Sezin Öney
Kas 05 2017

Ankara'nın dışına taşma arzusu hep oldu: Gökçek

Tam 8060 gün...Melih Gökçek, 28 Ekim'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "istifaya" ilişkin "nazik isteğini kırmayarak",  kabul ettiği zamana dek, tam 8060 gündür,  başkentin belediye başkanı koltuğuna oturmaktaydı.

23 Mart 1994'te Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçilen Gökçek, daha öncesinde gene başkentin yerel yönetiminde önemli rol oynuyor ve kentin en kalabalık ilçesi olan Keçiören'de 1984-1989 yılları arasında belediye başkanlığını yapıyordu.

Bu da demektir ki, Ankara sakinlerinden, bugüne kadarki ömürlerini sadece ve sadece Gökçek'in yönettiği, oyun hamuru gibi bir şehirde geçiren nesiller var... 

Ankara, herhangi bir "başkent" değil: çok da sembolik tarihi olan bir şehir. Türkiye'nin ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün, Anadolu'nun merkezinde,  yeni kurulan ülkenin yeni başkenti olarak inşa ettiği bir kent. Daha büyük ve daha kozmopolit İstanbul'dan uzak, siyasetin ve bürokrasinin-devletin kalbi; hükümetin ve Meclis'in, bütün bakanlıkların ve binlerce memurun evi...

Ve bunca yıl "yapışık ikizlikten sonra", Gökçek'siz Ankara'yı ya da daha ötesinde Ankara'sız Gökçek'i hayal etmek de zor.

Melih gökçek

 

Dile kolay, yaklaşık çeyrek yüzyıldır, Ankara'yla sanal alemde kentlerin kurulduğu  "Sim City" adlı bilgisayar oyunu oynuyor gibi oynadı. Kentin Kuzey'inde "Gökçekistan" olarak adlandırılabilecek derecede "ona has" bir bölgeyi yoktan inşa etti, başkentin geleni "Las Vegas"vari, floresan ışıklarla aydınlattı, devasa plastik heykellerle süslü tuhaf tema parkları kurdu, kente Selçuklu ve Osmanlı'ya öykünme iddiasında kapılar ve saat kuleleri dikti, sokak ve cadde isimlerini kafasına göre değiştirdi.

"Ankarası" olmayan bir Gökçek'i hayal etmek zor dedik: ama Gökçek'in, hep başkentin ötesine uzanan hevesleri de yok değildi. Bir kere, her zaman ulusal ve hatta uluslararası haberlere konu almaktan da keyif alıyordu. Twitter mesajları ötesinde de, her zaman "büyük harfle" konuşan biriydi; kendi ulusal televizyon kanalıyla ve ulusal-uluslararası gündeme müdahil oluyor ve "Ankara'nın dışına taşma" arzusunu açıkça ortaya koyuyordu. 

Gökçek'in ailesi aslında Urfa'nın Halfeti ilçesinden; kökleri de (Gökçek'in kendi ifadesiyle) Tatarlara dayanıyor. Bu kökleri ön plana çıkarmayı seven Gökçek, Ankara'daki Tatar kültürüne odaklı etkinlikler de düzenliyordu.  
Babası Ahmet Gökçek, siyasete atılmış bir avukattı; Adalet Partisi Gaziantep İl Başkanlığı yapmıştı. Melih Gökçek de, babasının izinden gitmeden önce, başka bir meşgaleyi denemişti; gazetecilik...

melih gökçek

 

Evet, bir zamanlar Melih Gökçek bir muhabirdi...İş hayatına, Gaziantep'te Haber gazetesi muhabiri olarak başladı ve Ankara'da da, Meclis muhabiri olarak çalıştı. Zaten, Ankara'ya gelişi de, Gazi Üniversitesi Gazetecilik Yüksek Okulunda okumak içindi. Kıbrıs'taki askerliğinden sonra da Gökçek, Ankara'ya  yerleşti ve ticarete atıldı. 

