engellemek için Libya’nın yetkisi tartışmalı hükümeti ile hukuken geçerliliği tartışmalı bir anlaşma imzalıyor.

Türkiye şu anda oyun kurucudan çok oyun bozucu kimliğine sahip. Elindeki mülteci kartı başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinin tepkilerini yumuşatmakta etkili şu anda ama bu ne kadar sürecek belirsiz çünkü Akdeniz giderek ısınıyor ve Avrupa’nın ve üyelerinin enerji çıkarları gündemde.

Bu arada Rusya’nın Libya iç savaşında aktif bir biçimde Türkiye’nin hasmı General Hafter’in yanında yer alması denklemi daha da karmaşık hale getiriyor. Bu tabloda Arap Birliği, LNA’yı destekleyen İtalya ve Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, İsrail, Mısır, Lübnan gibi çok sayıda ülke bu gelişmeye karşı çıkıyor. Türkiye uluslararası arenada yalnızları oynuyor. Gelişmeleri Fehim Taştekin ile değerlendirdik:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya ile Münhasır Ekonomik Bölge sınırlarını belirleyen anlaşma ile bir taşla birkaç kuş vuruyor. Bunu anlaşmanın uluslararası hukuk açısından geçerliliğiyle ilgili son derece kritik tartışmalardan bağımsız olarak söylüyorum. Libya dosyası aldığı yeni boyutla, Erdoğan’a iç kamuoyunu oyalayacak başka bir müdahale alanı sunuyor. Yine bir ulusal beka meselesi önümüzde.

İç kamuoyunu bastırmak için geçerli bir kart. İkinci bir mesele; Libya, 2011’den beri başarısız bir müdahale alanı. Önce NATO müdahalesinin parçası olup silahlı isyanı kışkırtan daha sonra iç savaşın tarafı haline gelen Türkiye’nin savunulması zor politikası birden bire Akdeniz’deki enerji savaşı ve ülkenin yüksek çıkarlarıyla ilintili hale getirildi.

Libya ile mutabakat, Mavi Vatan’ı savunmaksa kim İslamcı güçlerle kirli ilişkileri sorgulamaya cesaret eder? Türkiye, gönderilen gemilerle BM’nin silah ambargosunu delen ülke durumuna sokulmuşken Akdeniz’deki stratejik oyu Libya’daki dehşet dengesine bina ediliyor. Anlaşmanın geçerliliğinden bağımsız olarak Erdoğan uluslararası alanda da tepe tepe kullanabileceği bir kart elde etmiş oldu.

Akdeniz’de mutabakatın çözemeyeceği bir denklem var; savaş kızışacak.

Libya ile yapılan anlaşmanın Libya ayağında sakatlıklar var. Ülke bölünmüş halde, iki hükümet iki parlamento, birbiriyle çatışan ordular ve milisler var. Tobruk’taki Temsilciler Meclisi, Erdoğan’ın anlaşmayı imzaladığı Trablus’taki Serrac hükümetini meşru görmüyor. Temsilciler Meclisi’ne göre hükümetin anlaşma yapma yetkisi yok.

Bu meclis uluslararası anlaşmaların onay makamı. Üstelik Türkiye’ye alenen düşmanlık ilan eden bir pozisyona sahip. Burada gariplik çok. Erdoğan uluslararası tanınmış hükümetle anlaştığını söylüyor. Evet, BM Güvenlik Konseyi kararı ile bu hükümet Libya’yı temsil ediyor.

Ama bu madalyonun bir yüzü. Savaşan tarafları barıştırmak için BM’nin arabuluculuğunda Aralık 2015’te Fas’ta bir mutabakat imzalanmıştı. BM o mutabakata destek verip bu mutabakata göre kurulacak hükümeti tanımıştı. İngilizlerin el çabukluğu ile geçirdiği bir karardı. Ama mutabakat ortada kaldı. İmzacılar bile imzalarına sahip çıkmadı. Ayrıca yasal süreçlerden geçip onaylanmadı.

Bu mutabakata göre kurulan hükümet de Temsilciler Meclisi’nden onay almadı. Onay almış olsaydı dahi görev süresi bir yıldı. Yani bir taraf diyor ki “Bu hükümet onaylanmadığı için henüz göreve başlamış bile sayılmaz.” Garip bir şekilde BM temsilcisi de bu görüşü savunuyordu.

Bir taraf da diyor ki “Meşruiyet kazandığını farz etsek bile hükümetin görev süresi Aralık 2016’da doldu.” Uluslararası toplum artık neyin hukuki olduğuyla ilgilenmiyor. Savaşan taraflardan kimin kazandığına bağlı olarak bu anlaşma çöpe gidecek ya da kalacak. Tabi anlaşmayı kurtarmak için Türkiye’nin yeni askeri maceralara atılması ihtimali de var. Libya savaşına daha fazla müdahil olabilirler. Deniz sınırlarını belirleyen anlaşmaya paralel olarak Libya’ya asker konuşlandırmaya imkân veren güvenlik anlaşması da imzalandı. Birbirini tamamlayan bir kurgu var. Bu anlaşma, Türkiye ile rakip bloklar arasındaki dolaylı savaşı kızıştıracaktır. Türkiye’nin karşısında büyük bir blok oluştu. Erdoğan’ın işi kolay değil. Ortada bir mutabakatla halledilemeyecek büyüklükte çetin bir mesele var.”