Sabuncu'nun yazısı 'AKP kendi içinde bölündü mü' dedirtti

İnsan hakları savunucusu Osman Kavala, 1 yıldır iddianamesiz cezaevinde tutulurken kamuoyunda ‘İkinci Kavala Operasyonu’ olarak yorumlanan yeni operasyon dalgası başlatıldı.

Aralarında akademisyen ve aydınların da bulunduğu 13 kişi gözaltına alınırken 12’si savcılık ifadeleri sonrası serbest bırakıldı, 1’i (Yiğit Aksakoğlu) ise tutuklandı.

T24 yazarı Murat Sabuncu, konuyu yakından bilen avukatlar ve bazı isimlerle görüştüğünü belirterek bazı yorumları köşesine taşıdı.

Sabuncu’nun, “Neden şimdi” sorusuna aldığı cevaplar arasında AKP’de bir bölünmenin yaşandığına dair görüşü de yer alıyor.

Dört farklı kişiyle konuştuğunu söyleyen Sabuncu, bunlardan ikisinin sorgulara katılan avukatlar olduğunu, birinin Ankara’dan siyaset içinden bir yetkili, diğerinin de Avrupa Birliği ile yakın irtibatı olan Türkiye vatandaşı bir gözlemci olduğunu kaydediyor.

Sabuncu’nun aktardığına göre “Bu çapta önemli isimlerin gözaltına alındığı bir operasyondan en üsttekilerin habersiz olduğunu düşünmek saflık olur” görüşü ortak kanaat olarak öne çıkıyor. Ancak önümüzdeki hafta Yüksek Düzey Siyasi Diyalog Toplantısı için Türkiye’ye gelecek Avrupa Birliği üyelerinin ziyaretinin hemen öncesi yapılan operasyonun kuşku verici olduğu yorumu da ön planda.

Dört kişiden gelen notlara göre iktidarın çok parçalı bir durumda olduğu söyleniyor. Operasyondan haberli ama bir yanda daha milliyetçi çizgiyi güvenlikçi politikayı öne çıkaran, AB’den ve değerlerinden hoşlanmayan bir grup. Öte yanda temsil ettikleri makamlar itibariyle başta ekonomi iyi gitsin ve “ben-biz” kazanalım diyen “yararcı” diğer grup son olarak “tıkandık yeni hikaye yazmak lazım-kuruluş günlerine dönelim” diyen daha çok “demokrasiyi” savunanlar grubu olduğundan bahsediliyor.

Yazıda, “Operasyon birinci grubun ürünü” iddiası dikkat çekiyor.

Sorguya giren avukatlar, içeride müvekkillerine ne sorulduğunu ve ne yaşandığını ise şöyle anlatıyorlar:

Osman Kavala bir yıl önce tutuklandığında Savcılık “Gezi’deki ve 15 Temmuz darbe girişimindeki” rolü iddialarıyla “Hükümetin ortadan kaldırmaya” teşebbüs deyivermişti. Büyükada’da Otel’de (bu davanın geldiği traji komik durum kamuoyunun bilgisinde…MS)  yapılan bir toplantıda Henry Barkey ile “olağan ötesi irtibat” kurduğu iddia ediliyordu. Savcılık bir yıl önce “kendine yakın medyaya sızdırdığı haberlerde” elinde pek çok bilgi olduğunu söylüyordu. Ancak bir yıldır yazılamayan iddianame “delillendirmede sıkıntı yaşandığını” ortaya koydu. Yapılan operasyon ile göz altına alınan müvekkillere Kavala ile irtibat halinde 5 yıl önceki Gezi eyleminde birlikte organizasyon içinde oldukları gerekçe gösterildi. Buradan ve sorulardan iki sonuç çıkardık. Birincisi Kavala’nın iddianamesi hazır kısa sürede yayınlanacak ama tek başına olmaz diye yanına “ek kişiler” lazımdı. İkincisi yaklaşık 3 bin sayfayı bulduğu, yüzlerce sayfa dinlemeye yer verildiği söylenen Kavala iddianamesinde 15 Temmuz ile ilgili iddialar değil Gezi üzerinden bir “suç oluşturma gayreti” olduğunu müşahade ettik.  

-Müvekillerin önüne 2013 yılına ait “FETÖ’cü olduğu iddia edilen polislerin yaptığı dinlemeler” konuldu. Buradaki konuşmalar üzerinden bir yargıya varmışlar. İktidarın Gezi ile ilgili kaygılarının kanıtlanması misyonuyla hareket edilmiş. Ama her biri bir diğerinden farklı bu konuşmalar üzerinden atılı suç iddia eden için fazla zorlama olmuş.

-Cuma günü 4 günlük süre denince biz en erken pazartesi sorgu olur diye bekliyorduk ama ilginç bir şekilde hızlı hareket ettiler. Toplam 20 kişilik bir gözaltı listesinden bahsediliyordu. Biz tahminen ilk 14 kişilik grubun ardından Salı diğer 6 kişi için (kim oldukları bilinmiyor) yeni operasyon olacağını tahmin ettik.

-Arap Baharı, Ukrayna, Soros üzerinden bir benzerlik kurarak “Gezi”yi kriminalize etme çabası vardı sorularda ve yorumlarda. Kolluk iyi çalışmış (avukatın yorumu MS) kendi algısı ve iktidarın beklentisiyle sonuçlar çıkarıp, sorular hazırlamış.


Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.