Gökçek, siyasete nispeten atıldı: politikayla, ancak 36 yaşında ciddi bir şekilde ilgilenmeye başladı. Atılır atılmaz da, 1984 yılında Anavatan Partisi (ANAP) çatısı altında, Keçiören Belediye Başkanlığına seçildi. 1991'de de, Refah Partisi'nin milletvekillerinden biri olarak muhabirlik yaptığı Meclis'e geri döndü. Sonrası malum; 1994'te Refah Partisi'nin adayı olarak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na seçildi ve seçiliş o seçiliş...

Refah Partisi kapatıldıktan sonra, Fazilet Partisi'ne geçti ve 1999'da yeniden seçildi. 2003'te de Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)'ne geçti.

Ancak Gökçek, geç bir dönüşüme vardı ve seçimlerin nereden geldiğini anlamak ve 2003'te, eleştirdiği AK Parti'ye katıldı. 11 Haziran 2002 tarihli Akşam gazetesinde, İsmail Küçükkaya'nın Gökçek ile yaptığı röportajda şu ifadeler yer almıştı: 

"Hükümete [DSP-MHP-ANAP koalisyonu] kızanlar tek adres olarak Tayyip Erdoğan'ı görüyor. Vatandaş ne zaman ki başka bir seçenek görür, derhal o alternatife dönecektir. İşte o seçenek biziz. Liderler arasında Melih Gökçek'ten başka başarılı geçmişi olan ikinci bir lider yok. Siyasi ve bürokratik tecrübesi olan ikinci bir kişi yok.  Dikkat edin liderlere, küt diye genel başkan olmuşlardır. Şu anda AKP ve lideri dahil, bir tek projesini duydunuz mu? Hortumları keseceğiz! Başka yok. Tayyip Bey'in dayandığı bir taban var, bir de benim dayandığım taban var. Tayyip Bey sadece Fazilet tabanına dayanan bir siyaset yürütmeyi tercih etti. Dolayısıyla bizim avantajımız Tayyip Bey'e göre daha fazla".

gökçek eğleniyorken

 

Bu röportaj da Akşam'da, ‘‘Melih Gökçek eski takım arkadaşını siyasi hedef ilan etti. 'Tayyip'i silerim. Tek alternatif benim. Gökçek, AKP lideri Erdoğan'ın alternatifi olduğunu söyledi. Erdoğan'a ilgi çok, ancak karşısına güçlü bir aday çıkarsa, onu siler süpürür' dedi’’ manşeti ile yer aldı. 

Belki de, bu gibi sözleri hatırladıklarından olacak; Gökçek, AK Parti elitleri arasında hiçbir zaman popüler olmadı. Ayrıca, partisi mensupları da dahil olmak üzere, yoluna çıkan veya rakip olarak gördüğü herkese, son derece agresif bir tutum takınıyordu. 

Tüm siyaset stili, kural tanımaz ve agresifti aslında-2003'e geri dönelim: Ankara'da Kızılay Meydanı'nda trafiği kısıtlamak için yapılan "referandumu" anımsayalım. O referandum, Yüksek Seçim Kurulu tarafından Anayasa'ya aykırı bulunmuştu. Üstelik de, belediye çalışanlarının aileleri ile birlikte, belediye otobüsleriyle Kızılay'a getirilerek oy verdirilmeleri söz konusu olmuştu. Hatta, bazı sandıklarda da, otobüslerle getirilen çocukların oy kullandığı gözlenmişti. Sonunda da Gökçek, mahkemelerin kararlarını da tanımayarak, istediği düzenlemeleri yapmıştı.

gökçek parkta

 

Tabii, bir de, meşhur "trafoya kedi girmesi" hadisesi var.  30 Mart 2014'te, Ankara'yı az kalsın kaybediyordu Gökçek ama, o gece tuhaf anlar yaşandı başkentte...Sabah olduğunda da, belediye başkanı koltuğunda hala Gökçek oturuyordu. 

Ankara'ya Disneyland kuracaktı, denizi getirecekti derken, "şimdilik" köşeye çekildi-mi acaba?