Oca 09 2018

Fadıl Öztürk: Devlet, 12 Eylül'den sonra bir kez daha beni ciddiye aldı

Artı Gerçek yazarı-şair Fadıl Öztürk, gözaltına alındıktan 3 gün sonra bugün serbest bırakıldı. Kendisine yöneltilen suçlamaları bilmeden İzmirdeki evinde gözaltına alınmıştı Öztürk. Fadıl Öztürk ile birlikte 8 kişi daha gözaltına alınmıştı.

Bugün tutuklama istemi ile Sulh Ceza Hâkimliği’ne sevk edilen Öztürk’ün de aralarında bulunduğu 7 kişi adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken, 1 kişi “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla tutuklandı.

Gazete Duvar’a konuşan Fadıl Öztürk, 12 Eylül darbesi döneminde de cezaevine girdiğini belirterek, bugünkü durumun, o döneme göre dahi iyi olarak değerlendirilemeyeceğini söylüyor ve ekliyor:

“Suçlamalarda örgüt üyeliği deniyor ki bunun içinde Mahir’in THKP-C’sinden tutun da Deniz’in THKO’suna, İbrahim’in TİKKO’suna varıncaya kadar hepsi var. Bu suçlamaların altında yatan şey de ölüm yıl dönümlerinde sosyal medya üzerinde onların resmini paylaşmam.”

Öztürk, sosyal medya paylaşımları nedeniyle suçlandığını aktarıyor. Savunmasında, Öztürk, “Beni eğer yargılamak istiyorsanız yazdığım makalelerden, şiirlerden, deneme ve öykülerden yargılayın. Benim hayatım sadece Facebook değil ki, siz önüme getirmişsiniz paylaşımlarımı, sanki bütün hayatım oymuş gibi, oradan vurmaya çalışıyorsunuz” demiş.

Polis sorgusunda kendisine “Selahattin’in resmini paylaşmışsın” dendiğini, bunun üzerine “Türkiye’de onun gibi dürüst, temiz, önü açık, zihni bulanık olmayan bir tane siyasetçi bana gösterin. Bunlardan dolayı o adamı destekledim, desteklerim de’ dedim” karşılını verdiğini söylüyor Öztürk. İzmir dışına çıkmasının yasaklandığını kaydediyor sonra ve şu ironiyi yapıyor:

“Beni devlet ilk seferinde 12 Eylül’de ciddiye almıştı, bir de şimdi aldı. Bir taraftan da bu durum hoşuma gidiyor yani, ironik bir durum bu.”

Artı Gerçek Genel Yayın Yönetmeni Celal Başlangıç, bugünkü yazısında gözaltı kararına tepki gösterirken, Öztürk’ün son yazısından “Biz, düş kurmakta çağın suçlusu olduk” alıntısını yapmış ve şunları yazmıştı:

“Ama bir gözaltıyla, bir nezarethaneyle, bir cezaeviyle korkutamazsınız Fadıl’ı. O inançları uğruna yaşamının 10 yılını bir ranzada yastık yapıp yatmıştır. Fadıl direnmeyi yaşamına dize dize dökmüştür. ‘gün söndüğünde, el-ayak çekildiğinde sokaklarda sen de çekileceksin bir bıçağın yaradan çekilmesi gibi asla baş eğmeyeceksin’ demiş bir yürekli şairdir Fadıl. Onun için hiç yeltenmeyin; Fadıl’ı o nezarethaneye sığdıramazsınız!”