Ara 22 2017

'Dink cinayetine benzer bir tertip yolda'

 

Muhalif oldukları için yurtdışında yaşamak zorunda kalan gazeteci, yazar ve düşünürlere yönelik suikast planları yapıldığı iddiasıyla gündeme gelene HDP Milletvekili Garo Paylan, yeni bir Türkiye gladyosunun böylesi bir tertip için harekete geçtiğini savunuyor.

Paylan, 2007'de Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'i öldüren türde bir tertibin, yeni bir kaos ve darbe planı için devreye konulduğunu iddia ediyor ve bir an önce önlem alınması çağrısında bulunuyor.

Gazeteduvar'dan İrfan Aktan'a konuşan Paylan, suikast istihbaratının kaynağının sağlam ve Avrupa kaynaklı olduğunu belirtiyor ve kimi Avrupa ülkelerinin bu bilgi doğrultusunda önlemler aldığını aktarıyor.

Kimi isimlerin koruma altına alındığını ve teyakkuz halinde olunduğunu ifade eden Paylan, üç suikastçinin devrede olduğuna dair net bir bilgi olduğunu kaydediyor.

Üç kişinin sansasyon yaratacak isimleri hedef alacağını aktaran Paylan, "Türkiye’de belli güç odaklarının yönlendirmesiyle, Ogün Samast’vari üç suikastçi olduğunu biliyoruz. AKP’li bir milletvekilinin Almanya’daki bir grupla ilişkileri, bir kalemşörün televizyon ekranlarında MİT’i ve suikastçileri göreve davet etmesi de şüphelerimizi artırıyor" diyor.

Elindeki istihbaratla ilgili üç bakanlıkla ve MİT ile görüştüğünü ifade eden Paylan, "Hükümet veya devlet içinde birileri bu suikastçılara yol veriyor ve hedefe konanlar için 'hadleri bildirilsin' diyor olabilir" yorumunu yapıyor ve ekliyor:

"Ben Avrupa’daki Türkiye vatandaşı kişilere yönelik suikast planlarında da Dink cinayetindekine benzer bir dinamiğin devrede olduğunu düşünüyorum."

Eline ulaşan istihbarata göre hedefteki isimlerin önemli bir bölümünün Almanya'da olduğunu aktaran Paylan, özellikle son iki yıldır Avrupa’ya sığınmak zorunda kalmış gazeteciler, siyasetçiler, akademisyenler, kanaat önderleri olduğunu dile getiriyor.

Paylan şöyle devam ediyor:

Bunlar da çeşitli defalar ya hükümet, ya cumhurbaşkanı veya medya tarafından hedef gösterildiler. Eğer yandaş bir yazar bu insanları hedef gösteriyorsa, bir AKP’li milletvekili Almanya’daki belli bir grupla ilişkiler kuruyorsa, bu iklimden faydalanmak isteyen başka güç odakları da söz konusu olabilir.

Dolayısıyla bu tip bir cinayet araç olarak devreye konabilir. Üç tetikçiden başlayarak, “öldür” diyen yapının üzerine yürümek gerekiyor. Hrant Dink cinayetinde “öldür” diyen yapının üzerine gidilemediği için on yıl sonra aynı şeyleri yaşıyoruz. Keza 15 Temmuz darbe dinamiğini tetikleyen yapıya bakılamadığı için belki de bu günleri yaşıyoruz. Türkiye kendi Gladio’suyla hiçbir zaman hesaplaşmadı. Dolayısıyla hesap vermeyen bu yapı, ideolojik birliktelik yaşadığı güçlerle yeni kaos, darbe veya güvenlikçi anlayışın tahkimatı için planlar yapabiliyor. Fethullahçılarla da birlikte yürüyorlardı ama kavga anında herkes kendi ajandasını, planını devreye soktu. Şu an hedeflenen “araç cinayetlerle” de demokratik siyasetin tarumar olacağı yeni bir girdaba girebiliriz.

Planların aktörleri konusunda da Paylan, gladyonun döneme göre kimi zaman Ergenekon kimi zaman da 'FETÖ' formuyla ortaya çıkabileceğinin altını çiziyor ve "Batılı pek çok devlet kendi Gladio’suyla hesaplaştı ama biz bu hesaplaşmayı yapmadık" diyor.

Batıyla ilişkilerin koparılmasını isteyen "Avrasyacı" bir yapı olduğunu savunan Paylan, bu tip suikast planlarının Almanya’yla çok derin bir krize yol açacağı ve Türkiye’yi Avrupa’dan uzaklaştırmak isteyen yapıların bundan faydalanacağı görüşünü ileri sürüyor.

MİT yetkililerinin konuyu ciddiye aldıklarını umut ettiğini söyleyen Paylan, "Eğer vatandaşlarını korumak üzerine plan yapan bir MİT varsa, bu cinayetleri durdurur. Ama Paris’te üç kadın siyasetçinin öldürülmesinde olduğu gibi şu anda da MİT’te belli odaklar, belli planlar yapmışsa, hükümetin ve cumhurbaşkanının bu konuda sorumluluk alması, bunu sorgulaması lazım" yorumunu yapıyor.