Ara 31 2017

Berlin’de mültecilerden ‘mülteci gibi yaşama’ turları



Avrupa Birliği ülkeleri arasında en fazla göçmen kabul eden ülkelerin başında gelen Almanya, bir milyonluk yeni bir nüfusa ev sahipliği yapıyor. Son yıllarda - 2015 yılındaki akından sonra - göçmen sayısında düşüş yaşayan ülke en son göçmenlere ve mültecilerine ülkelerine geri dönmeleri için para vadeden bir program ile gündeme gelmiş, devlet yetkilileri göçmenlerin bu programdan yararlanmaları için çağrıda bulunmuştu.

Almanya’da kalmayı, ve burada kendine yeni bir hayat inşa etmek isteyen mülteciler arasından bir grup ise hayatlarını anlatmak ve deneyimlerini paylaşmak adına Berlin'de 'mülteci olmak' adlı turistik turlar düzenliyor.

Turda, mülteci rehberler Berlin'de görülmesi gereken yerleri ziyaret edip Almanya'da bir mülteci olarak yaşamanın nasıl bir deneyim olduğunu ziyaretçilere anlatıyorlar.

Kendilerine Querstadtein diye bu rehber grubun sekiz mülteci rehberi var. Şehirde mültecilerin rehberlik yaptığı iki kuruluştan bir tanesi.

Diğer grup ise 2015’te 'Refugee Voices' (Mültecilerin Sesi), olarak kurulmuştu. Lorna Cannon ve iki mülteci arkadaşı tarafından kurulan grupta herkes gönüllü rehberlik yapıyor.

Cannon, bu turların 'insanların mülteci olarak yaşamın nasıl olduğunu deneyim etmeleri ve mülteci olmanın ne anlama geldiğini görmeleri' için organize edildiğine vurgu yapıyor.

Refugee Voices, bir Eritreli kadın ve Iraklı Kürt bir mültecinin rehberliğinde Kopenhag'da da tur düzenledi ve 2018'e kadar Londra ve Paris'te de faaliyet göstermeyi amaçlıyor.

Refugee Voices'da çalışan Suriyeli tur rehberi Walid gönüllü olarak yaptığı işten bahsederken, "Mülteci olmanın ne olduğuyla ilgili çok büyük yanlış bir algı var. İnsanlar, mültecileri buraya hangi sebeplerin getirdiğini, tarihi anlasalar bu durumu daha farklı ele almaya da başlayabilirler" diyor.

Berlin'deki Querstadtein ise grup rehberlere ayda 200 euro ödüyor ve tur başına 13 euro ücret uyguluyor.

Neukölln, Berlin'in çok kültürlü bölgelerinden biri. Mahalle sakinlerinin yüzde 40'tan fazlası göçmen. Neukölln’u Berlin'in en hareketli yerlerinden biri" olarak tarif eden Mahmud, "Yaşamak için en çok talep gören yerlerden biri, çünkü çok yabancı var. Eğer göçmenseniz veya Berlin dışından geliyorsanız, burada rahat edebilirsiniz," diyor.

Berlin

Yakınındaki Sonnenallee ise, 1970lerde Lübnanlı göçmenlerin yerleştiği bölgelerden, Şimdi de 'Arap sokağı' olarak bilinen, şehrin Orta Doğulu toplumunun en çok yaşadığı bölgelerden biri.

"Burası tüm mülteciler ve şehirdeki Araplar için buluşma noktası. Kendilerini evlerinde hissediyorlar" diyor Mahmud.

Almanya'da Suriyeliler, Türkler, Polonyalılar ve İtalyanlardan sonra en kalabalık dördüncü yabancı topluluk oldu.

Berlin

Mahmud için "'Ich bin ein Berliner' (Ben bir Berlinliyim) demek çok kolay çünkü Berlin çok kültürlü olsa da kutuplaşmış bir şehir. Neukölln ve Kreuzberg gibi bölgeler sağcıların kalesi olarak bilinen Marzahn-Hellersdorf gibi bölgelerden çok farklı.

Bu tip yerler mülteciler için 'kesinlikle gidilmeyecek' bölgeler arasında.

Peki bu turlar, Almanların 'Elendstourismus' dediği 'sefalet turizmine' dönüşme tehlikesi taşıyor mu sorusuna Refugee Voices'ın kurucularından Mohamad, şöyle yanıt veriyor:

"Eğer turistlere 'yoksul insanlar' hissi verdiğini hissetsem devam etmezdim. Turun amacı bu değil."

 

Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz