Gökhan Güneş’ten haber alınamıyor: ‘Kendisini kaçıran kişiler polis midir?’

İstanbul İkitelli'den çalıştığı Başakşehir'deki şantiyeye gitmek üzere önceki gün 12.20 sularında 79 FY hattına binen Gökhan Güneş, Şehit Abdülselam Özatak İlköğretim Okulu durağında otobüsten indiğinde etrafını saran 4-5 kişi tarafından kaçırıldı. 

Güneş’in ailesi kendi imkanlarıyla Gökhan’ın kaçırıldığına dair görüntülere ulaşarak, kamuoyuyla paylaştı. Görüntülerin kamuoyuyla paylaşılmasının ardından Güneş’in bulunması için toplumsal baskı oluşurken, Güneş’ten halen bir haber alınmış değil.

Güneş’in ailesi çocuklarının akıbetini sormak için Vatan Caddesi'nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü önüne gitti. 

Müdürlük önünde bekleyen ailenin etrafı polisler tarafından çevirilirken, aileye destek için orada bulunan Hıdır Yılmaz ve Ömer Akgün isimli yurttaşlar gözaltına alındı. İki kişi daha sonra serbest bırakıldı. 

Güneş’in ablası Gülhayat Toraman, kardeşinin devlet güçleri tarafından kaçırıldığını söyleyerek, kardeşinin akıbetini sormak için Vatan Caddesi üzerinde bulunan İstanbul Emniyet binasının önüne gittiklerini, gider gitmez etraflarının polis tarafından çevrildiğini belirtti. Toraman, “Ben kardeşimi arıyorum. Kardeşimi sormak için gittim ve bize müdahale edildi. Kardeşimin bulunması için herkesin mücadele etmesi gerekir” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu da konuyla ilgili açıklama yaptı.

HDP’den yapılan açıklamada, "Gökhan Güneş’in akıbetine ilişkin İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı başta olmak üzere iktidar yetkililerini derhal konu ile ilgili açıklama yapmaya çağırıyoruz. Ve soruyoruz; Gökhan Güneş gözaltında mıdır? Kendisini kaçıran kişiler polis midir, değilse gün ortasında İstanbul gibi mega bir kentte insanları zorla kaçıran “şehir eşkıyaları” kimdir? 7-24 her sokağı kameralarla izlenen bir kentte gün ortası bir yurttaşımızın kaçırıldığının görüntülerle sabit olmasına rağmen iktidarın süren bu sessizliği sorumluluğunun kabulünden başka bir anlama gelmemektedir. Dolayısıyla bu vahim ve kabul edilemez olaya karşı susan sorumlular, sustukları her an daha fazla şaibe altında kalmaktadır. Günümüz koşullarında Türkiye’de böyle bir şüphenin yaratılmış olması bile iktidar için büyük utançtır” denildi.

(Mezopotamya Ajansı)